Hz İsa ve Mehdi

“Hz. Mehdi diye birşey yoktur ve Hz. İsa dünyaya tekrar gelmeyecek” diyenler var.

İslami kaynaklardaki sağlam bilgiler doğru anlaşıldığı ve tahlil edildiğinde çıkan sonuç şudur:

Kesin olan, Hz. Îsa’nın Yahudiler tarafından çarmıha gerilerek, omurgası parçalanarak öldürülmediği, Allah Teala’nın kulu ve elçisini onların elinden bir şekilde kurtardığı, onu daha sonra vefat ettirdiği ve kendine yükselttiğidir. Vefat ettirmenin şekli ve zamanı ile kendine yükseltmenin nasıllığı konusu ihtimallere (farklı yorumlara) açıktır. Kur’an-ı Kerîm’de şehidlerin mutlu sonlarını anlatılırken “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın; bilakis onlar diridirler, Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar…” buyurulmuştur. Bu ayete göre şehidler de -diğer insanların ölmesi gibi- ölmemişlerdir, Rableri nezdinde rızıklara mazhar olmaktadırlar; ancak bu ifadeyi “Rûhları ve cesetleriyle Allah’ın nezdine yükseltilmişlerdir ve orada dünyalılar gibi yaşamaktadırlar” şeklinde anlamak mümkün değildir. Şu halde hayatın da, ölümün de çeşitleri vardır ve Allah nezdinde olmak, Allah’a yükseltilmek maddî olarak anlaşılamaz; çünkü Allah zamandan, mekandan ve maddeden münezzehtir.

Bu konulara giriş olarak yazdığım kısımda şu önemli kuralı zikretmiştim: “İslam alimlerine göre inanç konusunda bir hadîsin delîl olarak kabûl edilebilmesi için onun mütevatir olması (ilk nesilden itibaren birçok ravî tarafından aktarılması) gerekir”. Hz. İsa’nın yeniden geleceğini bildiren hadîslerden hiçbiri mütevatir değildir. Tamamında ortak olan “yeniden gelecek” kısmı için mütevatir diyenler vardır, onlara göre de -bu ortak kısım dışında kalan- detaylar mütevatir değildir, delîl olmaz. Bir iki kişinin rivayet ettiği bir hadîsi, inanç konusunda delîl olarak kabûl etmemek, Hz. Peygamber’e (s.a.) muhalefet değildir; “O’nun böyle bir söz söylediğine dair güçlü delîl yok, söylememiş olabilir” demektir. Böyle ihtimalli sözler ile de kesin ve ortak bir İslam inancı oluşmaz.

Bir Mehdî ve Îsa Mesîh beklentisi, çeşitli zamanlarda birtakım sahtekarların ortaya çıkıp mehdîlik ve mesîhlik iddiasında bulunmalarına sebep olagelmiştir. Hz. Îsa’nın, bir ıslahat vazifesi ile dünyaya yeniden gelmesi mukadder ise bunun için gövdesini ölümsüz kılmak ve onu gökte bekletmek zarûrî değildir; bunun ilahî takdir ve kudret ile başka şekillerde de gerçekleşmesi mümkündür. Müslümanların vazifesi de ıslahat için Mehdî’yi veya Hz. Îsa’yı beklemek değil, kötülüğü engellemek, iyilik ve güzellikleri yaymak, yaşamak ve yaşatmak için elden geleni yapmak, canla başla çalışmaktır. Müminlere bunu yapıp yapmadıkları sorulacak, mükafat ve ceza da buna göre olacaktır. “Bir kurtarıcı gelecek diye bekledim, bu sebeple ben -gücüm yettiği kadar da olsa- dinin emirlerini yerine getirmedim” diyen bir kimsenin mazereti kabul edilmeyecektir.

HAYRETTİN KARAMAN/ YENİ ŞAFAK