HİÇ BOŞUNA BEKLEMEYİN MESİH ÇOKTAN GELDİ VE BAKIN KİM ?
18.BOŞUNA BEKLEMEYİN MESİH ÇOKTAN GELDİ VE BAKIN KİM? Nisan 11th, 2008Mesih Tevrat’ta birçok yerde, esaret altında kalan Yahudileri, Kudüs merkezli tekrar güçlü bir devlet kurarak, esaretten kurtarıcı bir önder olarak zikredilir. Tevrat’ta kurtarıcı Mesih hakkında bilgiler Yeşaya, Hezekiel, Yeremya, Mika ve Zekerya kitaplarında bol bol zikredilir. Tevrat’ın ilk kurtarıcı Musa’ya indirildiği kabul edilen ilk 5 kitabında Mesih beklentisi yoktur. Ancak Asur ve Babil yenilgisiyle başlayan esaret yıllarında yazılan peygamberlik kitaplarında, kendilerini esaretten kurtaracak ve yeniden büyük bir devlet kuracak, kurtarıcı bir Mesih’in geleceği ve bu önderin özelliklerinde defalarca O halde Tevrat’taki beklenen gerçek Mesih kim? Tarihte on iki Yahudi kabilesini birleştirip tek bir devlet kuran Kral Davut’tur. Kral Davut dönemi Yahudilerin birlik içinde en güçlü dönem olduğundan, Kral Davut ve dönemi Yahudiler için daima en ideal dönemdir. Gerçi yüzyıllarca sürüp gelen Yahudi tarihinde bu birliktelik 75 yıl gibi çok kısa sürse de, Yahudiler için son derece önemli bir dönemdir. Beklenen Mesih hep Kral Davut’a özlemi dile getirmiştir.
“6 Çünkü bize bir çocuk doğacak, Bize bir oğul verilecek. Yönetim onun omuzlarında olacak. Onun adı Harika Öğütçü, Güçlü Tanrı, Ebedi Baba, Esenlik Önderi olacak.7 Davut’un tahtı ve ülkesi üzerinde egemenlik sürecek. Egemenliğinin ve esenliğinin büyümesi son bulmayacak. Egemenliğini adaletle, doğrulukla kuracak Ve sonsuza dek sürdürecek. Her Şeye Egemen RAB’bin gayreti bunu sağlayacak.” (Yeşaya-9)
Peki, Yeşaya, Mika, Hezekiel ve Zekerya, Babil sürgün döneminde yapılan bunca kehanetler sonunda, beklenen kurtarıcı Mesih gerçekten geldi mi? Yahudileri bu esaretten kurtarıp tekrar Kudüs’e dönüp Tapınağı kurabildiler mi? Evet Yahudiler 70 yıl süren Babil esaretinden sonunda bekledikleri kurtarıcı gerçekten gelmişti. Büyük ümitle bekledikleri Mesih gerçekten gelmişti. Yahudileri Babil esaretinden kurtarıp, Kudüs’e kavuşmalarını ve Tapınaklarını yeniden kurmalarını sağlamıştı. Ancak ortada çok garip bir durum vardı. Kurtarıcı Mesih gelip, Babil’i perişan edip, Yahudileri kurtarmıştı kurtarmasına amma ortada çok garip bir durum vardı. Kurtarıcı olarak gelen Mesih Beytlehem kasabasından ve Davut soyundan değildi. TEVRAT’TA ÖZLEMLE BEKLENEN MESİH GELMİŞTİ AMA ORTADA GARİP BİR DURUM VARDI. GELEN KURTARICI DAVUT SOYUNDAN OLMADIĞI GİBİ, BİR YAHUDİ’DE DEĞİLDİ. Özlemle bekledikleri Mesih gelmişti, daha doğrusu Tanrı bekledikleri Mesih’i göndermişti. Gelen Mesih kimmiş önce bir görelim:
“1 RAB meshettiği kişiye, Sağ elinden tuttuğu Koreş’e sesleniyor. Uluslara onun önünde baş eğdirecek, Kralları silahsızlandıracak, Bir daha kapanmayacak kapılar açacak. Ona şöyle diyor:
2 “Senin önünsıra gidip Dağları düzleyecek, Tunç kapıları kırıp Demir sürgülerini parçalayacağım. 3 Seni adınla çağıranın Ben RAB, İsrail’in Tanrısı olduğumu anlayasın diye Karanlıkta kalmış hazineleri, Gizli yerlerde saklı zenginlikleri sana vereceğim. 4 Sen beni tanımadığın halde Kulum Yakup soyu ve seçtiğim İsrail uğruna Seni adınla çağırıp onurlu bir unvan vereceğim.
5 RAB benim, başkası yok, Benden başka Tanrı yok. Beni tanımadığın halde seni güçlü kılacağım.
13 Koreş’i doğrulukla harekete geçirecek, Yollarını düzleyeceğim. Kentimi o onaracak, Sürgünlerimi ücret ya da ödül almadan o özgür kılacak.” Böyle diyor Her Şeye Egemen RAB.” (Yeşaya-45)
Gelen Mesih Yahudi ve Davut soyundan değil, bir Pers’li idi. Yani PERS KRALI KOREŞ’Tİ . M.Ö.538′de pers kralı II. Koreş, Babil Kralı Baltazar’ı yenip 16 Temmuz’da başkent Babil’i fethediyor.49 Böylece Yahudiler beklediği kurtarıcı Mesihlerine kavuşmuş oluyorlar. Tabi Babil esareti sona ermişti ve sona eren esaret sonunda, Kutsal Kent’lerine kavuşup M.Ö. 515 yılında Tapınaklarını da yeniden kuruyorlar. Böylece Tevrat’ta Yeşaya, Mika, Hezekiel, ve Zekerya peygamberlerin yazdığı iddia edilen kitaplardaki kehanet doğru çıkmıştı. Ayrıca Tevrat’ta Pers Kralı Koreş, Tanrı tarafında bu işe seçildiğine, yani mesih olduğunu açıkça belirtiyor:
“21- Böylece RAB’bin Yeremya aracılığıyla söylediği söz yerine geldi: “Ülke tutulmayan Şabat yıllarını tamamlayıncaya, yetmiş yıl doluncaya kadar ıssız kalıp dinlenecek.”
22- Pers Kralı Koreş’in krallığının birinci yılında RAB, Yeremya aracılığıyla bildirdiği sözü yerine getirmek amacıyla, Pers Kralı Koreş’i harekete geçirdi. Koreş yönetimi altındaki bütün halklara şu yazılı bildiriyi duyurdu:
“23- Pers Kralı Koreş şöyle diyor: ‘Göklerin Tanrısı RAB yeryüzünün bütün krallıklarını bana verdi. Beni Yahuda’daki Yeruşalim Kenti’nde kendisi için bir tapınak yapmakla görevlendirdi. Aranızda O’nun halkından kim varsa oraya gitsin. Tanrısı RAB onunla olsun!” (Tevrat-II. Tarihler-36)
Konu bu kadar açıkken, nedense bu garip duruma kimse değinmez ve Babil sürgününden kurtulmak adına yazılmış olan bu kehanetler, Hıristiyanlarca Hz. İsa’ya, Yahudilerce ise günümüze yorumlanmaktadır. M.S. 70 ve 140 yıllarında Kudüs’te büyük yıkım ve sürgün oldu. Bu sürgün 2000 yıla yakın devam etti. Yahudiler 2000 yıl Kudüs ve Tapınak’tan mahrum, son derece çileli bir hayat sürdüler. 70 yıllık Babil sürgünü bunun yanında anmaya bile değmeyecek kısalıkta. Asıl Tevrat’ta beklenen sürgünden dönmek, Vaad Edilmiş Topraklarda Kutsal Kent’i ve Tapınağı yeniden kurma kehaneti şimdi gerçekleşmişti. İyi de gerçek buysa, hani devlet kuruldu, esaret bitti Mesih nerede kaldı. BÜTÜN BUNLARI GELİP O GERÇEKLEŞTİRECEKTİ. Ayni zamanda, Mesih’ten önce, Mesih’in geleceğini müjdelemek için, Mesih’ten önce geleceği kehanetinde bulunulan İLYAS nerede? (Tevrat-Malaki-4:5) Vaad Edilen Topraklara Yahudiler sürgünden döndüler ve Kudüs başkentli bir devlette kurdular. Bütün İsrailoğulları tekrar Vaad Edilen Topraklara dönecekti ama kayıp on kabileden haber yok. Bütün bunlar olurken beklenen Mesih nerede? Niçin hala gelmedi?Bu kadar çelişkiden sonra, kimse günümüzde boş yere hala, Mesih ne zaman gelecek diye beklemesin. Tevrat’ta sözü edilen kurtarıcı Mesih M.Ö. 538 yılında gelmiştir ve Yahudileri Babil esaretinden kurtarmıştır. Ancak bu gelen kurtarıcı Mesih, Tevrat’ta belirtilen gibi Davut soyundan bir Yahudi değildir. Gerçek bütün açıklığıyla ortada. Dileyen hala gelmesi için beklemeye devam edebilir. Bu durumun farkında olan dindar Yahudiler de yok değil. Lübnan’da ki Hizbullah’ın televizyonunda 18 Haziran 2005 tarihinde yaptığı konuşmada Haham David Weiss “İsrail’i Şeytan’ın maddeleşmiş halidir” diye tanımlayarak:
“Her gün İsrail’in yıkılması için dua ediyoruz” dedi.33
Şu andaki İsrail’i SİYONİST BİR DEVLET olduğu için tanımamaktadırlar. “Mesih gelmeden önce bir Yahudi vatanından söz edilemez” der. Bu uyarıyı geçmiş yıllarda Talmud’taki Üç Emire dayanarak 13. yy.’da Haham eliezer,18.yy.’da Haham Yehonatban Eibshuts gibi Alman hahamlar, İspanyol Haham Ezra ve Yahudi bilgin Rafael Hirsch Yahudi göçmenleri Filistine göç konusunda hep uyarmışlardı. Bu düşüncedeki hahamlar hakkında daha geniş bilgi için EK-4‘e bakabilirsiniz. Tevrat’a göre haklıdırlar. Çünkü Tevrat’ta Yahudileri sürgünden bir devlet çatısı atına toplayacak bir Mesih çıkacaktır. Beklenen Mesih çıkmadığına göre, bu devlet meşru değil ve Siyonistlerin organize ettiği bir devlettir. Ayrıca bu Mesih yeryüzünde savaş değil, tüm insanlar için bir barış ve huzur dönemi başlatacaktır.
Bu ara Hıristiyanlara ne oluyor dersek, işin aslı şu olduğu açık; Babil esaretinden sonra Yahudiler, her zorda kaldıklarında Mesih’ten bahseden ayetlere yeni yorumlar vererek, birbirlerine kurtuluş ümidi aşıladıkları ortada. Hz. İsa’dan öncede Roma istilası vardı. Yahudiler yine kurtarıcı Mesih beklentisi içindeydiler. Pavlus bu Mesih anlayışına bütün insanlığın kurtarıcısı gibi, Kabalistik yorumlar katarak yeni bir şekle soktu. Hz. İsa’nın Tevrat’ta yazılı olan gerçek Mesih’le uzaktan yakından bir ilgisi olması mümkün değil. Eğer Hz. İsa gerçekten beklenen kurtarıcı Mesih idiyse, Yahudileri Roma esaretinden neden kurtaramadı? Neden Kudüs yakılıp yıkıldı ve Yahudiler 2000 yıl sürecek bir esarete düştüler. Gerçek şu ki Yahudi tarihinde Babil esaret dönemi gibi daha bir çok istila ve zor dönemler oldu. Her zor dönemde yeni bir kurtarıcı önder beklentisi onlar için kurtuluş ümidini canlı tutan bir dinamiğe dönüştü. Babil dönemi Tevratta bir ayrıcalıktı ve Tevrat’ın büyük müjdelerle bahsettiği gerçek mesihti. Ancak Babil döneminde yaşamasına karşılık daha ileri bir tarihe kehanetler gönderen bir de Tevrat’ta Daniel Peygamberin bahsettiği bir Mesih daha vardır. Daniel’in bazı şifrelerle haber verdiği Mesih Hz. İsa dönemi olaylarına uymaktadır. Tabi Hz. İsa’dan sonra Tevrat’ta belirtilen kurtuluş ve ebedi yükseliş beklentisi gerçekleşmemişti ve zaten Daniel’in bahsettiği mesih öldürüleceği için, Yahudilere, kutsal şehire kurtuluş değil esaret ve yıkım getirecek, Yahudilerden görüm ve peygamberliği kaldıracaktı. Aynen de böyle oldu. Hz. isa gibi büyük bir peygamber için Tevrat’ta bazı kehanetlere rastlanması kadar doğal bir şey yoktur. Kitabımızın Daniel peygamberin kehanetlerini işleyen diğer bölümlerinde bu konu daha genişçe işlenmiştir. Zaten asıl Babil esaretinden kurtuluşu da Tevrat’ın Mesih gelişine uygun olmamıştı. Babil istilasından günümüze beklenen mesih iddiasıyla 55-60 kişi ortaya çıktı. Gelen bütün mesihler Tevrat’ta belirtilen büyük yüceliş ve ebedi kurtuluşu sağlamaktan uzaktı. Ancak kısmi bir kutuluş sağlamışlardı. Hz. İsa döneminde ise değil kısmi bir kurtuluş, büyük bir yıkım ve esaret getirmişti. Tabi bütün bu çelişkiler için kilisenin vereceği cevap çok ama çoğu Tevrat’la çelişmektedir. Bu kurtuluş manevidir, daha sonra tekrar geri gelecektir ve kurtuluşu sağlayacaktır demek Tevratla çelişmektedir. Çünkü Tevrat’ta beklenen büyük mesihi Yahudiler içindi ve Yahudileri esaretten kurtaracaktı ve bu yüzden bu mesihi Yahudiler hala beklemektedir. 2000 yıl sonra esaret bitti, Yahudiler özlemle bekledikleri vatanlarına döndü ancak bu büyük mesih hala ortalıkta yok. Eğer bu kehanetlerin hepsi gerçekten Tanrıdansa, bu kadar uzun bir tarih döneminde, görülen bu olaylardan sonra bazı beklentilerin gerçekleşmemesine ne denir. Tanrı’nın böyle bir vaadi gerçekten varsa bu vaad gerçekleşmesi gerekirdi. Bütün bunları iyi değerlendiren, Hz. İsa gelecek ve Armagedon savaşı olacak diye ortaya atılan kehanetlerle bir yere varılmayacağını görmesi gerekir. Zamanımıza dönük sağlıklı bilgilerin olmadığı ortada. İşte bütün bu kehanetlerin gerçekleşmemesi, Tevrat’ta geleceği vaad edilen Mesih kehanetlerini sorgulanmasına yol açacaktır. Aslı çıkmayan peygamberlik sözleri için hükmü verecek biz değiliz. Konu Tevrat konusudur, hükmü Tevrat’a bırakalım:
“20 Ancak, kendisine buyurmadığım bir sözü benim adıma söylemeye kalkışan ya da başka ilahlar adına konuşan peygamber öldürülecektir.’21 “‘Bir sözün RAB’den olup olmadığını nasıl bilebiliriz?’ diye düşünebilirsiniz.22 Eğer bir peygamber RAB’bin adına konuşur, ama konuştuğu söz yerine gelmez ya da gerçekleşmezse, o söz RAB’den değildir. Peygamber saygısızca konuşmuştur. Ondan korkmayın.” (Tevrat-Yasanın Tekrarı-18)
Bizden hatırlatması. Kararı Mesih kehanetleri peşine düşen ve dünyamızı bu kehanetleri gerçekleştirmek için felakete sürüklemeye çalışanlara bırakalım. Dileyen hala bunları gerçekleştirmek için, her türlü komployu gerçekleştirmeye çaba harcayabilir. Tanrı göndermiş göndereceğini. Olayları bu kadar zorlarlarsa her çağda bundan öncekiler gibi Mesih olduğunu idda eden birilerini bulabilirler. Ama kimse bu işe Tanrı’yı karıştırmasın. Tanrı aslı astarı çıkmayan vaadlerde bulunmaz. En iyisi bu defteri kapatmak ve boş yere Tanrı’yı kıyamete zorlamamak. Tanrı yaptığı vaadleri geçmişte yerine getirmiş. Gelin dünyayı rahat bırakın. Dünyamızı felakete sürükleyip birilerinin dünyevi emellerine alet olmayın.
Bu konudaki kehanetlerle uğraşanlara İslamda Mehdi, Hz. İsa’nın dönüşü ve Deccal hakkında verilen bilgilerle ilgilenmelerini tavsiye ederiz. Bunlar Hem çok ayrıntılı ve gerçekçi, hem de çoğu gerçekleşti. Bu bilgilere göre şu an herbiri görevde ve en geç 20 yıl gibi kısa bir zamanda herşey apaçık günyüzüne çıkacak gibi. Bu konuda kitabımızda bazı net bilgi ve resimlerde verdik.
Toplam 4873 kez, bugün ise 19 kez okunmuştur.
Ana sayfaya dön.
Ekim 23rd, 2008 at 02:36
Shalom Aleichem
Gercekten de bu cok gulunc bir saptama Kores’in Mesih olmasi. Ibranice de Mesih ?????
ma^shi^yach’dir vede anlami meshedilmis secilmis olandir ki bu bir cok kisi icin kullanilmisitir Tevrat ve Peygamber yazilarinda ve toplam 39 kere gecmistir. Yani mehsedilmis secilmis sadace MESIH yani sozverilmis Krala ithaf olmamisitir. Turkcemizde Ibranice de yada Ingilizcedeki gibi belirtili tamlama eki olan yoktur bilfigim kadari yani Ibranice Ha yada Ingilizce The eki gibi. Szie bu saptamin yanlisligin bir kac ayet ile gostereyim. Levililer 4:3 Meshedilmiş kâhin günah işleyerek halkını da suçlu kılarsa, işlediği günahtan ötürü RAB’be günah sunusu* olarak kusursuz bir boğa sunmalı.
Bu ayette secilmis yani Mesh edilmis kahin diyorki bu HaMesih degil sadece o icin belli bir gorev icin secilmis ayni Kores’in belli bir goreve icin secildigi gibi. Baska bir ornek: 1Sa 26:9 Ne var ki Davut, “Onu öldürme!” dedi, “Yahweh’nin meshettiği* kişiye kim el uzatırsa, suçlu çıkar.
