Tevrat’ta beklenen Mesihle ilgili kehanetler daha çok bu bölümlerdedir. Şimdi bunların gerçeğini görelim.

Yeşaya Peygamber, M.Ö. 740-710 yılları arasında Yahuda Krallığında yaşamıştır. Bu dönemde kuzeydeki İsrail Devleti Asur tehdidindedir. M.Ö. 721′de Asur Krallığı Kuzeydeki İsrail Devletini işgal ediyor ve ilk ciddi Mesih beklentisi başlıyor. Fakat Tevrat’ın Yeşaya Bölümü’nde bazı gariplikler dikkatimizi çekmektedir. Peygamber Yeşaya döneminde Babil Krallığı’nın Yahuda Devleti üzerinde herhangi bir tehdidi olmadığı halde, 13. bölümde itibaren Babil’den bahsetmeye 21.  yıkılacağından 45. bölümde de Pers Kralı Koreş Mesih ilan ediliyor. Babil’in yıkımı M.Ö. 538′de olduğundan Yeşaya’da ayrıntılı bir şekilde bu olayların geçmesi üzerine konunun uzmanları, bu kısımların M.Ö. 4 asırda Tevrat’ın yeniden derlenmesi ilave edildiği veya ikinci bir Yeşaya’nın varlığına bağlamışlardır.44 Ayrıca  yine Yeşaya’nın yazdığı kehanetlerden gerçekleşmeyen kehanetler vardır:

23 O gün Mısır’la Asur arasında bir yol olacak. Asurlu Mısır’a, Mısırlı Asur’a gidip gelecek. Mısırlılar’la Asurlular birlikte tapınacaklar.24 O gün Mısır ve Asur’un yanısıra İsrail üçüncü ülke olacak. Dünya bu üçü sayesinde kutsanacak.25 Her Şeye Egemen RAB, “Halkım Mısır, ellerimin işi Asur ve mirasım İsrail kutsansın” diyerek dünyayı kutsayacak(Yeşaya-19)

Hâlbuki gerçekte Asur Krallığı, İsrail devletinin varlığına son vermiş ve değil üç devletin birlikte varlığı, İsrail’de yaşayan İsrail Oğullarının on kabilesini sürgün etmiş ve öyle ki, bu on kabile diğer milletlerin arasında yok olup gitmiştir.Şimdi Yeşaya’nın son derece meşhur diğer bir kehanetine bakalım;    “1 İşay’ın kütüğünden yeni bir filiz çıkacak, Kökünden bir fidan meyve verecek.2 RAB’bin Ruhu, bilgelik ve anlayış ruhu, Öğüt ve güç ruhu, bilgi ve RAB korkusu ruhu Onun üzerinde olacak.3 RAB korkusu hoşuna gidecek. Gözüyle gördüğüne göre yargılamayacak, Kulağıyla işittiğine göre karar vermeyecek.4 Yoksulları adaletle yargılayacak, Yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek. Dünyayı ağzının değneğiyle cezalandıracak, Kötüleri soluğuyla öldürecek.5 Davranışının temeli adalet ve sadakat olacak.6 Onun döneminde kurtla kuzu bir arada yaşayacak, Parsla oğlak birlikte yatacak, Buzağı, genç aslan ve besili sığır yanyana duracak, Onları küçük bir çocuk güdecek.7 İnekle ayı birlikte otlayacak, Yavruları bir arada yatacak. Aslan sığır gibi saman yiyecek.8 Emzikteki bebek kobra deliği üzerinde oynayacak, Sütten kesilmiş çocuk elini engerek kovuğuna sokacak.9 Kutsal dağımın hiçbir yerinde Kimse zarar vermeyecek, yok etmeyecek. Çünkü sular denizi nasıl dolduruyorsa, Dünya da RAB’bin bilgisiyle dolacak. Sürgünler Geri Dönecek10 O gün İşay’ın kökü ortaya çıkacak, Halklara sancak olacak, Uluslar ona yönelecek. Kaldığı yer görkemli olacak.11 O gün Rab, Asur’dan, Mısır, Patros, Kûş, Elam, Şinar, Hama ve deniz kıyılarından Halkının sağ kalanlarını kurtarmak için İkinci kez elini uzatacak.12 Uluslar için sancak kaldıracak, Sürgün İsrailliler’i toplayacak, Dağılmış Yahudalılar’ı Dünyanın dört bucağından bir araya getirecek.13 Efrayim halkının kıskançlığı yok olacak, Yahudalılar’ı sıkıştıranlar ortadan kalkacak. Efrayim Yahuda’yı kıskanmayacak, Yahuda Efrayim’i sıkıştırmayacak.”(Yeşaya-11) 

