Vahiy kitabı Hz. İsa’nın önemli havarilerinden ve Hz. İsa’nın hayatını anlatan 4 İncil’den sonuncusunun yazarı, Havari Yuhanna tarafından yazıldığı idda edilmektedir. İncil’de Yuhanna’nın yazdığı iddia edilen iki mektup daha vardır. Havari Yuhanna tarafından, M.S. 95 yılında Roma İmparatoru Titus Flavius Domitianus tarafından Ege Denizindeki Patmos’a adasına sürülmüştü. Yuhanna bu adada sürgün yıllarını geçirirken, Anadolu’da, Ege Bölgesi’nde bulunan 7 kiliseye hitaben yazdığı bu bölüm, İncil’in 27. ve son bölümüdür. Havari Yuhanna adada bir mağarada bir görüm görerek, bunları yazıya geçirmesiyle bu kitapçık oluşmuştur. Hz. İsa’nın ikici defa yeryüzüne dönüşü öncesi olaylarla ilgili en kapsamlı açıklamalar, İncil’in 27. kitabı olan Yuhanna’nın Vahyi’nde bulunmaktadır. En kapsamlı bilgi bu bölümde olmasına rağmen, en karmaşık ve çözümü en zor bilgiler de yine bu bölümdedir. Biz bu bölümde, bu bilgilerin çözümünden ziyade, hangi zamana ait olduğuyla ilgileneceğiz. Hz. İsa’nın ikinci gelişiyle ilgili diğer açıklamalar, benzer anlatımlarla Matta, Markos, Luka İncillerinde bulunmaktadır. Ancak bu İncillerden geri dönüşün tarihini kestirmek çok kolay. çünkü bu üç sinoptik İncil’de, bizzat Hz. İsa’nın kendi ağzından geri geliş tarihlerinin bir çok yerde verildiğini görmüştük.  İncilerden geri dönüşün M.S. 1. yüzyıl ile 2. yüzyıl arasında bir tarihte olacağı çok açık anlaşılmaktadır (Matta-24). Bu konudaki incelemelerimizi konu ile ilgili bölümde genişçe vermiştik. Hz. İsa’nın, o anda çevresinde yaşayanların daha bu dünyadan ayrılmadan, ikinci gelişini gerçekleşeceği, İncillerde bir çok defa kendi ağzından söylediği görülmektedir. Pavlus’un 1. ve 2. Selaniklilere Mektupları’nda da bu konudaki tartışmalardan görülmektedir. Bu yüzden ilk kilise döneminde yaşayanlar, Hz. İsa’nın gelişini çok yakın bir zaman dilimi içinde gerçekleşeceğini beklediler. M.S. 70 yılında Kudüs’ün ve Tapınağın yerle bir olması, geliş öncesi anlatılan sıkıntıların gerçekleşmiş olmasıdır. Hatta M.S. 65 yıllarında tapınağa Roma İmparatoru Caligula’nın heykeli dikilmesi, Daniel’in dediği mekruh şey de tapınağa dikilmiş olmasıydı.66 Daniel kitabında yazılı olan 4 krallıktan Roma ve beklenen yıkımda gerçekleşmişti. Roma İmparatoru zalim NERON isminin sayı değeri de Deccal’in sayı değeri 666′ya eşitti. Aslında Vahiy Kitabı’nda fahişe Babil, zulmün o günkü merkezi ROMA şehrini simgelediği ortada. İncillerde yazılı beklenen bir çok şey olmuştu. Ama nedense beklenen Mesih’in geri gelişi bir türlü gerçekleşmemişti. Daha sonraki uzayıp giden yıllarda bu bekleyişten vazgeçilerek, Hz. İsa’nın ikinci gelişi ve Tanrı’nın yeryüzü krallığı, Kilisenin dünyada giderek yayılması olarak (Augustinus’un yorumu) yorumlanmıştır. MS: 400′den sonrada bu konu 1800 yıllarına kadar tamamen unutulmuştur.67

Hal böyle iken Yuhanna’nın Vahyi’nde bilim kurgu romanı gibi yazılmış bazı anlatımlar, günümüze dönük zorlama yorumlamalarla tekrar gündeme getirilmiştir. Diğer bölümlerde Mesih öncesi anlatılan olayların yorumu üzerinde yeterince durduğumuz için, bu bölümde bunların ayrıntıları üzerinde durmayacağız. Yuhanna’nın Vahyi’nde anlatılan olayların, ilk üç İncillerde anlatıldığı gibi yakın zaman dilimi için mi, yoksa günümüz gibi uzak zaman dilimine mi yazılmış, bunu anlamaya çalışacağız. Şimdi bunu sorgulayacağız. Tabi bu gerçeği anlamak için, yine Vahiy Kitabından deliller bulmaya çalışacağız.

“1 İsa Mesih’in vahyidir. Tanrı yakın zamanda olması gereken olayları kullarına göstermesi için O’na bu vahyi verdi. O da gönderdiği meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna’ya iletti.