Burada Davudun adamlarindan biri Davudu oldurmek isteyen Israilin ilk Krali Shaul’u uyurken yakalar ve tam oldurmek uzere iken Davud O’na bunu yapmamsini soyler cunku Shaul Tanrini secmis yani meshetmis oldugu biri oldugu icin izin vermez. Eger YesaYah’nin, Daniel’in, ZekeriYah’nin yada Hezekiel’in bildirdikleri bu Kralligin Babil sonrasi tekrar krulmus olan Krallik olduguna inaniyor iseniz hata edersiniz ki bildirilen Krallik sonsuz bir Kralikti. Ya bu bildiriler yanlis idi ve onlarin peygamberlikleri gecerli degil (ki bunun dogru olmadigi gun gibi asikar.) yada bu Krallik henuz kurulmadi zamani geldiginde yerine glecek bildiriler ki ben bunun daha dogrusu olduguna inaniyorum.Bir kac ornek sonsuz Kralligi dogrulayan Isa 9:7 Davut’un tahtı ve ülkesi üzerinde egemenlik sürecek. Egemenliğinin ve esenliğinin büyümesi son bulmayacak. Egemenliğini adaletle, doğrulukla kuracak Ve sonsuza dek sürdürecek. Her Şeye Egemen YHVH ( RAB)’in gayreti bunu sağlayacak. ( Ama Babil surugnuden sonraki Krallik sona ermisti, durmadan sonsuz dek surmedi)
Yer 17:25 Davut’un tahtında oturan krallarla önderler savaş arabalarına, atlara binip Yahuda halkı ve Yeruşalim’de yaşayanlarla birlikte bu kentin kapılarından girecekler. Bu kentte sonsuza dek insanlar yaşayacak ( sonsuza dek diyor ama Babilden sonraki Krallik son buldu ve Israil surgun nedildi 70′te)
Heze 37:25 Kulum Yakup’a verdiğim, atalarınızın yaşadığı ülkeye yerleşecekler. Kendileri, çocukları, çocuklarının çocukları sonsuza dek orada yaşayacaklar. Kulum Davut da sonsuza dek onların önderi olacak ( yine sonsuza dek diyor vede ben yine hatirlatiyorum Babil surugununden sonr atekrar kurulan dvamli sonsuza dek var olmadi,)
Umarim demek istediklerim acik ve nettir. Kores secilmis olan bir ensturmanttir ayni yukarida ornekelirin verdigim Secilmis meshedimis din adamalri gibi, Davud’da Meshedilmis biri idi, ilk Kral Shaul’da.
Sevgi ve Esenlik uzernizde olsun
ZafYAH
Ekim 23rd, 2008 at 06:37
Mesih Yahşuha ( Isa ) tabiiki beklenen Kral idi yani Meshedilmis Davudun soyundan gelen Kral idi, Tanri’nin vaaedtmis oldugu krallik yukarida bahsettigim gibi vede Kutsal Yazialrin bahsettigi gibi Sonsuza dek surecek olan bir Kralliktir ki bunu ayetler ilede destekledim eger ayrica Esinleme bolumumnde bunu cok ve acik bir sekilde ifade emtktedir. Yani soz verilen Krallik baslangictan beri dunyasal ( su andaki fiziksel ) degil ruhsal olan bir kralliktir ki Mesih Yahsuhusa sunu soyle belirtmistir : Yuhanna 18:36 Yahşuha (İsa), “Benim krallığım bu dünyadan değildir” diye karşılık verdi. “Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudi yetkililere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir.” ( Çünkü bu Krallık gelecek olan Ruhsal Krallıktır)
Esinleme 21:1 Bundan sonra yeni bir gökle yeni bir yeryüzü gördüm. Çünkü önceki gökle yeryüzü ortadan kalkmıştı. Deniz de yoktu artık.
Esinleme 21:2 Kutsal kentin, yeni Yeruşalim’in gökten, Tanrı’nın yanından indiğini gördüm. Güveyi için hazırlanmış süslü bir gelin gibiydi.
Bu da gercek Krallığın başlangıcını anlatıyor yeni gök ve yeni yeryüzü.
Eger Tevrta vede peygamber yazilari dikkatlice incelndigi vakit Mesih’in iki yonunu anlatir. Birincisi aci ceken, iskencelre mahruz kalan vede halkina ( Tum Insanlik) dogru yolu gostermeyi gorev edinmis bir kul. Ikincisi ise Bir Kral olarak tasvir eder.
Ilki yerine geldi ilk gelii ile ikincisi ise Yakin bir zamanda olacaktir cunku butun isareteler onu gostermekte, isaretler Kurandan binlerce sene once Tevrat vede Peygamber yazilarinda yuzyillar oncede Mesihsel Yazilarda ( Tazelenmis Antlasma) mevcut idi.
Her sey dogruyu bulmak icin. Tartismalari kazanmak, hakli cikmak yada kendimizi tatmin etmek icin degil.
Selematle
ZafYAH
Ekim 26th, 2008 at 07:21
İlginize teşekkürler
Tezlerinize karşı olan iddiaları çürütmeye sıra geldiğinde konuyu bu kadar ayrıntılı bir şekilde harfi harfine inceleme hassasiyetinden dolayı sizleri tebrik etmemek elde değil.
Anladığım kadarıyla, “TEVRAT’TA her Mesih diye tanımlanan Yahudilerin beklediği KURTARICI-KRAL MESİH değil. Gerçek Kurtarıcı Mesih, önünde belirtili tamlama eki “HA” takısı alandır. İngilizcedeki “THE” takısı gibi. Sanırım aşağıda Tevrat’tan aldığım Hz. Davut’u ve Hz. İsa’yı tanımlayan ifadelerdeki Mesih aradığımız Mesih’tir. Şimdi Tevrat’ta durum dediğiniz gibi mi bir bakalım.
2. Samuel 22:51
RAB kralına büyük kurtuluş verir, ve Mesihine, Davut’a ve onun soyuna Sonsuza dek sevgi gösterir.
İbranice: vi-‘ose hesed li-mişiho, li-david
İngilizce: and showeth mercy to His anointed, to David
(Jewish Publication Society, 1917)
Burada açıkça Hz. Davut’u tanımlayan Mesih ifadesinin önünde “HA veya THE” takısı yoktur.
Gelelim Hz. İsa’yı tanımlayanlara,
Daniel 9:25
25 “Şunu bil ve anla: Yeruşalim’i yeniden kurmak için buyruğun verilmesinden, MESHEDİLMİŞ OLAN ÖNDERİN gelişine dek yedi hafta geçecek. Altmış iki hafta içinde Yeruşalim yeniden sokaklarla, hendeklerle kurulacak. Ancak bu sıkıntılı zamanlarda olacak.
maşiah nagid = meshedilmiş prens (veya önder)
İbranice: lihaşiv ve-livnot yeruşalayim ad-maşiah nagid …
İngilizce: to restore and to build Jerusalem unto one anointed, a prince,
(Jewish Publication Society, 1917)
İngilizce: to restore and build Jerusalem to the coming of an anointed one, a prince
(Revised Standard Version, 1952)
İngilizce: Jerusalem should be restored and rebuilt, seven weeks shall pass till the appearence of one anointed, a prince
(The New English Bible, 1970)
Daniel 9:26
Bu altmış iki hafta sonunda MESHEDİLMİŞ olan öldürülecek ve onu destekleyen olmayacak. Gelecek önderin halkı, kenti ve kutsal yeri yerle bir edecek. Sonu tufanla olacak: Savaş sona dek sürecek. Yıkımların da olacağı kararlaştırıldı.
İbranice: ve- aherey ha-şavi’im şişim vu-şinayim yikharet maşiah ve-eyn lo
İngilizce: And after the threescore and two weeks shall an anointed one be cut off, and be no more
(Jewish Publication Society, 1917)
İngilizce: And after the sixty-two weeks, an anointed one shall be cut off, and shall have nothing
(Revised Standard Version, 1952)
İngilizce: At the critical time, after the sixty-two weeks, one who is anointed shall be removed with no one to take his part;
(The New English Bible, 1970)
Özet:
1. Daniel 9:25’te mesih kelimesi “ha” eki almamıştır. Orada bir sıfat tamlaması içerisinde yer almaktadır. “prens-önder mesih”. Eğer mesih “ha” ile olsaydı onun sıfatı halindeki “nagid” de “ha” eki almak zorunda olurdu. Burada ne “maşiah” ne de “nagid” “ha” eki almamıştır. Dolayısıyla Kudüs’ü eski haline getirecek ve yeniden inşa edecek olan “belli bir mesih” değil “meshedilmiş herhangi bir kişidir. Bunlar Hz. İsa’yı Tevrat’tan beklenen Mesih olduğuna delil gösterilen ifadelerdir.
2. Daniel 9:26’da “maşiah” özne durumundadır ve “ha” eki almamıştır. Dolayısıyla “belirli bir mesih” değil “meshedilmiş herhangi bir kişi” sözkonusudur.
3. İngilizce tercümelerden de çok açık görüleceği gibi meshedilmiş kelimesinin karşılığı olan “anointed” kelimesi hiç bir yerde belirlilik takısı olan ve İbranice’deki “ha” ile benzer işlevi olan “the” takısı ile kullanılmamıştır.
Not: Tercümelerden ilki (Jewish Publication Society, 1917) Yahudiler tarafından yapılmıştır. Diğer iki tercüme Hıristiyanlarca yapılmıştır. (Revised Standard Version, 1952 ve The New English Bible, 1970)
Gelelim sonsuza dek sürecek hakimiyet meselesine. Bu konumuza gerçek bir delil olmaktan uzaktır. Aşağıda Hz. Davut ve Süleyman için sonsuza dek sürecek krallıktan söz edilir ama Hz. Davut Krallığı 40, Süleyman’ın ise 50 yıl gibi kısa bir süre sürdü. Bu ifadeler zaman belirtmeden ziyade bizce güçünü ve önemini vurgulamaktır. Dolayısıyla nasıl asıl Mesih Davut için durum böyle olunca gelecek Mesih’inde gerçekten sonsuza süren bir saltanatı mecazidir.
Ama Kral Süleyman kutsanacak ve Davut’un tahtı RAB’bin önünde sonsuza dek kurulu kalacaktır.” (1.Krallar 2:45)
Baban Davut’a, ‘İsrail tahtından senin soyunun ardı arkası kesilmeyecektir diye verdiğim sözü tutup krallığını sonsuza dek pekiştireceğim.” (1. Krallar 9:5)
RABBİM KENDİ GERÇEĞİNİ ANLAMAMIZA YARDIMCI OLSUN.
Kasım 21st, 2008 at 23:45
ZafYAH tutarlı değerlendirmelerde bulunmuş. Ancak günümüz Yahudilerinin, beklediği Mesih hiçbir zaman gelmeyecek. HZ İSA VE HZ MUHAMMEDin peygamberliğini kabullenemeyen bir düşünce sistemi , gerçek Mesih ortaya çıkınca ona da muhalif olacaktır. Temel sorun insanın ,hayatı nasıl tanımladığı , nasıl yaşadığı ,kısacası ALLAHa teslim olabilmesiyle ilgilidir.Hz İbrahimin dediği gibi, Namazım ,ibadetlerim, hayatım ve ölümüm ancak alemlerin Rabbi ALLAH içindir.
Mart 1st, 2009 at 17:51
islam kardesim sen bu yaratıklara sizin beklediginiz mesih gelmicek demissin kardesim bunda yanılıyorsun evet bekledikleri mesih gelecek hatta geldi ama onların bekledigi mesih islam inancında beklenen deccaldir nitekim muhtemelen gelmistir
Mart 26th, 2009 at 18:24
Mesih hakkında herkez bir yorum yapıyor.Mesih,Hz İsa A.S. ın Ayna ikizidir.Zamanın sahibi olan Süleyman Hilmi Tunahan Hazretlerine tabi olarak Müslüman Bir ailede dünyaya gelmiştir.2007 yılından beri Allah C.C ün görevlendirdigi İslam halifesi olarak aranızdayım.Her yüzyılında başında Allahın İslamı güçlendirmek için seçtigi kullar Peygamberler idi,daha sonradan Altın silsileden 33 Allah dostu olmuştur.Bu yüzyılda Hamdolsunki benim.İşte Herkezin bir yalan uydurup yorum yaptıgı Mesih budur,Yani benim.
Mart 26th, 2009 at 18:26
1.64 boyunda sag elinde bir mühürü bulunan kişiyi,Allahın terbiye ettigi beni bekleyin.Unutmayın Allah indindeki tek din İSLAM DIR.
Mart 26th, 2009 at 18:31
reichturk,Deccal Öleli 70 küsür yıl oldu.Halifeligi kaldıran Allah a hasım olarak ebedi olmak üzere cehenmeme gitmiştir.Halifelik 85 yıl aradan sonra Allah C.C. ün Bizzat tayin etmesiyle tekrar başlamıştır.
Mart 26th, 2009 at 21:52
HHAHAHA MESİHE BAK CAY DEMLE
)) KİM GÖNDERDİ LEN SENİ MESİH SALOM AMCALAR MI KAC TANE MÜRİDİN VAR
)) MESİHMİS DECCALİDE 70 SENE KÜSÜR ÖNCE YENMİS NEYDE BİLEK GÜRESİNDEMİ HELAL OLSUN SANA HER YÜZYILDA BİR BİDE PEYGAMBER GELİYOMUS HE
))SANA ALLAH AKIL FİKİR VERSİN BANA BAK MESİH BURDA CHAT CUT YAPCAGINA CABUK GİT GÖREVİNİN BASINA İSRAİLLE SAVAS ADAMLAR DÜNYANIN İCİNE ETTİ
)) MEHDİN NERDE LEN SENİN EDİYLE BÜDÜ OLURSUNUZ İİ YAKISIRSINIZ BİRBİRİNİZE HELAL SİZE. DEMEK CEHENNEMEDE GÖNDERDİN DECCALİ EEE KIYAMET NE ZAMAN KOPCAK SN MESİH Bİ SAATİ VARMIDIR PİS YAKALANMAYALIM Bİ BANYO YAPALIM ÖNCE. 30 KÜSÜR SAHTE PEYGAMBER CIKMADAN KIYAMET KOPMAZ SENDE ONLARDAN BİRİSİN YAZIK EDİYOSUNUZ KENDİNİZE. SENİN NEYİNE MESİHLİK
Mart 27th, 2009 at 18:33
RAHMAN’ın kulları yeryüzünde tevazu ile yürürler,cahiller onlara laf attıgı zaman selam der geçerler..SELAM
Mart 28th, 2009 at 12:49
HE TAMAM
ALLAHIN DELİSİ Bİ PSİKOLOGA GİT
Mart 28th, 2009 at 12:50
AYRICA SELAM DEGİL SELAMIN ALEYKÜM DENİR ÇİN MALI MESİH
BU ADAMLARDA HER ŞEYİ KLONLADI EHEHEHEH
BENİ DİNLE GİT Bİ PSİKOLOGA
Mart 28th, 2009 at 20:57
HOŞGELDİN MESİH KARDEŞİM BEN DE SENİ BEKLİYORDUM. MADEM DECCAL 70 ÖNCE ÖLDÜ DİYORSUN NEDEN GEÇ KALDIN.ONU SEN ÖLDÜRMEYECEK MİYDİN?
Mart 30th, 2009 at 15:28
Rahmanın kulları yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir.Cahiller onlara laf attıkları zaman SELAM der geçerler. FURKAN SÜRESİ 63
Mart 30th, 2009 at 20:42
USTAD BENDEN DE SELAM. AMA BIR KAC KELAM EDEMEYECEKMIYIZ. NERDEN GELDIN SIMDI NEREDESIN. NE ISLER YAPIYORSUN.BIZ DE YARDIMCI OLALIM. HERSEYI TEK BASINA YAPMA.
Temmuz 15th, 2009 at 17:44
Sen Atatürk’e dil uzatıp Deccal diye niteleyen …… !, …….. !
Temmuz 15th, 2009 at 23:56
Yazık oluyor islamımız zayılatılıyor zaten amaçta bu değilmi akıllı olalım.
Cennetin kapılarını açamak bizim elimizde kıyamet ( ateş yağmuru )gibi kaçınılmaz bir gerçek öyleyse şemsiyemiz yanımızda olsun nekadar sağlamsa okadar korunuruz ustalık bizim elimizde rabbimiz bu gücü yeteneği hepimize eşit olarak vermiştir ama.. yinede herkes( ateş yağmurun,dan ) etkilenecek ve unutmayalım,ki kimse kimseyi kurtaramayacak..!
Temmuz 16th, 2009 at 15:07
Benim anlayamadığım bir şey var. Yukarıda bir üye mesajında Deccal’ın 70 yıl önce öldüğünü söyleyerek Atatürk’ü Deccal olarak nitelemiş, saygısızlık etmiştir. Yaptığı bu hakaret T.C. kanunlarına göre (Atatürk’ü koruma kanunu) suç iken, benim bu densiz üyenin mesajına yaptığım fikir içerikli eleştiri yazısı siliniyor. O … …. yazdığı yazıyı neden silmiyorsunuz İlhan bey? Müslüman oldunuz oğlunuzu da misyonerlerin elinden kurtardınız, dikkat edin de şeriatçıların dümen suyuna girmeyin. İkisinin de birbirinden farkı yok, bir kuyudan çıktınız dikkat edin başka bir kuyuya düşmemek için !
Temmuz 16th, 2009 at 22:50
Yorumlarınızda kişileri fikirlerini eleştirebilirsiniz ama argo hakaret kelimeleri kullanmak site kurallarına aykırıdır.