Bu kehanet beklenen Mesih, yani Hz. İsa için yorumlanan çok meşhur bir kehanettir. Oysa ki son 11,12 ve 13 cümleler dikkatli okunduğunda bu kehanetin de yine zor durumdaki İsrail (Efraim) ve Yahuda halkları için olduğu açıkça anlaşılmaktadır ve bu da gerçekleşmemiş, sürgündeki İsrail Yahuda ile bir daha ömür boyu bir araya gelemeyecek bir şekilde yok olup tarihten silinmiştir. Yahudiler bu geçmişte gerçekleşmemiş kehaneti günümüzde İsrail Devleti’nin kurulmasına yorumlamaktadırlar. İsrail Devleti kuruldu ama, Mesih ve kayıp on kabileden haber yok. Şimdi Tevrat’ın Yeşaya bölümündeki çok daha meşhur diğer bir kehaneti daha görelim;

“1Uzziya oğlu Yotam oğlu Ahaz Yahuda Kralı’yken, Aram Kralı Resin’le Remalya oğlu İsrail Kralı Pekah Yeruşalim’e saldırdılar, ama ele geçiremediler.2 Davut’un torunları Aram’ın Efrayimliler’le güçbirliği ettiğini duydular. Ahaz’la halkının yürekleri rüzgarda sallanan orman ağaçları gibi titremeye başladı.5 Aam, Efrayim ve Remalya’nın oğlu sizin için kötü şeyler tasarlıyor. Diyorlar ki,6 Haydi, Yahuda’ya saldıralım, halkı korkutup ülkeyi ele geçirelim, Taveal’ın oğlunu kral ilan edelim.7 buna karşılık Egemen RAB diyor ki, bu tasarı asla gerçekleşmeyecek. 13 Bunun üzerine Yeşaya, “Dinleyin, ey Davut’un torunları!” dedi, “İnsanların sabrını taşırmanız yetmezmiş gibi şimdi de Tanrım’ın sabrını mı taşırıyorsunuz?14 Bundan ötürü Rab’bin kendisi size bir belirti verecek: İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacak.15 Çocuk kötüyü reddedip iyiyi seçecek yaşa gelince tereyağı ve bal yiyecek.16 Ama çocuk kötüyü reddedip iyiyi seçecek yaşa gelmeden, seni dehşete düşüren o iki kralın toprakları ıssız kalacak.17 RAB seni, halkını ve babanın soyunu Efrayim’in Yahuda’dan ayrıldığı günden bu yana görülmemiş bir felakete uğratacak; üzerinize Asur Kralı’nı saldırtacak.” (Yeşaya-7)

Aslında bir şey demeye gerek yok, her şey apaçık ortada. Kuzeydeki İsrail Devleti kralı Pekah ile Aram kralı Resin bir olup, güneydeki Yahuda Devletine saldırmaya kalkışıyorlar. Peygamber İşaya bu konuda kehanette bulunuyor ve bu kez dediği gibi kehanet gerçekleşiyor ve İsrail, Asur istilasına uğruyor. Yani bu kehanet gerçekleşmesine gerçekleşmiştir ama, sanki hiç gerçekleşmemiş gibi daha sonra bu kehanet Hz. İsa’nın doğumuna, yani beklenen Mesih kehaneti olarak Tevrat’tan verilmektedir.  Yani Tevrat-Yeşaya’da ki bu kehanetin Hz. İsa zamanıyla ve Hz. İsa ile bir ilgisi görünmemektedir. Zaten Hz. İsa isminin manası “Rab Kurtarır”, İmmanuel’in anlamı ise “Tanrı bizimledir”. Yani isim bile tutmamaktadır. Ama İncillerde Hz. İsa için verilen en önemli Tevrat kehaneti budur. Bu kez de Asur’un sonu için hem de Tanrı’ya and içirtilerek söyletilen ve yine gerçekleşmeyen başka bir kehanet;