2 Yuhanna, Tanrı’nın sözüne ve İsa Mesih’in tanıklığına -gördüğü her şeye- tanıklık etmektedir.

3 Bu peygamberlik sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır.

7 İşte bulutlarla geliyor! Her göz O’nu görecek, O’nun bedenini deşmiş olanlar bile. O’nun için dövünecek yeryüzünün bütün halkları. Evet, böyle olacak! Amin.” (Vahiy-1)

Daha fazla bir şey söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Hala ikna olmayanlar için bir tane daha;

“7 “İşte tez geliyorum! Bu kitaptaki peygamberlik sözlerine uyana ne mutlu!” (Vahiy-22)

Hala yetmez diyenler için son bölümden iki tane daha delil gösterebiliriz. Bunları merak edenler kendileri zahmet edip baksınlar artık.   Sanırım birilerinin aklına hemen İncil’deki Havari Petrus’a ait olduğu iddia edilen mektuptaki zaman kavramı gelecektir (2.Petrus- 3:8 Sevgili kardeşlerim,şunu unutmayın ki,Rab’bin gözünde 1 gün bin yıl ve bin yıl 1 gün gibidir.). Bütün bunlar durumu kurtarmak için geliştirilen şeylerdir. Neden mi? Bu sitedeki “HZ. İSA  YERYÜZÜNE NE ZAMAN GELECEK?” isimli bölüme bir bakarsanız durumu daha iyi anlarsınız. Ayrıca diğer ilk üç İncil’de Hz. İsa “ben 21. yüzyılda geleceğim” demediğini ve “bu nesil benim geleceğimi görecek” dediğini de göz önüne alarak olayları tekrar düşünelim. Bir de şu gerçeğe dikkatinizi çekerek bu değerlendirmeyi yapmanızı tavsiye ederim. Aslında Havari Yuhanna’ya atfedilen Vahiy kitabı’nın İncil Kanonu’na ( kilisece Tanrı esinlemesi olarak kabul edilmesi) dahil edilmesi biraz zor olmuştu. Bir çok kilise bu kitabın tanrısal olduğunu kabul etmedi. Önceleri Yuhanna’ya aidiyeti sorgulandı. Özellikle Süryani, Ermeni gibi doğu kiliseleri bu bölümü İncil’e katmadılar.68 Protestanlığın kurucusu Martin Luther, İncil’i Almanca’ya çevirdiğinde bazı bölümlerle, Vahiy bölümüne de doğu kiliseleri gibi şüpheyle yaklaştı ve ayrı bir bölümde yer verdi. Bu kitapçıkla yatıp kalkan, yüzyıllardır bir türlü aslı çıkmayan kehanetleri zorlama yorumlarla günümüze uydurmaya çalışanlara, biraz da bu kitabın sıhhati üzerinde kafa yormalarını tavsiye ederiz. Tevrat ve İncil’de bulunan kehanetlerin bir çoğu M.S. 1. yüzyılda gerçekleşmişti. Hem Vahiy ve hem de ilk üç İncil’de bulunan ve gök cisimlerinden bahseden bazı kehanetler daha var.  Gerçekleşmesi konusunda tereddütleri olanlar için son bir kehanetten daha bahsedelim:

“24-25 “Ama o günlerde, o sıkıntıdan sonra, ‘Güneş kararacak, Ay ışık vermez olacak, Yıldızlar gökten düşecek, Göksel güçler sarsılacak.’

26 “O zaman İnsanoğlu’nun bulutlar içinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.” (Markos-13)

Büyük yıkımın olduğu günlerde geri geliş öncesi, bir de gökte bazı olaylardan bahsedilmektedir. Bunun kaynağı nedir. M.S. 70 Kudüs ve tapınak yıkıldıktan sonra, M.S. 79 da Vezüv patladı ve uzun süre yaydığı toz bulutundan güneş ve ay görünmedi. Yani bu kehanette o yıllarda gerçekleşmişti. Kimse gökten yıldızlar düşecek, güneş sönüp yok olacak diye beklemesin. Zaten bu gök olaylarından sonra İsa gelecekse, kimse Armagedon savaşı olacak v.s diye ümitlenmesin, çünkü gökler bozulduğunda, onun gelişini görecek bir kimse veya Armagedon savaşı yapılacak bir yeryüzü parçası kalır mı? Bunu da belirtmiş olalım. Akıllarda bir soru kalmasın.

Aslında bizim gibi bir çok Hıristiyan İlahiyatçı da İncil’de Mesih öncesi olacağı yazılı olayların geçmişte olmuş olması muhtemel diye düşünmektedir. Günümüzde Hıristiyan dünyada ABD’li İlahiyat Profösörlerinden Wayne Grudem ve Jeff Purswell’in birlikte yazdığı ve dilimize de çevrilen “Hıristiyan İlahiyatı” isimli eserde konu üzerinde genişçe tahliller yapılmıştır. Sonuçta gökteki belirtiler dışında diğerlerinin hepsinin gerçekleşmiş olduğunu akla yatkın bulmaktalar.69 Bizce bu olayın belirtileri Vezüv’ün patlamasıyla gerçekleşmiş olması akla yatkındır.

Toplam 586 kez, bugün ise 3 kez okunmuştur.


Ana sayfaya dön.