Temmuz 17th, 2009 at 15:42
Bu dünya 2 parçadır,Hak in yanında olanlar ve yani Allah Rasülü Hz. Muhammed i Peygamber olarak kabul edip onun imamlıgına teslimiyet gösterenler ve göstermiyenler yada bir kısmına bile göstermiyenler.Deccal geberip gitmiştir geride Allah Düşmanı cehennemlik kendi öz benliklerine ihanet eden taraftarlarını bırakarak.Herkez seçsin kendi yönünü.Unutulmamalıdır ki Allah a düşmanlıkda en ileri giden Şeytan dır,oda rüya alemlerinde kadın kılğında dolaşan şizogren kafir bir ……… olmuştur.Kimse sevdikleriyle beraber kıyamet sabahı Allah C.C ün huzurunda kıyam duracağını unutmasın ve Güneşin ve tüm alemlerin Rabbi olan Allah dan korksun.Bilmem anlatabildimmi…
Temmuz 17th, 2009 at 22:27
Anlamadım
Temmuz 19th, 2009 at 13:51
Bu dünya 2 parçadır,Hak in yanında olanlar ve yani Allah Rasülü Hz. Muhammed i Peygamber olarak kabul edip onun imamlıgına teslimiyet gösterenler ve göstermiyenler yada bir kısmına bile göstermiyenler.Deccal geberip gitmiştir geride Allah Düşmanı cehennemlik kendi öz benliklerine ihanet eden taraftarlarını bırakarak.Herkez seçsin kendi yönünü.Unutulmamalıdır ki Allah a düşmanlıkda en ileri giden Şeytan dır,oda rüya alemlerinde kadın kılğında dolaşan şizogren kafir bir İ…. olmuştur.Kimse sevdikleriyle beraber kıyamet sabahı Allah C.C ün huzurunda kıyam duracağını unutmasın ve Güneşin ve tüm alemlerin Rabbi olan Allah dan korksun.Bilmem anlatabildimmi…
Temmuz 22nd, 2009 at 18:34
Ben anlamadım
Ekim 6th, 2009 at 20:43
SELAMLAR ;BİLİRSİNİZKİ HZ.İSA ZAT-I MUKADDES ,YAHNİ CENABI MEVLANIN KENDİ KUDRETİNDEN HAK DENEN VAR OLDUĞUNU SANIPTA YOK KABUL ETTİĞİNİZ Kİ KENDİ VARLIĞINIZ İÇİNDE GEÇERLİ ,ZAT-İ SIFATLARIN YOĞUN OLDUĞU KAİNAT VE EVRENDEKİ TÜM VARLIĞIN AYNASI,İLMİ VE VÜCUDÜL-VAHİD (MANALANDIRILAN HER VARLIĞIN KENDİSİNDEN GELDİĞİ,EŞYANIN VE BEDENİN ÜSTÜNDE BİR VARLIĞIN ŞAHİDLİĞİNİ YAPAN KISACA HER ŞEYE DOKUNAN VE TEK ZAMANDA HER ANDA VAR OLAN ÖZELLİĞİNE SAHİP) Kİ BUNLAR KALP ,AKIL VE VÜCUT HÜVÜYETİYLE SEYİR HALİNDEDİR.TÜM BU ÖZELLİKLERİ İNSANOĞLUNUN BEDENİNE NAKIŞ ETTİRİR,VARLIĞINI EĞER NASİBİNDEYSE KENDİ KABUĞUNU ZATININ BAŞKA BİR ZAT İLE VAR OLDUĞUNU SANA İDRAK ETTİRİR,ALGILATIR.Kİ BUNA İNANIYORUM.ZAMANINIZI İYİ DEĞERLENDİRİN .OLUP BİTENLERİ İYİ TAKİP EDİN.Kİ İNANCIM VAR HEPSİDEN NASİPLENECEKSİNİZ:.SAYGILAR
Kasım 2nd, 2009 at 20:34
mesih efendi, ne iş ????
daha mühim görevler dururkene chat neyin nesi????
Mart 29th, 2010 at 16:30
BEKLENEN GÜN GELECEKSE ÇEKİLEN ÇİLE KUTSALDIR.
KIYAMET HERKES İÇİNDİR.
Mayıs 19th, 2010 at 20:32
selamun aleyküm ben gerçek mehti mesih isayım sabredin ispatını kabede isbatlıyacam azkaldı şu anda iyilerle kötüleri ayıt ediyorum allahın rahmeti üzerinize olsun
Mayıs 19th, 2010 at 20:34
mesihim desem diyen arkadaş artık sıra gerçekde
Mayıs 19th, 2010 at 20:44
dünya 2parçadır 1,ri inli diheri insi başka ikizdünyada vardır biz başka gezegenlerdede peygamberlik yaptık insanlardan cinlerdende peygamberler arşta yaratıcı olan alaha dönüşlerinde secde ederler bukadar yeter bekleyin azkaldı
Haziran 2nd, 2010 at 18:22
Bu sitenin yazıları olduğu kadar yorumları da çok ilgi çekici. Uzun zamandır bu kadar gülmemiştim. Herkese teşekkürler. DÜnya üzerinde mesih yada mehdi olduğunu iddia eden binlerce insan var. Yakında kendini meish yada isa zannedenler klubu kurulursa şaşmam. Facebook dada bence böyle bir grup kurmak iyi olurdu, arkadaşlar için…
NEyse; Hz İsa incil de açıkça burada beni dinleyenler ölmeden krallığın kuruluşunu ve mesihin geri dönüşünü görecek demiştir. BU durumda gerçekleşmemiştir. BU gibi durumlar madem somut olarak gerçekleşmedi, soyut olarak ele alalım başka çaremiz yok gibi bir durumu sergilemektedir. Hz İSa böyle bir şey söylemiş olmamalı.
Haziran 3rd, 2010 at 04:17
Arkadaşlar Yahudilerin bekledileri mesih yani peygamber geldi ama İshak-Yakub soyundan değil de İsmail soyundan olduğu için kabullenemiyorlar. Irkçı oldukları ve Hacer i küçümsedikleri için kabullenemiyorlar. Halbuki Kur’an ın ifadesi ile;
“Kendilerine kitap vermiş olduğumuz kimseler, onu (Muhammed’i) tıpkı evlatlarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken, onlardan bir kısmı, bile bile gerçeği gizler.”
Yahudilerin beklediği mesih (peygamber) son peygamber Hz. Muhammed dir. Onlardan bir kısmı bunu bilip gizlemektedir. Sırf Hz. İshak ın annesi Hz. Sare olduğu ve kendi anaları olarak kabul ettikleri için ve Hz. Hacer i (Hz. İsmail in annesi) dışladıkları için Hz. İsmail soyundan bir peygamber gelmesini gururlarına yediremediler. İblis in Hz. Adem e kibirlendiği gibi kibirlendiler. Hz. Muhammed i kabullenemediler ama şu anda muhtemelen babası mısır firavunlarının soyundan annesi de yahudi soyundan, yalancı “mesih deccal” i dünyaya getirmek için ve kendi mesihleri ilan etmek için son sürat çalışmalara devam ediyorlar.
Bazı arkadaşları da uyarmak istiyorum;
İslam da bahsedilen Mesih Hz. İsa dır. Dolayısı ile burada kendisinin Mesih olduğunu iddia eden kimse Hz. İsa olduğunu iddia etmektedir ve bu ne çirkin ve korkunç bir iddiadır. Eğer Mesih ile Mehdi kavramını karıştırıyorsanız da gidip Mehdi ile ilgili hadislere bakınız. Mehdi çıktığı zaman Mehdi olduğunu iddia etmeyecektir. Bu hadisler ile sabittir.
Size bunu şeytanlar söyletmektedir. Kimse çıkıp kendisinin mehdi, mesih olduğunu iddia etmesin. İddia eden yalancıdan başkası olamaz. Bu konular dalga geçilecek konular da değil..
Haziran 4th, 2010 at 16:32
Himmet arkadaş ağzına sağlık, yukarda yorum yapan arkadaşların bazıları dalga geçmek maksadıylada olasa bu konuda abuk sabuk konuşmaları doğru değil. O mesihim ben diyenede Allah hikmet nasip etsin. S.A.
Haziran 5th, 2010 at 01:03
ne ahiret vardır ne cehennem ne peygamber ne de din.musa öncekilere özenip yeni bi din kurdu ardından gelenler baba oğul davut süleyman gibi abi kardeş musa harun cart curt peygamberlik iddasıyla halkın önderi oldular sonra garibim isa kendini beklenen mesih sandı …………………………………….
BU YAZDIKLARINDA SENİN AFYONUN
Haziran 6th, 2010 at 21:26
afyoncu arkadaş, pamuğu tıkadıkları gün anlarsın ahiret var mı yok mu.. YA VARSA? ne yapacaksın o zaman? rüya görüp uyandığında hissettiklerine benzer şeyler hissederek bir gün dirilirsen senin halin ne olur acep.. Allah vardır, birdir, doğmamış, doğurulmamıştır. Hz. Muhammed onun kulu ve elçisidir.
Ahiret de, cennet de cehennem de, peygamber de vardır.. Hepsi de senden daha gerçektir.
Vicdan, akıl, fikir de vardır insanda.. Ahiret, cennet, cehennem, peygamber yoktur diyende vicdan da akıl da fikir de yoktur. Hatta gözünün de gördüğünü sanar, kafasının da çalıştığını sanar. Kendi heva ve hevesi de kendi afyonu olmuştur.. Yaptığı kötülükleri, ahlak dışı işleri vicdanı rahatsız olmasın diye ahiret yoktur diyenler de vardır ama kimsenin demesi ile var ya da yok olmayacak.. Gerçekler vardır. Gözü gören görür, gözü kör olan görmez, bazıları da vicdanları rahatsız olduğundan görseler de görmemezlikten gelirler..
herkesin ölümü kendi kıyametidir ve 100 yıl yaşasan da öleceksin. O zaman anlarsın ahiret i, cennet i, cehennem i, peygamber i..
Allah herkese akıl fikir versin. herkesin ilmini artırsın. herkese vicdan versin. AMİN!
Haziran 8th, 2010 at 15:40
birincisi-kendi heva hevesim için din yoktur demem gerçekten dindeki saçmalığı ıspatlayabilirim ki bikaç soruyla çöker gider fakat yazdığım bi soru ve bikaç saptama dahi silinmiş madem cesursunuz neden siliyosunuz ikincisi sizin gibi skolastik düşünce batağına batmış insanlarla uğraşacak değilim üçüncüsüyse çok güldüm ya neleri incik cıncık edip yok mesih gelecekmi yok hezeikel bunu demiş yok şu şnu demiş akıl fikir diliyorum size insanlara faydalı şeyler yapmak yerine neleri tartışıyosunuz evet ölüp gideceğim bunu kabul ediyorum ama bu demek değildir ki yaşamın bir anlamı yok kendi kendini kandırıp yapılan haksızlıklar ahirette cezalandırılacak allah bana yardım edecek sonsuz yaşayacağım emin ol öyle olacak kandıra durun kendinizi neyse bu ayrı mesele yanlız nekadar fenalık varsa hepsini dindar isnanlar yapıyo hevesin uğruna sen inanıyosun ben hevesim üzerine inanmıyorum değil aklım beni inandırmıyo bu saçmalıklara
Haziran 9th, 2010 at 23:06
SİLDİĞİMİZ KONULAR BİR FİKİR İÇEREN ŞEYLER DEĞİL, HAKARET İÇEREN ŞEYLERDİ. BÜTÜN FENALIKLARI DİNDARLAR YAPARKEN ATEİSTLER ÜLKELER İNSAN HAKLARI .HÜRRİYET , ÖZGÜRLÜK MÜ DAĞITIYORDU.
Haziran 10th, 2010 at 13:55
Dünya üzerinde hiçbir din yoktur ki kötülüğü, adam öldürmeyi, çalmayı çırpmayı emretsin son din islam hak olan kitap Kur’an-ı Kerim dir(müslümanlara göre)… Davet kapısı açık isteyen girebilir…Kaldı ki din nedir yaşamayan bir arkadaşlarımızın din hakkında yorum yapmaları dahi gereksiz olmuyor mu? Önce araştıracaksınız öğreneceksiniz her neyi eleştiriyorsanız temeline kadar ineceksiniz kendi döngüsü içindeki mantığına bakıp sonra eleştireceksiniz. Cahiller ancak bilmeden araştırmadan körükörüne iman ederler. Kabul edilsede edilmesede son din İslamdır.!!!
Haziran 15th, 2010 at 11:40
dünya üzerinde 2 mesih olacak biri hidayet mesihi hazreti İSA diyeri ise delalet mesihi deccal 2side aynı zamanda çıkacak insalar iyiyi kötüyü ayrırt etmesi için fakat bir fark var deccal doğacak ve deccalın ailesinin 30 yıl cocuğu olmayacak ve deccaılın horasan veya dımışık yani suriyede olacağını söyleyende var israilde olacağını söyleyende bu tartışılır ama ölümü bab ı lüd kapısı yakınlarında olacak ve deccal ilk zamanlarında işini gizlice yapacak sonra bir olaya kızıp gözükecek diyebiliyorum
Haziran 19th, 2010 at 23:50
Yarattıklarını cezalandıran ve ödüllendiren ya da bizim yaşayacağımız bir irade türüne sahip bir tanrı düşünemiyorum. Bedensel ölümden sonra kişinin yaşamını sürdürdüğüne ne inanırım, ne de inanacağım… ~ A. Einstein / Ideas and Opinions, 1930
İnanç , gerçeği bilmek istememektir. ~ Nietzsche
Ben bir ateistim, hepsi bu. Ben birbirimize karşı iyi olmaktan, başkalarına yardım etmekten başka bir şeye inanmıyorum. ~ Katharine Hepburn
İnanç aklın yok edilmesinden başka bir şey olamaz.İnanç kesinlikle kavranamacak olan şeylere karşı sessizce tapınmadır.Bu nedenle inanç insanın kendisini inanmazlığa teslim etmesidir ~ Voltarie
Tanrı’yı yahudilerin öldürdüğüne inansam, yahudilere tapınırdım. ~ Bill Hicks
Biz Tanrı’yı oynamazsak, kim oynayacak? ~ James Watson
Ateizm çok az zeki insanın yardımcısıdır. ~ Voltaire
Dinlerin hepsi fabl, mitoloji gibiler. ~ Thomas Jefferson
Kiliseler hiçbir zaman insanların özgürlüklerinin koruyuculuğunu yapmamıştır. ~ James Madison
Deniz fenerleri kiliselerden daha yardımcıdır. ~ Benjamin Franklin
Düzgün okunduğunda, İncil ateizm için en büyük güçtür. ~ Isaac Asimov
Ateist hiçbir görünmez desteğe sahip olmayan insandır. ~ John Buchan
Ben neden bir ateistim? Kısa yanıt hiçbir alternatifi kabul etmiyor olmam. Onları inandırıcı bulmuyorum. Entellektüel gururu suçlayarak, botun diğer ayakta olduğu söylenebilir. Ateistler kesinlik hakkında hiçbir şeyi bildiklerini iddia etmezler, inananlar her şeyi bilirler. ~ Barbara Smoker
Hangisi daha tehlikeli: fanatizm mi yoksa ateizm mi? Fanatizm kesinlikle birkaç bin daha tehlikeli; ateizm asla kanlı bir tutku vermez insana ancak fanatizm verir; ateizm suçun karşısındadır, fanatizm ise suçu işlememeye yönlendirir. ~ Voltaire
Ateizme din demek, kel birini saç rengiyle çağırmak gibidir. ~ Don Hirschberg, Ann Landers’a yazdığı bir mektupta.
Bir ateistin tanrının olmadığına ilişkin bir kanıt aramasına gerek yoktur. Yalnızca tanrının olup olmadığı sorusunun kurtadamın olup olmadığı sorusu ile hemen hemen aynı seviyede olduğuna inanmaktır. ~ John McCarthy
Ben yeniden doğmuş bir ateistim. ~ Gore Vidal
Haziran 19th, 2010 at 23:54
sayın İhan Akkurt ben tevrat zebur incil ve kuranı risale i nur ve bikaç tevsir kitabını okudum dinle ilglenmiş bi insanım ama okuduktan sonrada bu saçmalıklarla uğraşmaya değmez dedim anlamıyorum siz inciğini cıncığını çıkarmışsınız yazık değilmi vaktinizi böyle saçmalıklarla öldürmeniz.tevratı okumuşsunuz resmen yahudilerin tarihini anlatan bi kitap tam bir saçmalık incilse tamamen çocuksu hayallerden oluşan hikaye kitabı kuransa bunlardan çorma aynı şeyleri tekrar eden benzeri bi saçmalık yazık değilmi vaktinize?
Haziran 19th, 2010 at 23:55
Nisa Suresi 74 İğreti hayatı âhiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda çarpışsınlar. Allah yolunda çarpışıp da öldürülen yahut galip gelene biz, yakında, büyük bir ödül vereceğiz
// Bakara Suresi 191 Onları yakaladığınız yerde öldürün; onların sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın.
// Nisa Suresi 89 Onlarla eşitlenesiniz diye kendilerinin küfre saptığı gibi küfre sapmanızı istediler. O halde, Allah yolunda göç edecekleri vakte kadar onlardan dostlar edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Bir daha da onlardan ne dost edinin ne de yardımcı.
İslamın nasıl yayıldığı hakkında bilgi oluşturabilecek türden sure ;
// Tevbe Suresi 5 O haram aylar çıktığında artık müşrikleri, kendilerini bulduğunuz yerde öldürün. Yakalayın onları, kuşatın onları, tüm geçit noktalarını tıkayın onların. Bunun ardından tövbe eder, namazı gereğince kılar, zekâtı verirlerse, yollarını açın onların. Kesin olan şu ki, Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
// Nisa Suresi 91 Diğer bazılarını da bulacaksınız ki, hem sizden emin olmak hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama fitneyle yüz yüze getirildiklerinde başaşağı içine dalarlar. Bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barışa gitmezler ve ellerini sizden çekmezlerse onları yakalayın, tuttuğunuz yerde öldürün. İşte böylelerinin üstüne gitmeniz için size açık bir izin ve kuvvet verilmiştir.
// Tevbe Suresi 12 Eğer verdikleri ahitten sonra yeminlerini bozar, dininize saldırırlarsa, o zaman küfrün elebaşlarını öldürün. Çünkü onların yeminleri yoktur. Böyle yaparsanız hal ve gidişlerine son verebilirler.
// Yusuf Suresi 9 “Yûsuf’u öldürün yahut bir yere götürüp atın ki, babanızın ilgisi yalnız size yönelsin ve bunun ardından barışcıl ve hayırsever bir topluluk haline gelesiniz.”
Haziran 19th, 2010 at 23:57
Seriat ortaminda ve din adami’nin elinde yetisen kisilerin ortak özelligi, birbirine ters, birbirine zit ve birbirini cerheden seyleri ayni zamanda benimseyebilmek veya benimsemis görünmektir. Bundan dolayidir ki müslüman kisi, hem bir yandan “Islam dini hosgörü dini’dir” diyebilir ve hem de ayni zamanda Kur’an’in: “Islam’dan gayri bir din’e inananlar sapiktirlar” seklindeki hükmünü benimseyebilir. Bu iki düsüncenin birbirine zit, birinin tersi oldugunu düsünmez. Hem bir yandan Kur’an’in “Din’de zorlama olmaz” seklindeki hükmüne sarilabilir ve hem de ayni Kur’an’in, “müsrikleri” (puta tapanlari) Islam’a zorlamak için, “Müsrikleri öldürünüz” seklindeki emrini rahatlikla uygulayabilir. Bu iki davranisin çeliskili ve bagdasmaz oldugunu farketmez.Farketse bile günah isleme korkusundan farketmemis görünür.