“24 Her Şeye Egemen RAB ant içerek şöyle dedi: “Düşündüğüm gibi olacak, Tasarladığım gibi gerçekleşecek.25 Asurlular’ı kendi ülkemde ezecek, Dağlarımda çiğneyeceğim. Halkım Asur’un boyunduruğundan, Omuzlarındaki yükten kurtulacak. 26 İşte bütün dünya için belirlenen tasarı budur. Bütün uluslara karşı elim kalkmış durumda. 27 er Şeye Egemen RAB’bin tasarısını kim boşa çıkarabilir? Kalkmış durumdaki elini kim indirebilir?” (Yeşaya-14)

Tabi şimdi bunu okuyanlar, Tanrı’nın and içerek verdiği ve aslı çıkmayan bu ifadeler hakkında, gerçekten Tanrı’dan mı diye haklı olarak düşüneceklerdir. Ayrıca Tanrı’ya söylettirilen aslı çıkmayan bu sözlerin vebalinin kime ait olduğunu da.Üstte Hz. İsa’ya yorumlanan kehanetlerden sonra, sırası gelmişken şimdi Tevrat- Yeşaya’dan bir kehanette biz verelim

“13 Arabistan’la ilgili bildiri: Arabistan çalılıklarında geceleyeceksiniz, Ey Dedankervanları!14 Ey Tema’da oturanlar, Su getirin, susamışları karşılayın, Kaçıp kurtulana ekmekverin.15 Çünkü onlar kılıçtan, yalın kılıçtan, Gerilmiş yaydan, çetin çarpışmalardankaçtılar.16 Rab bana şöyle dedi: ‹‹Kedar’ın bütün övüncü tam bir yıl sonra sona erecek.17 Okçulardan, Kedar savaşçılarından pek az sağ kalan olacak.›› Bunu söyleyen,İsrail’in Tanrısı RAB’dir.” (Yeşaya-7)

Nasıl Hz. Muhammed’in Hiçreti ve ardından Bedir savaşını anlatıyor mu? Tema Medine, Kedar da Mekke’dir. Bedir de Hiçret’ten 1.5 yıl sonra olmuştu. Aslında Bedir’den önce çatışmalar var. Eh bu Hz. İsa için verilen kenahetlerden sanırım daha mantıklıdır. Bir kere başında bile Arabistan’la ilgili bildiri diyor. Yani geçmişte kalmış bir olaydan çekip alınmıyoruz.

Tevrat’taki Yeremya Kitabı’nın yazarı Yeremya, M.Ö.6 yüzyılda (630-580) Kudüs’te yaşamış ve Babil İstilasını görmüş bir Yahudi peygamberidir. Kitabında Yahudileri Babil’e karşı direnmemelerini ve Babil esaretine girmelerini öğütlemektedir. Hatta bu çağrılarını Kudüs sokaklarında boynuna taktığı bir boyundurukla dolaşarak halka vaaz ediyordu. Yeremya’ya karşı çıkan başka peygamberler de halkı Babil’e direnişe çağırıyordu:

“8 “‘Hangi ulus ya da krallık Babil Kralı Nebukadnessar’a kulluk edip boyunduruğuna girmezse, o ulusu onun eline teslim edene dek kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla cezalandıracağım, diyor RAB.9 Size gelince, peygamberlerinizi, falcılarınızı, düş görenlerinizi, medyumlarınızı, büyücülerinizi dinlemeyin! Onlar size, Babil Kralı’na kulluk etmeyeceksiniz diyorlar.14 Size, ‘Babil Kralı’na kulluk etmeyeceksiniz’ diyen peygamberlerin sözlerine kulak asmayın. Onlar size yalan peygamberlik ediyorlar.” (Yerem-27)

Yeremya göre güya bu Tanrı’nın bir emriydi. Buna karşı direnenin üzerine Tanrı, kıtlık, hastalık gibi her türlü belayı gönderecekti. Böylece halkın direnişini kırmaya çalıştığından dolayı hapse atılmıştı. Neticede Kudüs, Babil esaretine girdi. Bakın bir başka Yeremya kehanetine:

“11 Korktuğunuz Babil Kralı’ndan artık korkmayın, ondan korkmayın diyor RAB. Çünkü ben sizinleyim, sizi kurtaracak, onun elinden özgür kılacağım.12 Size sevecenlik göstereceğim. Şöyle ki, Babil Kralı size acıyacak, sizi topraklarınıza geri gönderecek.(Yeremya-42)