Sayisiz denecek kadar çok bu örneklerin ortaya vurdugu sonuç sudur ki seriat verileriyle yetisen kisi birbiriyle çeliski halinde bulunan din verilerini gerçegin ta kendisi olarak kabul etmekten geri kalmaz. Bu hükümlerin “kutsalligina” ve “mutlak gerçekligine” öylesine inanmistir ki bunlarda “çelisme”, “tutarsizlik” ya da “bagdasmazlik” diye bir sey olabilecegini kabul etmez. Kabul etmek söyle dursun fakat kabul edenleri dinsizlikle suçlamaga hazirdir. Cünkü zekasi, seriat’in olusturdugu ortam içerisinde körletilmistir ve bu ortami olusturan da esas itibariyle din adamidir. Din adami’nin ona belettigi sudur ki Kur’an: “Dogrulugu süphe götürmeyen kitab’tir” (K.2 Bakara 2) ve “Eger o, Allah’tan baskasi tarafindan gelmis olsaydi onda bir çok tutarsizlik (bulunurdu)” (K. 4 Nisa 82)
Ancak ne var ki akilci bir gözle Kur’an’i okumaga basladigimiz an, daha ilk satirlarindan itibaren çelismeli hükümleri karsimizda bulur ve okumaga devam ettikçe bunlarin çoklugu içerisinde kayboluruz. Sadece bir kaç örnekle yetinmek üzere En’am Suresi”nden bazi hükümlere göz atmakla ise baslayalim: 107ci ayet söyle der: “Tanri dileseydi puta tapmazlardi” (K. 6 En’am 107). Bir kaç ayet ilerde su vardir: “Allah dilemedikçe inanmazlar” (K. 6 En’am 111) . Bundan anlasilan sudur ki inanmak ya da puta tapmak Tanri’nin dilegine baglidir ve eger Tanri dilemis olsaydi kisiler puta tapmazlardi.
Ancak ne var ki bu ayni En’am Sure’sinde: “… puta tapanlardan yüz çevir” (K. 6 En’am 106) diye yazilidir. Bunu pekistirir nitelikte olmak üzere Tevbe suresi’nde de puta tapanlarin öldürülmelerini emreden su ayet vardir: “…Müsrikleri (puta tapanlari) buldugunuz yerde öldürün,..” (K. 9 Tevbe 5). Bir baska deyisle, Kuran’a gore, Tanri kisiyi hem “putperest” (müsrik) birakmistir, ve hem de “putperest’tir” diye cezalandirmaktadir.
Yukardakine benzer bir diger örnek En’am Suresi’ndeki su ayet’dir: “Allah kimi dogru yola koymak isterse onun kalbini islamiyete açar, kimi de saptirmak isterse… kalbini dar ve sikintili kilar. Allah inanmayanlari küfür batakliginda birakir” (K. 6 En’am 125). Dikkat edilecegi gibiilk iki tümce ile son tümce çeliski halindedir. Cünkü ilk iki tümceye göre kisi’yi “Müslüman” ya da “Kafir” yapan Tanri’dir; fakat Tanri, kafir yaptiklarini Cehennem’e atmaktadir.
Yine Bakara Sure’sinin 6.ayet’i söyle der: “Süphe yok ki, inkar edenleri (kafir olanlari), baslarina gelecekle (azab ile) uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar” (K. 2 Bakara 6). Bu ayet’in hemen arkasindan su ayet gelir: “Zira Allah onlarin kalblerini ve kulaklarini mühürlemistir; gözlerinde de perde vardir ve büyük azab onlar içindir” (K. 2 Bakara 7). Görülüyor ki kisileri “kafir” yapan, onlarin kalblerini ve kulaklarini mühürleyen Tanri’dir. Fakat böyle oldugu halde Tanri kendisinin “kafir” yaptiklarini, büyük bir azab’a sokacaktir.
Söylemeye gerek yoktur ki Tanri’nin insanlari, hem gözlerini ve kulaklarini mühürleyip kafir yapmasi ve hem de cezalandirmasi çelismeli ve tutarsiz bir davranistir. Fakat islamcilar bu hükümleri, sanki ortada çelisme yokmus gibi müslüman kisinin beynine sokusturuverir.
Bundan dolayidir ki islamcilar, 20.yüzyilin bitmek üzere bulundugu bu uygarlik döneminde dahi insanlarimiza, yemek yerken yemek kabina sinek düsecek olursa, sinegin disarda kalan kanadini yemegin içine batirip sonra çikarip atmalarini, ve çünkü bunun bir “Peygamber emri” oldugunu, “peygamberin söylemesine göre” sinegin iki kanadinin birisinde hastalik, öbüründe sifa bulundugunu ve “idrak sahibi” olan sinegin önce zehirli kanadini yemege soktugunu ve bu nedenle eger diger kanat iyice yemege batirilacak olursa hastalik olmayacagini belirtirlerken, bazi kimselerin: “Bir sinegin iki kanadinda nasil olur da hem da (hastalik) hem deva (hastalik giderici ilaç, çare vs…) olan iki zid hassiyet bir arada toplanmis? Sonra hakir bir sinek nasil olur da yiyecek içine önce zehirli kanadini sokmayi, deva olan kanadini geri birakmayi bilebilir?” seklinde soru sormalarini “günah” saymakta ve soranlari en azindan “inatci cahil” olarak tanimlamaktadirlar 192. Buna benzer daha nice örnekleri siralamak mümkün
Kisi özgürlügü bakiminda önemli olan sey sadece soru sormak degil fakat din emirlerini tartismak ve gerektiginde kinamaktir. Iste Islam’in, daha ilk anlardan itibaren önlemek istedigi sey, asil bu olmustur. Bundan dolayidir ki Kur’an’in Tanri sözleri olmadigini söylemek ya da Muhammed’in yasam ve davranislarini elestirmek ya da buna benzer görüsler öne sürmek, dehset verici cezalara baglanmistir ki bunlar arasinda ellerin ve ayaklarin “çaprazlama kestirilmesi” gibi olanlari vardir (Bkz. K. Maide: 5). Unutmayalim ki dünyevi nitelikteki bu çok korkulu ve dehset verici cezalari, bir de gelecek dünya Cehennem’lerinin kaynar ateslerinde yakilmak gibi olanlari tamamlar. Din adamlarimiz için bu tür cezalar sistemini ayakta tutmak kadar kazançli ve mutluluk yaratan baska bir sey yoktur. Oysa ki insanlik tarihi boyunca elestiri ve tartisma olasiligina yer vermeyen hiç bir sistem gerilikten çikamamistir.
Kuran Ve Seriat hükümlerindeki çeliskiler, ve tutarsizliklar konusunda Islamcilar’in tutarsız tutumu:
Seriat hükümleri içerisindeki çelismeler ve tutarsizliklar konusunda din adaminin bilim disi ve olumsuz bir tutumu vardir ki o da her seyden önce insan aklinin yetersizligini öne sürmek ve örnegin : “Celiskiler bize göredir, Tanri’ya ve Peygambere göre degildir” deyip isin içinden siyrilmaktir. Hani sanki “çelismeler”, insanlarin gözünde “serab” gibi bir seydir ve aslinda yoktur da insanlar “çelisme varmis” gibi görüyorlardir!
Oysa ki çelismelerin varligi, daha islamin ilk anlardan itibaren farkedilmis ve gerek din bilginlerini ve gerek yöneticileri güç durumlara sürüklemistir. Ornegin Halife Osman, ya da Abdullah Ibn-i Amr gibi ünlüler Kur’an’daki ayet’lerin birbirleriyle çelisir olmasi yüzünden bazi hususlarda fetva veremez durumda kalmislardir
Seriat verileri içerisindeki çelismelerin varligini inkar etmek üzere din adami’nin basvurdugu diger bir yol, Kur’an’in Tanri’dan gelen “son ve tek gerçek” Kitab olduguna, ve “geçmiste ve gelecekte onu batil kilacak olmadigina” (K. 41 Fussilat 41-2), ve Kitab’da bulunanlarin “kesin gerçekler olup bunun disinda baskaca gerçek olamayacagina” (K. Meariç 51), ve “yeryüzündeki her seyin apaçik Kitab’da tespit olunduguna” (K. Necm 75) dair ya da buna benzer hükümleri siralamaktir. Bunu yaparken sirtini özellikle su ayete dayar: “… Allah katindan gayri bir yerden gelseydi, (Kur’an’da) birbirini tutmaz bir çok seyler bulurlardi…” (K. 4 Nisa 82).
Ote yandan Islamcilar, çeliskilerin ve tutarsizliklarin ortaya çikmasini önlemek üzere sunu hatirlatir ki Kur’an ve Hadis hükümlerini tartismak, yalanlamak ve bunlar üzerinde süpheci olmak ya da bunlarda çeliski ve tutarsizlik oldugunu söylemek “günahtir”, “dinsizliktir”, “Tanri’ya ve peygamberine karsi gelmektir”. Bu hükümler çeliskili görünse de, akla ve müspet ilme ters düsse de, bunlari hiç bir elestiriye ve tartismaya girismeden olduklari gibi kabul etmek gerekir
Kur’an’da çeliski olmadigini savunmak maksadiyle Islamcilarin basvurdugu bir diger yol, bazi ayet’lerin bazi ayet’lerle kaldirildigini öne sürmektir. Oysa ki hangi ayet’lerin hangileriyle kaldirildigi hususundaki görüs ayriliklari bir yana ve fakat böyle bir iddia, hani sanki Tanri her seyi diledigi gibi önce’den düzenleyemezmis ya da bilmezmis ve bazi ayet’leri yanlislikla yerlestirmiste sonradan hatasinin farkina varip düzeltmis gibi bir anlam tasir ki Tanri’yi küçültmek sonucunu dogurur.
Kaldi ki Kur’an’daki çelismeler, kaldirilmadigi kesin olarak bilinen ayet’leri kapsar ki bunlardan pek bariz olanlardan biri, Ebu Talib’in ölümü vesilesiyle Muhammed tarafindan Kur’an’a konmus olan su ayet’tir: “Allah kimi dogru yola koymak isterse onun kalbini islamiyete açar, kimi de saptirmak isterse… kalbini dar ve sikintili kilar. Allah inanmayanlari küfür batakliginda birakir” ( 6 En’am 125).
Bu ayet’le anlatilmak istenen sudur ki Ebu Talib’in kalbini müslümanliga açmayan Tanri’dir ve Tanri onun müslüman olmadan ölmesini uygun bulmustur. Ancak gerçek bundan çok farklidir.
Bilindigi gibi Muhammed, kendisini bir baba gibi yetistiren Ebu Talib’i müslüman yapmak istemis fakat yapamamistir
Yapamayinca sorumlulugu sirtindan atmak üzere Tanri’nin keyfiligini öne sürmüs ve amcasinin müslüman olmayisini bu keyfilige baglamak üzere yukardaki formülü bulmustur Ancak ne var ki ayet kendi içerisinde çeliskilidir, çünkü bir yandan Tanri’nin kisileri diledigi gibi saptirdigini belirtirken diger yandan saptirdiklarini Cehennem’e attigini anlatmaktadir.
Haziran 19th, 2010 at 23:58
bu yazılar hakaret içermiyor fikir içeriyor eminim ki bunlarıda silersiniz.ne de olsa haayt felsefeniz bu…
Haziran 20th, 2010 at 18:17
MERAK ETME EĞER YAZDIKLARIN HAKARET İÇERMEZSE SİLİNMEZ. AYRICA YAZININ SON CÜMLESİNDE OLDUĞU GİBİ İŞKEMBEDEN DELİLSİZ İTHAMLAR YAPMA. BUNLARDA HAKARETE GİRER.
YAZIN UZUN KISACA HERBİR İDDİAN İÇİN BİRŞEYLER YAZMAYA ÇALIŞACAĞIM. İLK YAZINDA BİR ÇOK BİLİM ADAMININ ATEİSTLİĞİNİ İÇEREN SÖZLERİNİ YAZMIŞSIN. OLABİLİR İLİM ADAMLARINDA İNANAN DA VARDIR İNANMAYAN DA.BENDE SANA BİRÇOK BİLİM ADAMININ TANRIYI VE DİNİ ÖVEN SÖZLERİNİ YAZABİLİRİM.BUNLAR FAZLA ÖNEMLİ DEĞİL.
ÇÜNKÜ İNANMAYANLARIN ARASINDA ÇOBAN DA VARDIR PROFESÖRDE. AYNİ ŞEKİLDE İNANANLARIN ARASINDA DA ÇOBANDA VARDIR PROFESÖRDE. BU İŞ AKILLA DA OLMAZ AKILSIZDA.ÇÜNKÜ İNSANLARIN ÇOĞU DOĞRULARDAN ZİYADE HOŞLANDIKLARI ŞEYLERİ TERCİH EDERLER BU KONUDA AKILLARINA DEĞİL DAHA ÇOK NEFİSLERİNE UYARLAR “www.hzisahristiyanmiydi.com” sitesindeki haber arşiv bölümünde “KUR’AN CEVAP VERİYOR: BIG CRUNCH EVRENİN SONU MU?” yazımı okumanızı tavsiye ederim.
GELELİM KURANDAKİ SAVAŞ AYETLERİNE HZ. MUHAMMED’İN 23 YILLIK HAYATINDA DURUP DURURKEN KEYFİNE GÖRE SEBEPSİZ HİÇBİR YERE TEK BİR SALDIRISI YOKTUR. HEP ONA SALDIRMIŞLARDIR.EN SON OLARAK PUTPERESTLERİN ELİNDEN MEKKEYİ ALMAK İÇİN VE KENDİNE YAPILAN SALDIRILARIN MERKEZİNİ SUSTURMAK İÇİN KENDİSİ HAMLE YAPMIŞTIR. İSLAM” SEBEPSİZ YERE BİR İNSANIN ÖLDÜRÜLMESİNİ BÜTÜN İNSANLARIN ÖLDÜRÜLMESİ” OLARAK GÖRÜR. YUKARIDAKİ AYETLER SALDIRGANLAR İÇİN SAVAŞ ORTAMINDA DİK DURULMASI İÇİN VERİLEN HÜKÜMLERDİR. İSLAMIN SAVAŞ HAKKINDA Kİ GERÇEK HÜKMÜ ŞUDUR “SİZİN VATANINIZA VE DİNİNİZE HERHANGİBİR SALDIRI OLMADIKÇA DİĞER DİN MENSUPLARIYLA İYİ GEÇİNİNİZ” HÜKMÜDÜR.YUKARIDA YAZDIĞIN TEVBE-12 AYETİNİ İYİ OKU. YUSUF-9 AYETİ DE HZ. MUHAMMED DÖNEMİYLE BİR İLGİSİ YOKTUR.
İKİNCİ UZUN YAZIN İÇİNDE BİRAZ İNSAF ET. EN AZINDA ŞÖYLE BİR OSMANLI İMPARATORLUĞU TOPRAKLARINDA MÜSLÜMAN OLMAYANLARIN DURUMUNA BİR BAK. HEPSİNİ HER TÜRLÜ GÜVENLİĞİ SAĞLANMIŞTIR.
BİRAZ DA ATEİST KOMÜNİST DEVLETLERE BİR BAK BAKALIM. 20 .YÜZYILDA DEVRİM YAPALIM DERKEN KAÇ MİLYON İNSAN KATLETTİLER. KİMLER DAHA ÇOK SAVAŞIP İNSAN KATLETMİŞ MERAK EDERSEN BU SİTEDEKİ MAKALELERİN “SONUÇ” BÖLÜMÜNÜ OKUMANI TAVSİYE EDERİM. ÖNCE OKU SONRA DÜŞÜN KİMİN İNSANLIK SUÇU DAHA AZ.
Haziran 21st, 2010 at 14:54
selam
Haziran 22nd, 2010 at 08:00
din ezilmiş ülkelerin afyonudur demiş ki:
Haziran 19th, 2010 at 23:54
sayın İhan Akkurt ben tevrat zebur incil ve kuranı risale i nur ve bikaç tevsir kitabını okudum dinle ilglenmiş bi insanım ama okuduktan sonrada bu saçmalıklarla uğraşmaya değmez dedim anlamıyorum siz inciğini cıncığını çıkarmışsınız yazık değilmi vaktinizi böyle saçmalıklarla öldürmeniz.tevratı okumuşsunuz resmen yahudilerin tarihini anlatan bi kitap tam bir saçmalık incilse tamamen çocuksu hayallerden oluşan hikaye kitabı kuransa bunlardan çorma aynı şeyleri tekrar eden benzeri bi saçmalık yazık değilmi vaktinize?
öncelikle ”tevsir” değil ”tefsir” .Hoş burdan bile neyi- nasıl okumuş olduğunuz ortaya çıkıyor ya.
atalarımız, tekamül yolunda mesafe katetmeyen, bir yere takılıp-tıkanıp kalan kimselere ve böyle durumlara karşı “bizim oğlan bina okur,döner döner gene okur ” diye bir latife yaparlardı-mış
senin okumanda o hesap,kendi cehaletini tekrar et dur bakalım..
hani kuran ,incil ve tevrattan ,şurdan burdan alıntı yaparak derlenmiş,karman çorman bir kitap demişsin ya, o zaman sana bir sualim olacak afyon kardeş,
Rahman suresi
19. (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar. 20. (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar. 21. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 22. O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar. 23. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
19. (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.
20. (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.