Yeremya bu esaretin 70 yıl süreceğini ve Babil’i Med Krallığının yıkacağını bildirmişti. Esaret süresi dediği gibi 70 yıl sürdü ama nedense Babil’i Med’ler değil Persler yıkmıştı. İkinci kehanet tutmamıştı. Babil’i yıkmak, Med Krallığını M.Ö. 550 yılında yıkan Perslere nasip olmuştu. İşin neresinden tutsanız dökülüyor:

“28 Ulusları -Med krallarını, valilerini, Bütün yardımcılarını, Yönetimi altındaki bütün ülkeleri- Onunla savaşmaya hazırlayın.29 Ülke titreyip kıvranıyor! Çünkü RAB’bin Babil diyarını Issız bir viraneye çevirme amacı Yerine gelmeli.43 Kentleri viran olacak, Toprakları kimsenin yaşamadığı, geçmediği Kurak bir çöle dönecek.44 Babil ilahı Bel’i orada cezalandıracak, Yuttuğunu ona kusturacağım. Artık akın akın uluslar gelmeyecek ona. Babil surları yıkılacak.” (Yerem-51)

31. bölümde de Kuzey krallığı İsrail’inde yeniden toparlanıp kurulacağı kehanetinde bulunmuştu ama, bu kehanette gerçekleşmedi.Yeremya’nın arkasından gelen Hezekiel Kitabı ise, yine birçok gerçekleşmeyen kehanetle doludur. Hezekiel Babil esaret döneminde yaşamış bir Yahudi peygamberidir. 26. bölümde kuzeydeki Sur kenti Babil Kralı Nebukadnessar tarafından işgal edilip, yakılıp yıkılacağı kehaneti vardır. Babil Kralı Sur kentini kuşattı ama şehri ele geçiremedi:

“7 “Egemen RAB şöyle diyor: Krallar kralı Babil Kralı Nebukadnessar’ı atlarla, savaş arabalarıyla, atlılarla, büyük bir orduyla kuzeyden Sur’a getiriyorum.8 Sur’a bağlı kıyı kentlerinde yaşayanları kılıçtan geçirecek, size karşı kuşatma duvarları, toprak rampalar yapacak, kalkanını size karşı kaldıracak.9 Duvarlarınızda gedik açmak için kütükler yerleştirecek, silahlarıyla kulelerinizi yıkacak.” (Hez-26)

Daha sonra Hezekiel Babil Kralı’na Mısır’ı verdi. Ama nedense bu kehanette gerçekleşmedi.“19 Bu yüzden Egemen RAB şöyle diyor: Mısır’ı Babil Kralı Nebukadnessar’a vereceğim, onun servetini alıp götürecek. Ordusuna ücret olarak ülkeden yağmaladığı çapul malını dağıtacak.20 Hizmetine karşılık Mısır’ı ona verdim; çünkü o da ordusu da bana hizmet ettiler. Egemen RAB böyle diyor.” (Hez.-29)

Nebukadnessar M.Ö. 588 ve 568′de iki defa Mısıra saldırdı ama, eli boş döndü.45 Ardından 38 ve 39. bölümlerinde İsrail’e Magog ülkesi Kralı Gog’un saldıracağını ve çok kötü bir yenilgiye uğrayacağı yazılıdır. Böyle bir kehanette gerçek değil. Ayrıca henüz Magog diye bir ülkede dünya üzerinde bulunamadı. İşte bu sebeple olsa gerek, yorumcular bu savaş daha olmadı deyip Armagedon kehanetleri içine sokmaya çalışmaktadırlar. O dönemde yakın çevrelerinde gerçekleşen olaylarda yanılanlar, bilmem yüzyıllar sonraları doğru görebilirler mi? Tabi Hezekiel döneminde Yahuda Devleti’ni, Kudüs’ü ve Tapınağı yıkıp, Yahudileri sürgün etmiş zalim bir kral için, bu kadar destekçi olmak, hem de gerçekleşmeyecek kehanetler yazmak, ayrıca insana çok ters geliyor.