21. O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
incilden yada tevrattan buna benzer bir tek ayet göstersene o zaman…
bak hem bu ayette ne meleklerden ne cennetten ne cehennemden ”metafizik gerçeklerden” bahsedilmemiş.tamamen bilimsel,coğrafik,kimyevi bir meseleden, olaydan bahsedilmiş. ve ondokuzuncu yüzyılda keşfedilmiş bu gerçek ,bundan bindörtyüz sene evvel yazılmış bir kitapta geçiyor.buda seni hayrete düşürmüyorsa yani allah sana daha napsın,peygamber sana napsın dimi ama.
kuranı okudum bitti demekle olmuyor.okumak dediğin sayfalar üzerinde göz gezdirmekse eğer,belgeselde izlemiştim bilmem nerenin hayvanat bahçesinde fillerede, kitap okumayı öğretmişlerdi, kocaman hortumlarıyla nede güzel sayfaları değiştiriyorlardı hayvanlar:)
kuran fotoroman gibi okursan kurandan anlayacağında ” ben bu kitaptan hiçbirşey anlamadım” olacaktır.
kuranı okuyacaksan fil gibi değil insan gibi oku.gözlerinle,burnunla,hortumunla, kulağında,oranla- buranla değil, adam gibi beyninle,aklınla,ruhunla oku.bak o zaman o okudum bitti dediğin kurandan ne inciler ne mercanlar çıkaracaksın.yeter ki okumayı başlıbaşına bir eylem olarak düşünmekten vazgeç.önce mutlak gerçeği kucaklayacak erdem sahibi ol.yeter ki gerçeği gördüğünde gözlerini kapama,gerçeği işittiğinde kulaklarını tıkama,yeter ki gerçeği ararken samimi davran..
zira okumakla anlamak,bakmakla görmek aynı şey değildir.bende hiç ingilizce bilmediğim halde ingilizce kitap okurum.ama anlarmıyım peki,işte bütün mesele bu ..
ben kutuplarda,balta girmemiş ormanlarda yaşayan bir adamın ,dinden imandan habersiz olmasını-kalmasını bir yere kadar kabul edebilirim belki ama ,içerisinde mevlanaların,hacı bektaşların,yunus emrelerin yetiştiği anadolu topraklarında, inanca karşı durulmasının,inanca karşı olunmasının gerekçelerini aklım bir türlü kabul edemiyor.
ne nedense islam denildiğinde mevlanalar,yunuslar,bektaşlarında müslüman oldukları unutuluyor ve her müslüman aynı kefeye konuluyor.halbuki herkesin müslümanlığı kendine.herkes islamdan aldığı kadar,anladığı kadar müslüman.mesela beni vehhabi suudla nasıl aynı kefeye koyabiliyorun.sana bu hakkı kim veriyor.sen beni ne kadar tanıyorsunda her müslümanı,allaha inananı akılsız olmakla ,yobaz olmakla,gerici olmakla suçlayabiliyorsun.senin ahlaktan-insan olmaktan anladığın bu mu ? asıl yobaz yarım hocalara kızarak, islama küfredenlerdir.müslümana bakarak islamı yargılama gafletine,cehaletine düşenlerdir.islamla-müslümanın aynı şey olmadığı gerçeğini anlamakta zorlananlardır.
yarım hocaların dinsiz bıraktığı bir toplumda bazı şeyleri bir yere kadar anlayabiliyorum,ama inananlara bakarak koskoca bir inanç sistemini eleştirmeyi büyük bir meziyetmiş gibi gören-gösteren kimseleri ne yazık ki anlayamıyorum.
müslümana bakarak islamı yargılamakla,hitlere bakarak koskoca bir alman milletini yahudi düşmanı olarak suçlamak arasında hiçbir fark göremiyorum.
allah kuranda defaatle insanları ”tefekkür” etmeye yani öyle yüzeyselde değil ” derin derin düşünmeye” davet ettiği hatta ”okumayı ve düşünmeyi kuranda emrettiği”halde , islamı hala özgür düşünceye ket vurmakla suçlamak, gerçekten çok büyük bir cehaletin eseridir
birde bu sözleri ”kuranı okuduğunu iddia eden” birisinin söylemesi, bu cehaleti ve ayıbı ikiye katlar.
sen okuduğunu anlamıyorsan kuranın ne suçu var.sen görmüyorsun diye görenler gördüklerini inkarmı etmeli. sen anlamıyorsun diye bizdemi anlamamış gibi davranalım.
Haziran 22nd, 2010 at 14:30
birincisi önce nasıl konuşulacağını öğren terbiyesizleşme karşındakine hayvan deme hakkını nerden buluyorsun ikincisi kutupta yaşamış dinden haberi olmayan bilmem ne onları anlarımda seni kabul etmem demişsin sen kim oluyosunki sanane.üçüncüsüne geleyim ve şu ayetin saçmalığını bir çocuk bile görebilir:)genelde televizyona çıkan kuran mucizeciler ahanda cebelitarık boğazı iki deniz birbirine karımıyo bu ayet 1400 sene önce onu belirtmiş.bunu demek fiziğe kimyaya coğrafyaya tecavüz etmek demek.cebelitarık boğazında iki deniz yüzey gerilimden dolayı daha düşük oranda karışıyor tabi bizim mucizeciler herşeyi çarpıtarak kurana uydurmak zorundalar ya ondan böyle bişey demiş olabilirler.hadi farzedelimki onların dedikleri doğru olsun ve cebelitarık boğazında iki deniz birbirie karışmıyo iyide bu daha da komik bir çocuk bile buradaki saçmalığı görebilir hiç mi aklını kullanmıyorsun sana o mucize dedikleri ayette tatlı ve acı iki denizin karışmadığını söylüyor hiç mi düşünmezsin cebelitarık boğazında daha az oranda karışan o iki deniz biri akdeniz öbürü atlas okyanusudur ve bu iki deniz de tuzludur:D örnek verilen o yerde hem iki deniz karışıyor hemde ikiside tuzlu!şimdi buna bi çocuk bile güler demi:)gelelim bana böyle bi ayet getir demişsin tevrat incil bile bukadar saçmalamamıştı:D bu arada ben sana söyliyim hiç kuranı okudun mu?
Haziran 23rd, 2010 at 01:11
ÖNCELİKLE SİZE SAYIN KAFİR DİYE HİTAP ETSEM ,ALINMAZSINIZ UMARIM.ZİRA KAFİR ”MUTLAK GERÇEĞİ GÖRMEYENE DEĞİL, MUTLAK GERÇEĞİ GÖRDÜĞÜ HALDE İNKAR EDENE DENİR.”YANİ SİZ KENDİNİZE ATEİST DİYORSUNUZ BİZ İSE KAFİR.SADECE KELİMELER FARKLI.YOKSA İHTİVA ETTİĞİ ANLAMLAR AYNI.
BU NOKTADA EĞER BİR İNANANA KAFİR DERSEK,İNANANLAR İÇİN BU YAKIŞTIRMA EN BÜYÜK HAKARET, EN KÖTÜ KÜFÜR OLUR.ÇÜNKÜ ADAMIN İYİ VEYA KÖTÜ,AZ VEYA ÇOK ,DOĞRU YADA YANLIŞ BİR İNANCI VARDIR.
FAKAT SENİN GİBİ KELİMENİN TAM ANLAMIYLA ”İNANMA ÖZÜRLÜ”, ALLAHSIZ-KİTAPSIZ-PEYGAMBERSİZ-DİNSİZ-İMANSIZ KİMSELERE KAFİR DENİRSE, BU SİZDE KENDİNİZİ İNANÇSIZ OLARAK TANIMLADIĞINIZ İÇİN ETİMOLOJİK,BİLİMSEL BİR TESPİT HALİNİ ALIR.
BU YÜZDEN SİZE SAYIN KAFİR ARKADAŞIM DİYE HİTAP ETMEK İSTİYORUM.
SAYIN KAFİR,ÖNCELİKLE SANA HAYVAN YAKIŞTIRMASINI YAPAN BEN DEĞİL BİZATİHİ AZİZ KURANIN KENDİSİDİR.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
”Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar HAYVANLAR GİBİDİR,HATTA DAHADA AŞAĞILIKLARDIR. İşte bunlar gafil olanlardır.”
(A’RAF SURESİ / 179)
”Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? ONLAR ,ANCAK HAYVANLAR GİBİDİRLER; HAYIR,ONLAR TUTTUKLARI YOL BAKIMINDAN DAHA ŞAŞKIN VE AŞAĞILIKLARDIR.”
(FURKAN SURESİ / 44)
”İnkar edenlerin örneği bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyip (duyduğu veya bağırdığı şeyin anlamını bilmeyen ve sürekli) haykıran (BİR HAYVAN)ın örneği gibidir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler.”
(BAKARA SURESİ / 171)
YANİ BENİM (ALLAHSIZ-DİNSİZ-İMANSIZ KAFİR) ARKADAŞIM SENİNDE OKUYACAĞINI UMDUĞUM ÜZERE SANA VE SENİN GİBİ ZAVALLILARA HAYVAN TABİRİNİ BEN DEĞİL ,AZİZ KURAN YAKIŞTIRIYOR.HATTA AZİZ KURAN SİZİN GİBİLERE BIRAKIN HAYVAN DEMEYİ ”ESFEL-İ SAFİLİN” YANİ ”AŞAĞILIKLARINDA EN AŞAĞILIĞI” TABİRİNİ KULLANARAK SİZİ ADETA YERİN DİBİNE SOKUYOR.
YANİ SİZE SÖYLENİLEN O KADAR DOĞRU SÖZE RAĞMEN HALA KURANI İNKAR EDEBİLDİĞİNİZE GÖRE KURANDAKİ BU TABİRİN HAKLILIĞINA KATILMAMAK İMKANSIZ GİBİ.
NEYSE
sonra tatlı acı su meselesi.peki burda sorulacak soru şu,RAHMAN SURESİ DAHA YENİ İNDİRİLMİŞ-YAZILMIŞ DEĞİL.O AYET BİNDÖRTYÜZ SENEDİR O KİTABIN İÇİNDE DURUYORDU ÖYLE DEĞİL Mİ?YANİ KURANI HZ.MUHAMMED BİLE YAZMIŞ OLSA YİNEDE BU AYET YAZILALI TAM BİNDÖRTYÜZ SENE GEÇMİŞ.PEKİİİ
EY BENİM AKILSIZ,DÜŞÜNCESİZ,KAFİR ARKADAŞIM,SEN NE KADAR KÖR BİR YARATIKSIN Kİ,SEN NE KADAR AKILSIZ-DÜŞÜNCESİZ BİR VARLIKSIN Kİ,İNSANLARIN FİZİĞİN (F) SİNDEN ANLAMADIKLARI, YÜZEY GERİLİMİNDEN,OKYANUS BİLİMİNDEN HABERDAR DAHİ OLMADIKLARI BİR DEVİRDE,OKYANUS BİLİMCİLERİNİN HENÜZ ONDOKUZUNCU YÜZYILIN ORTASINDA,YANİ ÇOK YAKIN BİR ZAMAN ÖNCE KEŞFETTİKLERİ ”YÜZEY GERİLİMİ” ADI VERİLEN FİZİKSEL KUVVETİN ,BU KUVVETİN PRENSİPLERİ NEDENİYLE KOMŞU DENİZLERİN BİRBİRLERİNE KARIŞMADIKLARI GERÇEĞİNİN BUNDAN TAM BİNDÖRTYÜZ SENE EVVEL YAZILMIŞ OLAN BİR KİTAPTA GEÇİYOR OLMASI SENİ HİÇ Mİ DÜŞÜNDÜRMÜYOR,HİÇ Mİ İLGİNİ ALAKANI ÇEKMİYOR..???
İŞTE OKUMAKLA-ANLAMANIN,BAKMAKLA -GÖRMENİN ARASINDAKİ KOCAMAN FARK BU.İŞTE SENİNLE BENİM,SİZLERLE BİZİM ARAMIZDAKİ EN BÜYÜK FARK BU.BİZ KURANI SADECE OKUMAK İÇİN OKUMUYORUZ.BİZ AZİZ KURANI ANLAMAK İÇİN(ÖĞÜT ALMAK), HER KELİMESİ BELKİ MUCİZE OLAN MANALARINI ORTAYA ÇIKARMAK,KURANI YAŞAMAK İÇİN OKUYORUZ.BİZ BU HAYATA,BU EVRENE,BU TERTİBE-DÜZENE-NİZAMA-ALEME ÖKÜZÜN TRENE BAKTIĞI GİBİ BAKMIYORUZ.
AMA SEN VE SENİN GİBİLER,CEHALETİN BABASI EBU CEHİLLER,DÜNYAYI KENDİSİNİN YARATTIĞINI SANARKEN BİR TOPAL SİVRİSİNEĞİN HÜCUMUNA UĞRAYAN,BİR SİVRİSİNEĞE MAĞLUP OLAN ZAVALLI FİRAVUNLAR,BUNDAN BİNLERCE SENE EVVEL NEYDİYSENİZ ŞİMDİDE OSUNUZ.TEKAMÜL YOLUNDA HALA İNSANLIK MERTEBESİNE YÜKSELEMEMİŞ,BİNLERCE YILDIR YERİNİZDE BÖYLE SAYIP DURUYORSUNUZ.SONRA UTANMADAN,HAYA ETMEDEN,ALLAH’I ZATEN KABUL ETMİYORSUN Kİ ALLAHTAN KORKACAKSIN, İNANANLARA,AMENU OLANLAR YOBAZ OLMAKLA,GERİCİ OLMAKLA,ÇAĞ DIŞI OLMAKLA SUÇLUYORSUNUZ.ACABA DAHA ONDOKUZUNCU YÜZYILDA KEŞFEDİLEN BİR FİZİK KURALININ BUNDAN BİNDÖRTYÜZ SENE EVVEL YAZILMIŞ OLMASIMI GERİCİLİK,YOKSA BU GERÇEĞİ,BU MUCİZEİN GERÇEKLEŞTİĞİNİ GÖRDÜĞÜ HALDE HALA GERÇEĞİ GÖRMEMEKTE,GERÇEĞİ KABUL ETMEMEKTE HALA ISRAR EDEN SİZLER Mİ ?
İNANMIYORSUN ZİRA KENDİNİ NE OLURSA OLSUN İNANMAMAYA ŞARTLANDIRMIŞSIN.BEN SANA HANGİ İSPATI GETİRSEM SEN YİNEDE BİLDİĞİN ZIRVALARI-MASALLARI-YALANLARI OKUYACAKSIN.KEŞKE ATEİSLİĞİN DE,KEŞKE ALLAHSIZLIĞIN DA,KEŞKE İNANÇSIZLIĞINDA SAMİMİ OLSAYDINDA SENİNLE DAHA GÜZEL BİR SOHBET-TARTIŞMA ORTAMI YAKALAYABİLSEYDİK. AMA YÜZDE DOKSANDOKUZU MÜSLÜMAN OLAN BİR ÜLKEDE KALKIP BÜTÜN İNANANLARIN SAYGIYLA SEVGİYLE KUCAKLADIKLARI ,İSMİNİ BİLE ANARKEN HÜRMETLE,DUA İLE AĞIZLARINA ALDIKLARI EN BÜYÜK DEĞERLERİNE, YANİ HZ.MUHAMMED MUSTAFA (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) EFENDİMİZE ”MUHAMMED” DEYİP AŞAĞILAYARAK,SONRA BÜTÜN MÜSLÜMANLARIN AZİZ KURANINA SAÇMALIK-MASAL-HİKAYE DİYE SALDIRARAK SEN BU ŞANSINI,YANİ BENDEN SANA KARŞI DAHA SAYGILI,DAHA YAPICI OLMAMI İSTEME ŞANSINI EN BAŞINDA KAYBETTİN.
SEN İNANMAYABİLİRSİN.BU SENİN TERCİHİN.AMA İNANANLARA SAYGILI OLMAK ZORUNDA VE DURUMUNDASIN.SEN İNANANLARLA DALGA GEÇ,SEN İNANANLARI AŞAĞILA SONRA BİRDE BİZDEN SAYGILI DAVRANMAMIZI BEKLE.YOK ARTIK..
”ALLAHIN YARATMASINDA HİÇBİR ÇELİŞKİ VE UYGUNSUZLUK (TEFAVÜT) GÖREMEZSİN.İŞTE GÖZÜNÜ ÇEVİR BİR BAK;HERHANGİ BİR ÇATLAKLIK BOZUKLUK VE ÇARPIKLIK GÖRÜYOR MUSUN ?”
MÜLK-3
EVET GÖRÜYORUM.OZON TABAKASI DELİNİYOR.AMA OZONU DELEN ALLAH MI KULLARIMI BUNADA CEVAP VER ?KULARININ HATALARINI,EKSİKLİKLERİNİ ALLAHA YÜKLEMEK KADAR ÇİRKİN,YANLIŞ BİR ŞEY DAHA OLABİLİR Mİ?
”BİR AKSAKLIK BULMAK İÇİN GÖZÜNÜ TEKRAR TEKRAR ÇEVİR BAK;GÖZ UMDUĞUNU BULAMAYIP BİTKİN VE YORGUN DÜŞER.”
MÜLK-4
SEN BEN YATAKLARIMIZDA POFUR POFUR UYUYORKEN SENİ BENİ KORUYAN VAR DÜŞÜNMÜYORMUSUN.HADİ GÖREMEDİĞİN,BİLEMEDİĞİN ALLAH’A SAYGIN YOK PEKİ GÖRDÜKLERİNEDE Mİ SAYGIN KALMADI.SENİN GİBİ BİR KAFİRİ BİLE HALA ONUN SUYUNU İÇMESİNE,ONUN AĞACININ MEYVESİNDEN YEMESİNE,ONUN GÜNEŞİNDEN İSTİFADE ETMESİNE RAĞMEN KENDİSİNİ İNKAR ETTİĞİ İÇİN GÜNEŞİNDEN, NİMETLERİNDEN, KORUMASINDAN MAHRUM BIRAKMAYAN RAHMETELLİL ALEMİN OLAN BİR VARLIĞA NANKÖRLÜK ETMEKTEN DAHA AŞAĞILIK BİR DAVRANIŞ ŞEKLİ DAHA OLABİLİR Mİ?
BANA HAYVAN DEME DİYORSUN ,TAMAM DEMİYECEĞİM ZİRA KÖPEK BİLE EKMEK VEREN ELİ ISIRMAZ.. HAYVANADA HAKARET ETMEMEK LAZIM..
“ DERİN DERİN DÜŞÜNDÜ O; ÖLÇTÜ-BİÇTİ.”
”KAHROLASICA NASIL DA ÖLÇTÜ BİÇTİ ”
”KAHROLASICA YİNE NASIL ÖLÇTÜ-BİÇTİ”
”SONRA BAKTI”
”SONRA DA KAŞLARINI ÇATTI,YÜZÜNÜ EKŞİTTİ ”
”SONRA (KURANA)SIRT ÇEVİRİP BÜYÜKLÜK TASLADI
”SONRA BU KUR’AN DEDİ , OLSA OLSA (sihirbazlardan öğrenilip) NAKLEDİLEN BİR SİHİRDİR”
”BU OLSA OLSA ANCAK BİR İNSANIN SÖZÜDÜR(UYDURMASIDIR) ”
(MÜDDESİR: 18-19-20-21-22-23-24-25)
Haziran 23rd, 2010 at 01:27
HAA KURANI OKUDUNMU DEMİŞSİN HAH BEN SENİN GİBİ BİR KAFİR DEĞİLİM Kİ ,ELHAMDÜLİLLAH MÜSLÜMANIM.HER MÜSLÜMANIN OLDUĞU GİBİ AZİZ KURAN BENİMDE BAŞUCU KİTABIMDIR,BEŞ VAKİT NAMAZINI KILAN BİR İNANAN OLARAKTA HER ZAMAN KURANLA HAŞIR NEŞİRİM.SENDE EĞER DOĞRULARI MÜSLÜMANLARA,SİYASAL İSLAMCILARA,YARIM İMAMLARA,DİNSİZ DİNDARLARA BAKARAK DEĞİLDE BİZATİHİ AZİZ KURANA,KURANDA YAZANLARA BAKARAK ÖĞRENMEYE ÇALIŞSAYDIN İNANIYORUM Kİ BUGÜN DURDUĞUN BU NOKTADAN DAHA İLERDE, DAHA İYİ BİR YERDE OLURDUN.
YUKARIDA YAZDIKLARIMA BAKARAKTA KURANA NE KADAR HAKİM OLDUĞUMU YADA OLAMADIĞIMI AZ VEYA ÇOK ANLAYABİLİRSİN UMARIM.
Haziran 23rd, 2010 at 06:34
din ezilmiş ülkelerin afyonudur demiş ki:
Haziran 19th, 2010 at 23:57
Ote yandan Islamcilar, çeliskilerin ve tutarsizliklarin ortaya çikmasini önlemek üzere sunu hatirlatir ki Kur’an ve Hadis hükümlerini tartismak, yalanlamak ve bunlar üzerinde süpheci olmak ya da bunlarda çeliski ve tutarsizlik oldugunu söylemek “günahtir”, “dinsizliktir”, “Tanri’ya ve peygamberine karsi gelmektir”. Bu hükümler çeliskili görünse de, akla ve müspet ilme ters düsse de, bunlari hiç bir elestiriye ve tartismaya girismeden olduklari gibi kabul etmek gerekir
ŞİMDİ BUNDAN BİNDÖRTYÜZ SENE EVVEL YAŞAMIŞ OLSAYDIN VE BİRİLERİ SANA İKİ DENİZİN BİRBİRİNE KARIŞMADIĞINI SÖYLESELERDİ SEN BUNA İNANABİLECEKMİYDİN PEKİ ?.
GÜLDÜRME BENİ.
SEN BİR KERE İNANMA ÖZÜRLÜSÜ OLARAK,BU GERÇEĞEDE KARŞI ÇIKACAK,”OLURMU CANIM ÖYLE SAÇMALIK” DİYECEK, BÖYLE BİR FİZİK KURALINDAN BİHABER OLDUĞUN İÇİNDE BU OLAYIN GERÇEK OLABİLECEĞİNİ KABUL ETMEYECEK,ÇİRKİN TABİATIN GEREĞİDE HEMEN İNKARA KALKIŞACAKTIN.TIPKI DÜN EBU CEHİL KAFİRİNİN ,FİRAVUN KAFİRİNİN VE DİĞER KAFİRLERİN YAPTIĞI GİBİ.
HALBUKİ AZİZ KURAN BUNU BİNDÖRTYÜZ SENE EVVEL BİLDİRMİŞ OLMASINA RAĞMEN BU GERÇEK,YANİ YÜZEY GERİLİMİNE BAĞLI OLARAK İKİ DENİZİN BİRBİRİNE KARIŞMADIKLARI GERÇEĞİ ,HENÜZ ONDOKUZUNCU YÜZYILIN ORTASINDA ORTAYA ÇIKARILABİLMİŞ,İSPAT EDİLEBİLMİŞTİR.
DEMEK Kİ YİNE YANILAN,HATAYA DÜŞEN ,MAĞLUP OLAN SEN OLDUN.DEMEK Kİ GERÇEKTEN KURANIN DEDİĞİ,HZ.PEYGAMBERİN BUYURDUĞU YİNE YENİ YENİDEN DOĞRU ÇIKMIŞ.Kİ ZATEN AKSİNİ İDDİA ETMEK ANCAK SENİN GİBİ CAHİLLERİN,İNKARCI-YALANCI-SAMİMİYETSİZ KAFİRLERİN TABİATIDIR..BİZİM GİBİ AMENU OLANLARIN DEĞİL.
KURBAN OLDUĞUM MEVLA,AZİZ KURANINDA
”İNSAN ;PEK ACELECİ YARATILMIŞTIR; DELİLLERİMİ(AYETLERİMİN YALAN-HİKAYE-UYDURMA OLMADIĞINI ) YAKINDA GÖSTERECEĞİM SİZE,ACELE ETMEYİN .” ENBİYA-37
DİYE BUYURUYOR.
”VE: “RABBİNDEN ONA BİR AYET (EMARE-MUCİZE-DELİL) İNDİRİLSE OLMAZ MIYDI?”DERLER.O ZAMAN DE Kİ: “GAYB,YALNIZCA ALLAH’INDIR.ARTIK BEKLEYİN.BEN DE SİZİNLE BERABER BEKLEYENLERDENİM.” YUNUS-20
YANİ BENİM KAFİR ARKADAŞIM BU KADAR ACELECİ OLMA.BAK KURANDAKİ BİR AYETİN VARLIĞI BİLE ANCAK BİN SENE SONRA İSPAT EDİLEBİLDİĞİNE GÖRE ”GERİDE OLAN AZİZ KURAN DEĞİL HALA ONUN SIRRINA VAKIF OLAMAMIŞ,ONDAN GEREKTİĞİ KADAR FAYDALANAMAMIŞ İNSANLARDIR”.
KURAN HER HALÜKARDA MUCİZE OLDUĞUNU KANITLAMIŞTIR.BUNDAN BİNDÖRTYÜZ SENE EVVELKİ İNSANLARADA ,20.YÜZYIL İNSANINADADA BELKİ BİR MİLYON YIL SONRAKİ İNSANLARADA.
”KAFİRLER ;EĞER GÖKTEN BİR PARÇANIN DÜŞMEKTE OLDUĞUNU GÖRSELER BİLE ,YİNEDE İNATLARINDAN ”BU ÜST ÜSTE YIĞILMIŞ BULUTTUR” DERLER” TUR-44
ÇÜNKİ ADAMLAR BİR KERE KENDİLERİNİ İNKARA,İNANMAMAYA ŞARTLANDIRMIŞLAR.GÖZLERİYLE GÖRDÜKLERİNİ GÖNÜLLERİ YALANLAMAYA ALIŞMIŞ.BU YÜZDEN ATEİSTLİK YADA KAFİRLİK BİR TÜR DUYGUDURUM BOZUKLUĞU.RUHİ BOŞLUKLARINI FARKEDEMEYECEK KADAR BOŞ OLAN KİMSELERİN AKIL OYUNLARIYLA İÇLERİNDEKİ BU DEV KARADELİKLERİ KAPATMAYA-YAMAMAYA ÇALIŞMALARI.ANCAK ŞU KADARINA EMİNİM Kİ İLERDE BİLİM ADAMLARI ATEİZMİN-KAFİRLİĞİNDE BİR HASTALIK ÇEŞİDİ-TÜRÜ OLDUĞUNU İSPAT EDECEKLERDİR.
Haziran 23rd, 2010 at 15:12
defalarca aynı şeyleri sayıklaya sayıklaya bimiyorum hiç sıkılmadın mı.seninle bir mühendis olarak fiziği tartışacak değilim.yüzey gerilimi denizlerin birbirine karışmamasını sağlamıyor yüzey gerilimi suyu bir arada tutan kuvvettir.yağmurun tane tane yağmasının sebebi yüzey gerilimidir(islama göre melekler taşırmış her bir yağmur tanesini:D
)mesela suyu düz bir cama dökün su tamamen yayılmaz b iraz topluca kalır yüzey gerilimi budur ve denizlerin birbirine karışmamasını değil akıntının daha az olmasına sebep oluyor.ki denizlerde tuzludur kuranın dediği gibi tatlı deniz yoktur:Dşimdi sana ne kadar anlatsamda boş en fazla kitabın gibi küfredersin size yakışır ne de olsa dünyanın en cahil ümmeti değilmi tartışmaya değmez
Haziran 23rd, 2010 at 15:15
artık okumaktan bıktım yazılarınıda gel kardeşim kendini kandırma iki denizin karışmadığı bi yer yok.cebelitarık boğazındada iki deniz karışıyor akıntı diğer boğazlara nazaran daha yavaş kendini saçma sapan bi ayete bilimsellik kılıfını giydirmekle zorlama.(Tüm müslümanların ortak özelliği)
Haziran 24th, 2010 at 03:26
sıkılmak ? benim dünya görüşümde ”sıkılmak,gücenmek,gocunmak” kelimeleri bulunmuyor.aksini iddia etmek ”kendimi ve inandıklarımı” yalanlamak-tekzip etmek olur.
öncelikle şunu çok iyi anlamanızı istiyorum.ben islam dinine inanan bir müslüman olarak siz islama ve müslümanlara burada hakaret üzerine hakaretler yağdırırken,bende bir müslüman olarak bu zulme-haksızlığa-iftiralara karşı durup,sessiz kalamazdım..
sen nasıl ki allahsızlığını savunmaktan çekinmiyor ve allahsızlığı sanki büyük bir meziyetmiş-üstünlükmüş gibi her platformda rahat rahat savunabiliyorsun,bende allah’a inanmış(iman etmiş demiyorum) bir müslüman (mümin demiyorum dikkat ediniz) olarak size ve sizin gibilere karşı inancımı savunmak zorundayım.bu benim için bir TERCİH DEĞİL ADETA GÖREV-VAZİFEDİR.o yüzden siz ne zaman inananlara ve inançlarına,islama ve müslümanlara dil uzatmaktan,iftira atmaktan,hakaretler yağdırmaktan vazgeçerseniz, işte o zaman bende size cevap vermek zorunda,mecburiyetinde kalma(m)yacağım.
sizin yolunuz size, bizim yolumuz bize diyecek,sizin için allah’tan hidayet talep edecek ve sizin gibi olmamak içinde, allah’a bildiğim bütün duaları edeceğim…:(
sevgili kardeşim affınıza sığınarak size iki şeyi hatırlatmayıda vazifem addediyorum.
öncelikle ”müslüman” ve ”mümin” aynı şey değildir.bu ayrımı yapan ben değil bizatihi aziz kuranın kendisidir.
müslüman dediğimiz kimse allaha inanır.allah vardır.hz.muhammed onun rasuludur.islamın imanın şartlarını bilir-kabul eder.o kadar
bir müslüman namaz kılmayabilir
bir müslüman oruç tutmayabilir
bir müslüman içki içebilir,zina yapabilir,hırsızlık yapabilir,
ama allahı reddetmediği hz .muhammedi ve aziz kuranı tekzip etmediği sürece ona kafir diyemeyiz,o dinden çıkmamış- mürted olmamıştır.ama amenuda olamamıştır.
halbuki müminler öylemi?.
müminler allaha inanmazlar,iman ederler.
sen onlara istediğin kadar antitez getir,inançlarını yalanla,inkar et,hatta onların bedenlerini , firavunun, karısı asiye’ye yaptığı gibi demir taraklarla tara, halilürrahman gibi nemruti ateşlere at-yak,komünistler gibi kurşuna diz,ipte sallandır,50 derece çöl sıcağında kızgın kumlara yatır, üzerine 250 kiloluk kaya parçası koy-ez yinede onlar her türlü zulme-engele-engellemeye karşı inançlarından taviz vermeyecekler,”la ilahe illallah muhammedurrasulullah”demeye devam edeceklerdir.
şimdi iyi güzel hoşta bana bunları neden anlattın-anlatıyorsun?
canım kardeşim sen diyorsun ya ”kendini kandırma iki denizin karışmadığı bi yer yok.cebelitarık boğazındada iki deniz karışıyor akıntı diğer boğazlara nazaran daha yavaş kendini saçma sapan bi ayete bilimsellik kılıfını giydirmekle ZORLAMA.(Tüm müslümanların ortak özelliği)!!!
NASIL Kİ SEN BANA ”BANA NE ANLATIRSAN ANLAT VIZ GELİR TIRIS GEÇER”UMRUMDA BİLE DEĞİL,SANA İNANMAMAYA DEVAM EDECEĞİM” DİYORSUN
BENDE; SEN NE KADAR İSLAMI APTAL BİR İNANÇ SİSTEMİ,MÜSLÜMANLARIDA BU SAÇMALIĞA BİAT EDEN APTALLAR-CAHİLLER GÜRUHU OLARAK KABUL EDİP,TANIMLARSAN TANIMLA YİNEDE BEN ALLAH’A İNANMAYA DEVAM EDECEĞİM.
Peygamber Efendimiz insanları Hak yoluna dâvete devam ediyordu. Onu bu vazîfesinden ne bir müşrik döndürebildi ne bir kâfir engelleyebildi. Müşrikler, Ebû Tâlib vâsıtasıyla Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’e haber göndererek dâvâsından vazgeçmesini istemişler, bunun karşılığında da ne istiyorsa kendisine vereceklerini bildirmişlerdi. Bunun üzerine Allâh Resûlü amcasına, bu husûstaki azim ve gayretini ortaya koyan şu muhteşem cevabı verdi:
“- Amca! Vallâhi, ALLAH’IN DİNİNİ TEBLİĞDEN VAZGEÇMEM İÇİN GÜNEŞİ SAĞ ELİME,AYI DA SOL ELİME KOYACAK OLSALAR,BEN YİNE DAVAMDAN(İNANCIMDAN) VAZGEÇECEK DEĞİLİM..YA İSLAMI BÜTÜN CİHANA YAYAR,VAZİFEM BİTER;YADA BU YOLDA ÖLÜR GİDERİM!” DİYEN BİR PEYGAMBERE İMAN ETMİŞİM.
O, İslâm’ı yaymak için kapı kapı dolaşır, tekrar tekrar anlatır ve eline geçen her fırsatı değerlendirirdi. ”BIKMAK,USANMAK ” nedir bilmezdi. En acımasız bir şekilde düşmanlık edenlere bile aynı hakîkatleri defâlarca anlatmıştı. Buna misâl olabilecek bir müşâhedesini Muğire bin Şûbe şöyle nakleder:
Ben ve Ebû Cehil Mekke sokaklarından birinde giderken Allâh Resûlü ile karşılaştık.
Resûl-i Ekrem Efendimiz, Ebû Cehil’e:
“- Ey Ebü’l-Hakem! Gel Allâh’a ve Resûlü’ne tâbî ol da senin için Allâh’a duâ edeyim?” buyurdu.
Ebû Cehil:
- Yâ Muhammed! Sen yine ilâhlarımıza dil uzatacak, onlara tapmaktan bizi men edeceksin, değil mi? Yemin olsun ki söylediğin şeylerin gerçek olduğunu bilseydim sana tâbî olurdum! dedi.
Efendimiz ayrılıp gidince de bana dönüp:
- Vallâhi ben iyi biliyorum ki onun söyledikleri hak ve gerçektir!… îtirâfında bulundu.
Âlemlerin Efendisi’nin, Allâh’ın dînini tebliğ etme ve öğretme husûsundaki azim, gayret ve şevki karşısında büyük bir âcizliğe düşen Kureyş müşrikleri birgün:
- Sen bizi ve ilâhlarımızı yermeyi bırak, biz de seni ve ilâhını kendi hâlinize bırakalım, dediklerinde Resûlullâh Efendimiz başını kaldırıp semâya bakmış ve:
“- Şu Güneş’i görüyor musunuz?” diye sormuştu.
- Evet, görüyoruz, dediklerinde Allâh Resûlü, İslâm’ın mâhiyetini ve istikbaldeki durumunu en güzel şekilde ortaya koyan şu derin cevâbı vermişti:
“- Peki ben sizin bu güneşin ışıklarından faydalanmanıza mâni olabilir miyim?” (İbn-i Kesîr, el-Bidâye, III, 92; İbn-i İshâk, 136)
SEN OKUMAKTAN BIKMIŞ OLABİLİRSİN, AMA BEN ANLATMAKTAN ASLA AMA ASLA BIKMAM ,USANMAM.
Haziran 24th, 2010 at 05:08
SEN NE ZAMAN Kİ BİRBUÇUK MİLYAR İNSANIN İNANDIKLARI KURANA ”SAÇMALIK”DEMEKTEN VAZGEÇERSEN BENDE ANCAK O ZAMAN SUSACAK,SANA CEVAP VERMEYECEĞİM.
SONRA MÜHENDİSİM DİYORSUN MÜHENDİS OLMAN DEMEK TABİATIN HER KANUNUNU BİLECEKSİN DEMEK DEĞİL Kİ
ONA KALIRSA İNŞAAT MÜHENDİSİDE MÜHENDİS,ÇEVRE MÜHENDİSİDE MÜHENDİS,ELEKTRİK-ELEKTRONİK MÜHENDİSİDE MÜHENDİS, MAKİNE MÜHENDİSİDE MÜHENDİS, KALDIRIM MÜHENDİSİDE MÜHENDİ
BEN AMELEYİM,İNŞAATLARDA ÇALIŞIYORUM,BOŞ VAKİTLERİMDEDE HALDE SEBZE,MEYVE TAŞIYORUM BİLMİYORUM BU SİZİN İÇİN NEYİ-NELERİ DEĞİŞTİRECEK
OKUMAK SADECE CEHALETİ ALIRMIŞ …… BAKİ KALIRMIŞ
SEN NE ZAMAN BİR BUÇUK MİLYAR İNSANIN İMAN ETTİKLERİ KURANA,PEYGAMBERE,ALLAH’A,DİN’E ”SAÇMALIK” DİYEREK HAKARET ETMEKTEN VAZGEÇERSEN,BENDE ANCAK O ZAMAN SANA VE SENİN GİBİLERE CEVAP VERMEKTEN VAZGEÇERİM.
ZİRA SEN HER NE KADAR ANLAMASANDA ,HİSSETMESENDE BİZİM ALLAH’A VE RASULUNE OLAN BAĞLILIĞIMIZ, SEVGİMİZ,SEVDAMIZ BAŞKA HİÇ BİR SEVGİYLE MUKAYESESİ YAPILAMAYACAK KADAR BÜYÜK,ÇOK,YOĞUN,KARA BİR SEVDADIR.
KARA OLAN SEVDAMIZIN RENGİDİR, AMA HER ORTAMDA,HER YERDE,HER PLATFORMDA ALNIMIZ ELHAMDÜLİLLAH APAKTIR.
PEYGAMBERE DUYULAN SEVGİ HER SEVGİDEN DAHA ÇOK OLMALIDIR.BU HERŞEYDEN ÖNCE EMR-İ İLAHİDİR.