Zekeriya Peygamber, Hezekiel’le ayni dönemde Babil esaretinin bittiği dönemde yaşamıştır. Zekerya kitabın da sürgündeki Yahudilerin Mesih önderliğinde Kudüs’e dönüp esaretten kurtulacağını anlatan, fakat açık kehanetler olmayan bir kitaptır. Bölüm 4:14′te iki tane Mesih’ten bahsetmekte. Bunlar da gerçekleşmeyen kehanetlerdir.

Daniel Kitabı; Bu kitap hakkında değerlendirme yapan bazı konunun uzmanı alimler, bu kitabın M.Ö.6 yüzyılda yazıldığına da karşı çıkmaktadırlar. Çünkü kitaptaki kehanetlerin, M.Ö. 164 yüzyıl cıvarında olan olayların daha doğru olması ve Daniel’in yaşadığı yıllar olan M.Ö.6 yüzyıla ait Babil istilası dönemindeki olaylarda birçok yanlışlıkların olması,  bu işin uzmanı kişilerce bu kitabın yazılış tarihinin M.Ö. 164 civarı olduğudur. Daniel-5:31′de Babil’i yıkan kralın Med Kralı Darius olduğunu yazar. Halbuki Babil’i yıkan Pers Kralı Koreş olduğu Tevrat’ın bir çok yerinde yazmaktadır. Bu yetmiyormuş gibi bir de Daniel-6:28′de “-Böylece Darius’un ve Persli Koreş’in Krallığı döneminde Daniel’in işleri iyi gitti.” diyerek işi iyice karıştırmıştır. Daniel-1:1′de Babil esareti Yahuda Kralı Yehoyakim zamanında olduğunu yazar. Ancak Tevrat-2.Krallar-24:12′de ise Kral Yehoyakim’in oğlu Yehoyakin zamanında olduğunu yazar. Yine Daniel-5:1′de bahsedilen Kral Belşassar diye biri Babil’de kral olmadı. Belşassar son Babil Kralı Nabu-nado’nun oğlu olarak bilinir. Yine Daniel-2:1′de Kral Nebukadnessar’ın bir rüyasını yorumluyor. Oysa bu tarihte Daniel henüz Kralın hizmetinde de olmaması gerek. Ayrıca, M.Ö. 180 civarında, Ben Sira tarafından oluşturulan Yahudi Kahramanları listesinde, Daniel adının yer almaması da, bu kitabın Daniel adına M.Ö 164′ten önce yazılmadığı kanaatini uyandırmaktadır. Ama Tevrat’ın, 1. Maccabiler 2: 59-60 kısmında M.Ö. 100 tarihinde yapılan listede Daniel ve üç arkadaşı yer almaktadır. Herhalde en doğrusu da bu olsa gerek. Yani Babil istilası döneminde Daniel isminde birinin yaşadığı konusunda şüpheler vardır. Bu durum belki Daniel kitabında Babil ve Pers Krallığı hakkında ciddi bir ifade bulunmamasını izah eder. Bu durumda bu kitaptaki kehanetler ne derece doğrudur siz karar verin.

Mika Peygamber, yine Asur istilası döneminde yaşamıştır. Yine Mika Peygamberin kitabında Mesih için gecen çok meşhur bir kehaneti vardır.

“1 Ey ordular kenti, şimdi ordularını topla. Çevremizi sardılar, İsrail’i yönetenin yanağına değnekle vuracaklar.2 Ama sen, ey Beytlehem Efrata, Yahuda boyları arasında önemsiz olduğun halde, İsrail’i benim adıma yönetecek olan senden çıkacak. Onun kökeni öncesizliğe, zamanın başlangıcına dayanır.3 Bu yüzden onu doğuracak olan kadın doğurana dek RAB İsrailliler’i düşmanlarına teslim edecek. Sonra öbür soydaşları İsrailliler’e katılacak.4 O gelince, halkını RAB’den aldığı güçle Tanrısı RAB’bin görkemli adına yönetecek. Halk güvenlik içinde yaşayacak. Çünkü bütün dünya onun büyüklüğünü kabul edecek.5 Halkına esenlik getirecek. Kurtuluş ve Yıkım Asurlular ülkemize saldırıp Kalelerimizi ele geçirince, Onlara karşı çok sayıda önder çıkaracağız.6 Asur topraklarını kılıçla, Nemrut’un topraklarını yalın kılıçla yönetecekler. Ülkemize saldırıp sınırlarımızdan içeri girecek olan Asurlular’dan Bizi bu önderler kurtaracak.” (Mika-5)