“MÜMİNLERİN,PEYGAMBERİ KENDİ NEFSLERİNDEN ÇOK SEVMELERİ GEREKİR .” (Ahzâb, 33/6)
BU DURUMU,SEVGİLİMİZ (S.A) DE ŞÖYLE BUYURMUŞ;
” SİZDEN BİRİNİZ,BENİ ATASINDAN,BABASINDAN,EVLATLARINDAN,VE BÜTÜN İNSANLARDAN DAHA FAZLA SEVMEDİKÇE ,TAM ANLAMIYLA İMAN ETMİŞ OLAMAZSINIZ .” (Buharî, iman, 8; Müslim, iman, 70)
YİNE EFENDİMİZİN (S.A) BELİRTTİKLERİNE GÖRE ,ALLAH’I VE PEYGAMBERİNİ HER ŞEYDEN DAHA FAZLA SEVMEDİKÇE,TAM ANLAMIYLA (KEMAL MANADA) MÜ’MİN OLUNMAZ .” (Buharî, iman, 9, 14, edeb, 42; Müslim, iman, 67)
“CANIMIZ SANA FEDA OLSUN YA RASULULLAH” İFADESİ , İŞTE BU ANLAYIŞIN, TESLİMİYETİN, AŞKIN YANSIMASIDIR.
DURUM BÖYLE İKEN NASIL OLURDA SENİN HAKARETLERİNE KARŞI DUYARSIZ KALABİLİRİM
SEN DAHA ÖNCE AŞIK OLDUN MU ?
AŞK NASIL BİR DUYGUDUR,NEDİR YAŞADIN MI?
AŞK TESLİMİYETTİR ARKADAŞIM ,
BİZ YARATANA İNANMADIK,AŞIK OLDUK
BİZİM İÇİN NAMAZ,ORUÇ,ŞU BU AMAÇ DEĞİL ARAÇTIR
ULAŞILMASI GEREKEN GAYE-MENZİL-MERTEBE AŞK’TIR
ÇÜNKÜ BİZİM İÇİN İSLAM = AŞK’TIR
BU SEVGİDE ZEKANIN YERİ YOK
ZİRA AŞK’IN YERİ BEYİN DEĞİL KALPTİR
AMA SEN BUNA BİLE KARŞI ÇIKACAK BEYNİN BİLMEM HANGİ LOBUNDAN GİRİP HANGİSİNDEN ÇIKACAK,BİYOLOJİDEN,ANATOMİDEN,DUYULARIN, HİSLERİN SİNİR SİSTEMİNE ORDAN DAMARLAR KANALLAR YOLUYLA BEYNE BAĞLANDIĞINDAN DEM VURACAKSIN
HALBUKİ AŞK KALBİN İŞİDİR,AKLIN OYUNCAĞI DEĞİL..
AŞKI FİZİKLE,KİMYAYLA,BİYOLOJİYLE,MATEMATİKLE İZAH EDEMEZ-AÇIKLAYAMAZSIN.
MEVLANA GİBİ KOSKOCAMAN BİR ALİMİ KONYANIN GÖBEĞİNDE SEMA ETTİREN KUVVETE KARŞI KOYMAK ANCAK AŞKI BİLMEYENLERİN ,YAŞAYAMAYANLARIN ÖZÜRÜDÜR.
BİZ ALLAHA AŞIK OLDUK DEDİK
SEVEN SEVDİĞİNDEN GAYRI YOL TUTAR MI PEKİ ?
SEVEN SEVDİĞİNİN SÖZÜNDEN DIŞARI ÇIKAR MI PEKİ ?
O ZAMAN BİZİM İSLAMA İNTİSABIMIZ -BAĞLILIĞIMIZ DÜŞÜNCEMİZİN DEĞİL SEVGİMİZİN,AŞKIMIZIN SONUCUDUR.
SENİN HİÇ SEVGİLİN,SEVDİKLERİN OLMADI MI?
ONLARIN KILINA ZARAR GELECEĞİNE BENİM KELLEMİ KOPARSINLAR DİYE DÜŞÜNMEDİN Mİ?
ALLAHIN SEVGİLİSİ BİZİMDE SEVGİLİMİZDİR
ALLAHIN SEVDİĞİNİ SEVMEDEN ALLAHI SEVDİĞİMİZİ SÖYLEYEBİLİRMİYİZ ?
ÖYLEYSE HZ.MUHAMMEDE OLAN SEVGİMİZİN KAYNAĞI,SEBEBİDE ALLAHTIR.
SEN ŞİMDİ BİZİM SEVGİMİZE-SEVGİLİMİZE KÜFRET, SONRA BİZDEN SENİ ANLAMAMIZI İSTE
OLACAK İŞ Mİ BU ARKADAŞIM ?
SÖZÜN ÖZÜ
BİZ ALLAH’A VE ONUN SEVGİLİSİNE ”İNANMAK” NE DEMEK ”AŞIK” OLMUŞUZ
BİZ SEVGİLİMİZİ,SEVGİLİMİZİN SEVGİLİSİNİ CANIMIZDAN BİLE ÇOK SEVMİŞİZ
AŞK TESLİMİYETTİR, AŞKI MANTIĞA HAVALE ETMEK SURETİYLE ”DUYGUYU DÜŞÜNCEYLE YARIŞTIRMAK” BİZİM ADETİMİZDEN DEĞİLDİR.
AŞKIN OLDUĞU YERDE AKILDAN BAHSETMEK EN BÜYÜK AKILSIZLIKTIR.
DÜŞÜNCENİZE DEĞİL AMA SİZE ”YARATANDAN ÖTÜRÜ” SAYGIM VE SEVGİM SONSUZDUR.SİZİN İÇİNDE KENDİM İÇİNDE ALLAH’TAN HİDAYET DİLENİYORUM.
ALLAH RAHMETELLİLALEMİNDİR.
SIĞINACAKSAN ONA SIĞIN.
GÜVENECEKSEN ONA GÜVEN.
İSTEYECEKSEN ONDAN İSTE.
BELKİ BU SÖZLERİMİ ŞU DAKİKA ANLAMAYACAK HATTA BENİMLE DALGA GEÇECEKSİN OLSUN BEN SADECE İNSANLIĞIMIN GEREKTİRDİĞİNİ YERİNE GETİRİYORUM İNSANLIKTAN ANLAMAK YADA ANLAMAMAK SENİN HAMURUNA KALMIŞ
İNŞALLAH DUACINIM…
Haziran 24th, 2010 at 20:59
gerçekten seninle tartışmak gereksiz şov yapmışsın resmen.biz ayeti tartışırken sen işi iman aşkına çevirmişsin kendinin ne kadar imanlı bi müslman olduğunu ballandıra ballandıra anlatmışsın aferim sana.yüz puan sana:D hatta cennette 10 tane huri verdim sana:D neyse ya bilim tartışacak kafa yok sende
Haziran 25th, 2010 at 05:14
ÖNCELİKLE BİLİMİ TARTIŞMAK NE SENİN NEDE BENİM VAZİFEM.BİLİMİ TARTIŞMAK BİLİM İNSANLARININ İŞİDİR. NE SEN NEDE BEN ,BİLİM ADAMI OLMADIĞIMIZA GÖRE ELBETTE SENİNLE BİLİM TARTIŞACAK-BİLİM YARIŞTIRACAK DEĞİLİM.ÇÜNKÜ BEN SINIRLARIMI ,HADDİMİ BİLİYORUM.
İKİNCİSİ ZAVALLI ARKADAŞIM MADEMKİ BİLİM KONUŞMAK İSTİYORSUN,O ZAMAN NİYE İNSANLARIN DİNİNİ -İMANINI DİLİNE DOLUYOR,MİLLETİN DİNİYLE-İMANIYLA-KURANIYLA-PEYGAMBERİYLE UĞRAŞIYORSUN.
SEN YER ÇEKİMİ KANUNUNDAN BAHSETTİN DE YOKSA SANA KARŞI ÇIKAN MI OLDU
O ZAMAN NEYMİŞ HERKES NE KONUŞTUĞUNUN,NE SÖYLEDİĞİNİN FARKINA VARACAK,SINIRLARINI ÇOK ZORLAMAYACAK,HADDİNİDE AŞMAYACAKMIŞ.
SEN HEM BENİ YALNIZCA BİR MÜSLÜMAN OLDUĞUM İÇİN,ALLAH TEALA VE TEKADDES HAZRETLERİNE İNANDIĞIM İÇİN AŞAĞILA, SONRA BEN KENDİMİ,İNANDIĞIM DEĞERLERİMİ SAVUNMAYA KALKIŞTIĞIMDA DA BENİ GERİCİ OLMAKLA İTHAM ET,KAFASIZ OLMAKLA,ŞOV DEĞİL ŞHOW YAPMAKLA SUÇLA
İYİYMİŞ VALLA
SEN BANA ,BENİM ŞAHSIMDA BÜTÜN MÜSLÜMANLARA GERİCİ DİYORSUN AMA NE YAZIK Kİ SENDE BENDEN-BİZDEN ÇOK DAHA İLERDE DEĞİLSİN .
HALA DİN ADAMLARININ DÜNYANIN DÜZMÜ-YUVARLAKMI DİYE TARTIŞTIKLARINI ZANNEDİYORSUN
KOMİKSİN HEMŞERİM YA
NEYSE SENİ ÇOK İYİ ANLIYORUM.ZİRA AZİZ KURAN SENİN GİBİ İNKARCI KAFİRLERİN HALET-İ RUHİYELERİNİN BİN SENEDİR HİÇ DEĞİŞMEDİĞİNİ NEDE GÜZEL BETİMLİYOR.
DÜNYA DEĞİŞTİ,İKLİMLER,HAYVANLAR,BİTKİLER ,DAĞLAR -TAŞLAR DEĞİŞTİ,HALA FİRAVUNLAR-NEMRUTLAR-EBU CEHİLLER-KAFİRLER YERİNDE SAYIYOR DEĞİŞMEDİLER..
YAZIK ÇOK YAZIK..
Haziran 25th, 2010 at 05:31
BUYUR SANA BİLİM
KURANDA JEOLOJİK GERÇEKLER
DAĞLARIN HAREKET ETMESİ
Bir ayette dağların göründükleri gibi sabit olmadıkları, sürekli hareket halinde bulundukları şöyle bildirilmektedir:
Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler… (Neml Suresi, 88)
Dağların bu hareketi, üzerinde bulundukları yer kabuğunun hareketinden kaynaklanır. Yer kabuğu kendisinden daha yoğun olan manto tabakası üzerinde adeta yüzer gibi hareket etmektedir. İlk olarak 20. yüzyılın başlarında Alfred Wegener isimli Alman bir bilim adamı, yeryüzündeki kıtaların Dünya’nın ilk dönemlerinde birarada bulunduklarını, daha sonra farklı yönlerde sürüklenerek birbirlerinden ayrılıp uzaklaştıklarını öne sürmüştü.
Ancak jeologlar, Wegener’in haklı olduğunu onun ölümünden 50 yıl sonra yani 1980′li yıllarda anlayabildiler. Wegener’in, 1915 yılında yayınlanan bir makalesinde belirtmiş olduğu gibi; yeryüzündeki kara parçaları yaklaşık 500 milyon yıl önce birbirlerine bağlılardı ve Pangaea ismi verilen bu büyük kara parçası Güney Kutbu’nda bulunuyordu. Yaklaşık 180 milyon yıl önce Pangaea ikiye ayrıldı. Farklı yönlere sürüklenen bu iki dev kıtadan birincisi Afrika, Avustralya, Antartika ve Hindistan’ı kapsayan Gondwana idi. İkincisi ise, Avrupa, Kuzey Amerika ve Hindistansız Asya’dan oluşan Laurasia idi. Bu bölünmeyi izleyen yaklaşık 150 milyon yıl içindeki çeşitli zamanlarda Gondwana ve Laurasia daha küçük parçalara ayrıldılar.
İşte Pangaea’nın parçalanmasıyla ortaya çıkan bu kıtalar sürekli olarak kara ve deniz arasındaki dağılımı değiştirerek, yılda birkaç santimetrelik hızlarla Dünya yüzeyinde sürüklenmektedirler.
Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta da şudur: Allah dağların hareketini ayette “sürüklenme” olarak bildirmiştir. Nitekim bilim adamlarının bugün bu hareket için kullandıkları İngilizce terim de “continental drift” yani “kıtasal sürüklenme”dir.
Kıtaların kayması Kuran’ın indirildiği dönemde gözlemlenemeyecek bir bilgidir ve Allah ayette geçen “dağları görürsün de, donmuş sanırsın” ifadesiyle insanların bu konuyu ne şekilde değerlendireceklerini önceden bildirmiştir. Ancak bunun ardından bir gerçeği açıklamış ve dağların bulutların sürüklendikleri gibi sürüklendiklerini haber vermiştir. Görüldüğü gibi ayette dağların bulunduğu tabakanın hareketliliğine açıkça dikkat çekilmiştir.
DAĞLARIN GÖREVİ
Kuran’da dağların önemli bir jeolojik işlevine dikkat çekilmektedir:
Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, bir takım dağlar diktik… (Enbiya Suresi, 31)
Dikkat edilirse ayette, dağların yeryüzündeki sarsıntıları önleyici özelliğinin olduğu haber verilmektedir. Kuran’ın indirildiği dönemde hiçbir insan tarafından bilinmeyen bu gerçek, günümüzde modern jeolojinin bulguları sonucunda ortaya çıkarılmıştır.
Eskiden dağların sadece yeryüzünün yüzeyinde kalan yükseltiler olduğu düşünülmekteydi. Ancak bilim adamları dağların sadece yüzey yükseltileri olmadıklarını, dağ kökü adı verilen kısımları ile kimi zaman kendi boylarının 10-15 katı kadar yerin altına doğru uzandıklarını fark ettiler. Bu özellikleriyle dağlar, tıpkı bir çivinin ya da kazığın çadırı sıkıca yere bağlamasına benzer bir role sahiptir. Örneğin zirvesi yeryüzünden yaklaşık 9 km yukarıda olan Everest Dağı’nın 125 km’den fazla kökü vardır.
Amerikan Bilim Akademisi Başkanı olan Frank Press’in, dünya çapında pek çok üniversitede ders kitabı olarak okutulan Earth (Dünya) adlı kitabında, dağların kazık şeklinde oldukları ve yeryüzüne derinlemesine gömülü oldukları ifade edilmektedir. Kuran ayetlerinde ise, dağların bu işlevine, “kazık” benzetmesi yapılarak şöyle işaret edilir:
Biz, yeryüzünü bir döşek kılmadık mı? Dağları da birer kazık? (Nebe Suresi, 6-7)
Görüldüğü gibi, modern jeolojik ve sismik araştırmalar sonucunda keşfedilen dağların çok hayati bir işlevi, yüzyıllar önce indirilmiş olan Kuran-ı Kerim’de Allah’ın yaratmasındaki üstün hikmete bir örnek olarak verilmiştir. Bir ayette şöyle buyrulur:
… Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı… (Lokman Suresi, 10)
YANİ SEN BÜTÜN BU GERÇEKLER ORTADAYKEN HALA KURANI İNKAR EDEBİLİYOR,AYETLERİ YALANLAYABİLİYORSAN ARTIK SANA BİLİM ADAMLARI NE SÖYLESİN,DİN ADAMLARI NE SÖYLESİN,BEN NE SÖYLEYİM..
Haziran 25th, 2010 at 05:35
BUYUR SANA BİLİM
KURANDA ASTRONOMİK GERÇEKLER
EVRENİN GENİŞLEMESİ
Astronomi biliminin henüz gelişmemiş olduğu bir dönemde, 14 asır önce indirilen Kuran-ı Kerim’de evrenin genişlediğinden şöyle bahsedilir:
Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz. (Zariyat Suresi, 47)
Yukarıdaki ayette geçen “sema (gök)” kelimesi Kuran’ın pek çok yerinde uzay ve evren anlamında kullanılır. Nitekim burada da bu anlamda kullanılmıştır ve evrenin genişleyici olduğu bildirilmiştir.
20. yüzyılın başlarına dek bilim dünyasında hakim olan tek görüş, “evrenin durağan bir yapıya sahip olduğu ve sonsuzdan beri süregeldiği” şeklindeydi. Ancak, günümüz teknolojisi sayesinde gerçekleştirilen araştırma, gözlem ve hesaplamalar evrenin bir başlangıcı olduğunu ve sürekli olarak “genişlediğini” ortaya koydu.
Rus fizikçi Alexander Friedmann ve Belçikalı evren bilimci Georges Lemaitre, 20. yüzyılın başlarında evrenin sürekli hareket halinde olduğunu ve genişlediğini teorik olarak hesapladılar. Bu gerçek, 1929 yılında gözlemsel olarak da ispatlandı. Amerikalı astronom Edwin Hubble kullandığı dev teleskopla gökyüzünü incelerken, yıldızların ve galaksilerin sürekli olarak birbirlerinden uzaklaştıklarını keşfetti. Bu buluş astronomi tarihinin en büyük keşiflerinden biri sayılmaktadır. Hubble bu incelemeler sırasında yıldızların, uzaklıklarına bağlı olarak kızıl renge doğru yaklaşan bir ışık yaydıklarını saptadı. Çünkü bilinen fizik kurallarına göre, gözlemin yapıldığı noktaya doğru hareket eden ışıkların tayfı mor yöne doğru, gözlemin yapıldığı noktadan uzaklaşan ışıkların tayfı da kızıl yöne doğru kayar. Hubble’ın gözlemleri sırasında ise yıldızların ışıklarında kızıla doğru bir kayma fark edilmişti. Kısacası yıldızlar sürekli olarak uzaklaşmaktaydılar. Yıldızlar ve galaksiler sadece bizden değil, birbirlerinden de uzaklaşıyorlardı. Herşeyin sürekli olarak birbirinden uzaklaştığı bir evren ise, sürekli “genişleyen” bir evren anlamına gelmekteydi. Evrenin genişlemekte olduğu, ilerleyen yıllardaki gözlemlerle de kesinlik kazandı.