Son cümlelerden de anlaşılacağı üzere bu kehanet kuzeydeki Yahudi devleti İsrail hakkında. İsrail  Devleti M.Ö. 8 asırda  Asur saldırısı altındadır. Peygamber Mika Asur istilasından İsraili kurtaracak bir önderin Beytlehem’den çıkacağı kehanetinde bulunuyor. Maalesef bu kahanet gerçekleşmemiştir. Peygamber Mika zamanında gerçekleşmeyen bu kehanet te daha sonra yine beklenen Mesih, yani Hz. İsa’nın geleceğine Tevrat’tan kehanet olarak verilir. Bütün bu boş çıkan kehanetlerden sonra ister istemez Tevrat’ın aşağıda verdiğimiz kuralı düşünmeden edemiyoruz.

  “20 Ancak, kendisine buyurmadığım bir sözü benim adıma söylemeye kalkışan ya da başka ilahlar adına konuşan peygamber öldürülecektir.21 Bir sözün RAB’den olup olmadığını nasıl bilebiliriz? diye düşünebilirsiniz.22 Eğer bir peygamber RAB’bin adına konuşur, ama konuştuğu söz yerine gelmez ya da gerçekleşmezse, o söz RAB’den değildir. Peygamber saygısızca konuşmuştur. Ondan korkmayın.” (Tevrat-Yasanın Tekrarı-18)

Şimdi yeri gelmişken ünlü misyoner Daniel Wickwire’nin “Kutsal Kitab’ın Değişmezliği” isimli eserinin 67-68. sayfalarında ki iddialarına;

“Bütün Eski Ahit’te, Tevrat, Zebur, ve peygamberlerin kitapları birçok peygamberlik sözü içerirler. Gelecek şeylerle (gayb) ilgili Kitab-ı Mukaddes’te, yüzlerce değil, binlerce ayet bulunmaktadır……… Peygamberlerin aracılığıyla verilmiş olan sözlerin yerine gelmesi gerekiyor, yoksa Tanrı, yalancı duruma düşmüş olur…………. Gelecek zamana ait olayları kavrayabilmek için, Kitab-ı Mukaddes tek kaynaktır. Kur’an’da bunun bilgisi yoktur………..Dolayısıyla, eğer bir kimse Tanrı’nın peygamberleri arayıcılığıyla verilmiş olan gayb haberlerini öğrenmek isterse, ancak ve ancak Kitab-ı Mukaddeste gayb haberleri bulabilir.”

D.Wickwire burada bir şeyi çok doğru söylemiş. Kur’an’da pek gayb bilgisi yoktur. Doğrudur Tevrat’ta binlerce gayb bilgisi vardır. Önüne gelen kişi gaybtan haber vermiştir. Zaten Yahudilik ve Hıristiyanlıkta paygamberlik tanımı farklıdır. Bu dinlerde içsel sezgiyle gaybtan haber verene peygamber denir. Yani bizdeki medyumlara benzer bir durum. Kur’an der ki “GAYBI YALNIZ ALLAH BİLİR” (Enam-59) Diğerlerinin durumu da ortada!!!!!!

Seçilmiş ırk gerçeğini görmüştük. Hala ikna olmayanlar için Tevrat’ın başka önemli bir kehanetinden, bir de Kral Davut’ta örnek verelim;

“Ama Kral Süleyman kutsanacak ve Davut’un tahtı RAB’bin önünde sonsuza dek kurulu kalacaktır.” (1.Krallar 2:45)

“Baban Davut’a, ‘İsrail tahtından senin soyunun ardı arkası kesilmeyecektir diye verdiğim sözü tutup krallığını sonsuza dek pekiştireceğim.” (1. Krallar 9:5)

Meşhur Mesih Kral Davut ve oğlu Süleyman 40’ar yıl (MÖ: 1010-931) İsrail tahtında krallık yaptılar. Süleyman’ın ölümünden hemen sonra MÖ: 931’ de İsrail krallığı iki parçaya ayrılıyor. Bir parçası olan kuzey krallığında Davut soyu zaten yok. Güney devleti de bir sürü esaretlerle yok olup gidiyor. Gerçek böyle.  Dileyen bu kehanetlerin peşinden gitmeye devam edebilir .

Toplam 1193 kez, bugün ise 3 kez okunmuştur.


Ana sayfaya dön.