SICAK DUMANDAN YARATILIŞ
Bugün bilim adamları yıldızların dumandan -sıcak bir gaz bulutundan- oluşumunu gözlemleyebilmektedirler. Sıcak gaz kütlesinden oluşum, aynı zamanda evrenin yaratılışı için de geçerlidir. Kuran’da da evrenin yaratılışı, bu bilimsel bulguları tasdik edecek şekilde tarif edilmiştir:
…Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi; böylece ona ve yere dedi ki: “İsteyerek veya istemeyerek gelin.” İkisi de: “İsteyerek (İtaat ederek) geldik” dediler. (Fussilet Suresi, 10-11)
Yukarıdaki ayette geçen “duman” ifadesi, Arapçada “duhanun” kelimesidir. Ve bu kelime söz konusu kozmik ve sıcak bir dumanı tarif etmektedir. Katı maddelere bağlı uçan parçacıklar içeren, sıcak gaz halinde bir kütle olan bu duman şekli, ayette geçen kelimeyle tam olarak tarif edilmektedir. Görüldüğü gibi Kuran’da evrenin bu aşamadaki görünümünü tarif eden en uygun kelime kullanılmıştır. Bilim adamları ise evrenin, duman halindeki sıcak bir gaz kütlesinden oluştuğunu 20. yüzyılda keşfetmişlerdir.
GÜNEŞ’İN GİDİŞ İSTİKAMETİ
Kuran’da Güneş ve Ay’dan bahsedilirken her birinin belli bir yörüngesi olduğu vurgulanır:
Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratan O’dur; her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor. (Enbiya Suresi, 33)
Yukarıdaki ayette geçen “yüzme” kelimesi Arapçada “sabaha” olarak ifade edilir ve Güneş’in uzaydaki hareketini anlatmak üzere kullanılmaktadır. Bu kelime Güneş’in uzayda hareket ederken kontrolsüz olmadığı, ekseni üzerinde döndüğü ve dönerken bir rota izlediği manasındadır. Güneş’in sabit olmadığı belli bir yörüngede yol almakta olduğu, bir başka ayette de şöyle bildirilmektedir:
Güneş de, kendisi için (tespit edilmiş) olan bir karar yerine doğru akıp gitmektedir. Bu üstün ve güçlü olan, bilenin takdiridir. (Yasin Suresi, 38)
Kuran’da bildirilen bu gerçekler, ancak çağımızdaki astronomik gözlemlerle anlaşılmıştır. Astronomi uzmanlarının hesaplarına göre Güneş, Solar Apex adı verilen bir yörünge boyunca Vega Yıldızı doğrultusunda saatte 720.000 km’lik muazzam bir hızla hareket etmektedir. Bu, kabaca bir hesapla, Güneş’in günde 17 milyon 280 bin km yol katettiğini gösterir. Güneş’le birlikte onun çekim sistemi içindeki tüm gezegenler ve uyduları da aynı mesafeyi katederler.
Haziran 25th, 2010 at 13:43
o ne ya şhow yazmış haha:D:Dşov türkçe şekli ingilizceside show dur ne yaptın be hüseyin abi
Haziran 25th, 2010 at 13:47
birincisi gidip şu ömer çelakıl harun yahya gibi ipe sapa gelmez biri numaralarla oynayıp kuran şifresi diyen diğeri ayet meallerini sırf mucize diye kendi beğendiği gibi yayımlayan adamın yazdıklarını önüme mucize diye koyma.ikincisi sen bilim adamı olmaabilirsin ama ben bir bilim adamıyım.doktora çalışmalarım var
Haziran 25th, 2010 at 13:56
dıin ezilmiş ülkelerin afyonudur diyen arkadaş bak bensana nediyecem ben isa yım sana açık mucize gösterecehim ozaman allaha itaat edecenmi
Haziran 25th, 2010 at 13:59
diyanetin meali: Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter. (zariyat 47)
elmalılı hamdi yazır meali: Biz göğü kudretimizle bina ettik.Hiç şüphesiz biz,çok genişlik ve kudret sahibiyiz.
(zariyat 47) bu ayette geçen Mûsiûn:geniş kudret sahibi anlamına gelir ve zaten iki güvenilir kaynak yani diyanet ve elmalılı hamdi yazı ayetin mealini bu şekilde yapmıştır tabi bizim mucizeciler bilim kılıfına uyduracaklar ya kuranı şöyle bi ayar veriyolar ayete o da güzel devam edin böyle..aferin!
Haziran 25th, 2010 at 14:02
göster onuü göster zaten binbir türlü deliyle uğraşıyoruz saçmalıklarla beyni sulanmış insanlar dolu etraf bide senle uğraşalım sorun değil
Haziran 25th, 2010 at 14:12
sizin gibilerin halini an lıyorum siz sahte mehtilerden şehlerden kurana ekyazılmış risalelerden bıktınız yeryüzün de nerisale kalacak nede kurana yapıştırılan başkabir kitab da mehtide mesihte kalmayacak ben göreve başladım sana ve senin gibilere aşikare mucize göterecem ozaman KURANIN HAKKİTAB OLDUHUNU anlıyacksınız sana bir mucize ben hic hatatımda kabeye gidmedim oma kabenin içinden senin gibilere bir kitab çıkaracam okitabda benim ismim nerden geldihim çocuklarımın ismi benim vucudumdaki ben lerekadar kitabda yazacak buna iman edecek misin etmessen senin gibilere hic gid medihim ülkeden musa nın sandıhını çıkartacam yinede iman etmesseniz ozaman kaçış yeriniz yoktur bizsize kesin dellillerle geldik ozaman azabı dünyada tatmaya başlıyacak sınız artık son günlerinizi yoşıyorsunuz ben size kesin dellillerle geldim dönüşümüz kesinlikle ALLAHADIR SELAM BENİ BEKLEYİM
Haziran 25th, 2010 at 14:34
SENKORKMA DÜNYANINDA SESİNİ KESERİZ ALLAHIN KUDRETİ İLE
Haziran 25th, 2010 at 14:35
görüyomusun hüseyin din ne gibi dingiller çıkarıyo ortaya:D allahım ya hepiniz mi mal olursunuz
Haziran 25th, 2010 at 14:39
KONUŞMAYI TERBİYEYİLİ OL SEN KİMİN LE KONÜŞTUHUNU BİLSEYDİN DÜZGÜN KONUŞ
Haziran 25th, 2010 at 17:47
sende türkçeni düzelt ve yazmayıda öğren
Haziran 25th, 2010 at 20:24
BİR TEK DECCAL EKSİK O DA NERDEYSE GELSİN DE ŞU ARMAGEDON SAVAŞINI BAŞLATALIM ARTIK
Haziran 25th, 2010 at 21:25
deccal şilide gelemez selam
Haziran 25th, 2010 at 21:58
şili – ispanya macını izlemeye gitmiş.
Haziran 26th, 2010 at 06:41
din ezilmiş ülkelerin afyonudur demiş ki:
Haziran 25th, 2010 at 14:35
görüyomusun hüseyin din ne gibi dingiller çıkarıyo ortaya:D allahım ya hepiniz mi mal olursunuz
hayda atilla mayda şimdi bak kaç zamandır seninle ne güzel yazışıyoruz değil mi ? ben bugüne kadar sana o kadar yazı yazdım hiç ruhullah olduğumu yada mehdi olduğumu yada allah olduğumu iddia ettim mi?
o zaman beni niçin ve ne hakla ne idüğü belirsiz kimselerle,deliyle,dingille, manyakla,malla aynı kefeye koyuyorsun ?
sonra benim seni zorla müslüman etmek gibi bir niyetim derdimde yok.zaten buna imkanımda yok.herşeye rağmen sana yazabiliyorsam bunu ne senden nede değersiz düşüncelerinden çekinmediğimi sana göstermek, ispat etmek için yapıyorum .
çünkü senin gibilerinin düşünceleri , allahın kitabı kuranda, ankebut suresinde işaret edildiği üzere ”her an yıkılmaya-yok olmaya mahkum, örümcek yuvaları” gibidir.
dinlerin metafizik kısmı müşahede ve müdahele edilemediği için tartışmaya,tartışılmaya açık değil.ben sana ne kadar allahın varlığını ispat etmeye çalışırsam çalışayım tanrı kendisini görünenlerin önüne değilde sebepler ve sonuçlar silsilesinde en arkaya sakladığı için,yani o ”varlığını bir imtihan konusu ” ettiği için ,onu senin beklediğin manada, yani güneş gibi gözlerinin önüne sermek,tanıştırayım tanrı-afyon, afyon-tanrı diyebilmek imkansız gibi..
ben sana bu yüzden tanrıyıda kabul ettirme derdinde değilim
senin hala anlayamadığın şu ki, nasıl ki ben senin düşüncelerine benim için ne kadar değersiz ve geçersiz olsalarda tahammül etmek zorunda ve durumundayım,sendende aynı olgunluğu, yani müslümanların inancı senin için ne kadar afaki, lüzumsuz, gereksiz, mantıksız olursa olsun aynı inananlara aynı toleransı göstermeni ,tahammüllü davranmanı bekliyorum.
zira hem allahsız -kafir olduğunu, islamı reddettiğini, kuranı inkar ettiğini söylüyorsun, sonrada kabul etmediğin,tanımadığın,bilmediğin allah hakkında, islam hakkında, kuran hakkında,müslümanlar hakkında ileri geri konuşuyor, ahkam kesiyorsun.
birde hala ama hala bir müslümana kuranda tezat olduğu saçmalığına inandırmaya çalışıyorsun.
işte senin ve senin gibilerin anlamadıkları, algılamakta zorluk çektikleri gerçek bu.
bilmeni istiyorum ki benim allahtan başka hiç kimseye biatım yok.allah teala ve tekaddes hazretlerinden ve din-i islamdan başka ne bir tarikata,tarikat şeyhine,ne bir cemaata,cemaat önderine,nede bir vakfa üye yada mürit değilim.islamdan başka hiç bir yerle ilişiğim-ilintim-bağlılığımda yok.zaten ihtiyacımda yok..
verdiğim örnekler ömer çelakılın tespitleri değil.hoş öyle olmuş olsa bile bu yinede kuranda jeolojik,astronomik,fizik-metafizik-biyolojik gerçeklerin olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
zira kuranı yazan ömer çelakıl değil,hz.allahtır..
sonra örnek verdiğin ayete gelelim zariyat-47
”Ves semâe beneynâhâ bi eydin ve innâ le mûsiûn(mûsiûne).”
LE MUSİUNE –zariyat(51)-47 ;Genişletmek….mus kelimesi takat anlamında ki “vüs” kelimesinden türemiştir.
Arapça da genişletmek,yaymak,yükseltmek manasındadır (arap dili ve edebiyatı)
Şimdi bu kelime 2 teşekkülden mana ihtiva eder.birincisi; genişletmek…./musiun
İkincisi ise; esmaul Hüsna da ki Allahın sıfatlarından ; rızık veren …/el-musiune
Geniş kudret manası ….eyd ‘dir..ancak ayette
Vessemae benayneha bieydin ve inne le musiune …./zariyat 47
Vessemae =”göğü” benayneha=”bina ettik” bieydin=”kuvvet-kudret” ve inne=”gerçekten biz”
Le musiune=”elbette genişletenler”
Buradan da görüleceğü gibi eyd kelimesi göğü kudretle bina ettik anlamında varken; bir de le musiune olarak genişleten var.buradaki arapça sıralama ve arap dilinde son eylem faktörü sonda yer alırken,eyd kelimesinin sonda olması imkansızdır.bu halde eyd kelimesi zaten musiune kelimesinle yakından uzaktan alakası olmamaktadır.o halde musiun/ kökü genişlemek manasını ihtiva eder.
Yani bazı tefsirlerde yer alan…geniş kudret /eyd kökü musiune kelimesiyle bağdaşamaz.ve anlamında ki kök oluşumunda da yer almaz…o halde eyd ve musi kelimelerie ayrı bir kökün ayrı manalarını telaffuz etmektedir…
Bu konuda tefsirler genişletmek sözünü geçirmektedirler…ve size itiraz edemeyeceğiniz 1.kaynak ve diğerleri;
Kaynaklar:
1- Ebussuud tefsiri (şeyhülislam Ebussuud Efendi) Kuran-ı Kerimin meziyetlerini akli selime açıklanması C.11 syf.5362
2- Hadislerle Kuran-ı Kerim Tefsiri-İbni Kesir-Çağrı yayınları c.13 syf.7495
3- El-Esas Fi’t –Tefsir-Said Havva-Şamil Yayınevi c.14,syf.149
4- Fahruddin Er-Razi-Tefsir-i Kebir Mefatihu’l-Ğayb-Huzur yayınevi c20 syf.386-387
5- Musiune;İslami terimler Sözlüğü-Hasan Akay syf.374
6- Dini Kavramlar Sözlüğü-Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları syf.474
7- Tefsir-i Kebir-Mukatil bin Süleyman-İşaret Yayınları-c4 syf.97
8- Kuran-ı Kerim şifa tefsiri-Mahmut Toptaş-Cantaş Yayınları c7 syf.241
9- Muhtasar Ruhü’l Beyan Tefsiri-İsmail Hakkı Bursevi-Damla Yayınevi c8-syf.279
10- İbn Cerir et-Taberi/taberi tefsiri-c15.syf.395
11- Beyanu’l –Hak (Kuran-ı Kerimin Nüzul sırasına göre tefsiri) Prof.Dr.M.Zeki Duman c2 Fecr Yayınları syf.274
12- Prof.Dr.Süleyman Ateş-Kuran-ı Kerim Tefsiri-Yeni Ufuklar Neşriyat c3.syf.1609-1610
Haziran 26th, 2010 at 07:24
pekii şimdi sen bu ayetleri nasıl açıklayacaksın
enbiya-32
”Ve cealnes semâe sakfen mahfûzâ(mahfûzen), ve hum an âyâtihâ mu’ridûn(mu’ridûne).”
mademki mealde tercihin diyanet ve elmalı meali
Elmalılı Hamdi Yazır : Semayı da mahfuz bir sakıf yaptık, onlar ise onun âyetlerinden yüz çeviriyorlar
Diyanet Vakfi : Biz, gökyüzünü korunmuş bir tavan gibi yaptık. Onlar ise, gökyüzünün âyetlerinden yüz çevirirler.
Diyanet İşleri (eski) : Göğü karışıklıktan korunmuş bir tavan kıldık; oysa onlar bundaki delillerden yüz çeviriyorlar.
göğün ”korunmuş olması” gerçeğini açıkla bakalım ?
mülk-3
”Ellezî halaka seb’a semâvâtin tibâkâ(tibâkan), mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut(tefâvutin), ferciıl basara hel terâ min futûr(futûrin).”
Elmalılı Hamdi Yazır : O ki yedi(7 diyor bak 6 yada 8 değil) sema yaratmış birbiriyle mutabık, göremezsin o rahmânın yarattığında hiçbir nizamsızlık, haydi çevir gözü görebilir misin hiçbir çatlak, bir kusur?
Diyanet İşleri : O, yedi(7) göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?
Peygamberimiz dönemindeki bilim seviyesiyle ile göğün yedi kat-tabaka olması gerçeğinin bilinmesi imkansızdır. Atmosfer’in bu şekilde tarifinin rastgele bir şekilde söylenen bir ifadeyle uyum göstermesi de akla aykırıdır. Görüldüğü gibi Kuran’daki bu ayet açıkca Atmosfer’deki tabakaları işaret etmektedir…
HOŞ, DİYELİM Kİ ATMOSFERİN YEDİ DEĞİLDE ON YEDİ KATMAN OLDUĞU KEŞFEDİLMİŞ OLSUN YİNEDE BU BENİM KURANA OLAN İTİMADIMI,İMANIMI NE EKSİLTİR NEDE AZALTIR.Kİ BÖYLE BİR ŞEY OLMASINA DA NE İMKAN NEDE İHTİMAL OLAMAZ.ÇÜNKÜ KURANI YAZAN ALEMLERİ YOKTAN YARATAN HZ.ALLAHTIR.EĞER KURANI HZ.MUHAMMED YADA SENİN GİBİ BİR YARIM AKILLI İNSAN YAZMIŞ OLSAYDI MUHAKKAK Kİ ONDA BİR DEĞİL BELKİ BİNBİR TANE YANLIŞ-TEZAT BULABİLİRDİK.
Haziran 26th, 2010 at 08:44
din ezilmiş ülkelerin afyonudur demiş ki:
Haziran 25th, 2010 at 13:47
birincisi gidip şu ömer çelakıl harun yahya gibi ipe sapa gelmez biri numaralarla oynayıp kuran şifresi diyen diğeri ayet meallerini sırf mucize diye kendi beğendiği gibi yayımlayan adamın yazdıklarını önüme mucize diye koyma.
YİNELEMEK GEREKİRSE Kİ MUHAKKAK ARTIK
KURANI YAZAN NE ÖMER ÇELAKIL DENİLEN UÇRAK ŞAHISTIR,NEDE KENDİSİNİ DÜN DİN ADAMI ,BUGÜN MEHDİ ,YARİN PEYGAMBER YADA ALLAH İLAN ETMESİ KUVVETLE MUHTEMEL MECZUB KİMSEDİR.
KURANI YAZAN,SENİ ,BENİ,HERKESİ VE HERŞEYİ YOKTAN YARATAN HZ. ALLAHTIR…
”ALLAH,YALANCI,İNKARCI İNSANI DOĞRU YOLA İLETMEZ” ZÜMER SURESİ AYET-3
NİÇİN
ÇÜNKÜ ”ONLAR,BİLE BİLE ALLAH’A KARŞI YALAN SÖYLERLER.”AL-İ İMRAN SURESİ AYET- 75
Haziran 26th, 2010 at 13:40
”Yedi Gök” (seb’a semâvât) tabiri yukardaki mucize yalanı metninde verilen Bakara/29, Fussilet/12, Nuh/15, Mülk 3 ayetlerinin yanısıra Talak/12, İsra/44, Müminun/86 ve farklı biçimleriyle Nebe/12, Müminun/17 ayetlerinde de yer almaktadır.
Önce ”yedi gök” tabirinin yorumunu bir de Elmalılı’dan okuyalım:
“Bu “yedi sema”nın tefsir ve yorumunda başlıca iki düşünce vardır:
Birisi yerden Venüs’e kadar bir; Venüs’ten Merkür’e kadar iki; Merkür’den Güneş’e üç; Güneş’ten Merih’e yahut yine yerden Merih’e dört; Merih’ten Jüpiter’e beş; Jüpiter’den Satürn’e altı; Satürn’den daha ilerisine kadar yedidir ki sonradan keşfedilmiş olan Üranüs ve Neptün gezegenleri ve daha keşfedilmesi mümkün olanlar hep bu yedinci hudud içinde demektir. Çünkü bu takdirde bu “yedi sema” özellikle yerin yaratılması üzerine tesviyeye dahil olanlardır. Bugün bu tesviyenin daha ileri gittiği ispat edilemez. Bu düşünce çoğunlukla astronomi ilmi görüşünü takip edenlerindir (…).
Yedi semâ’daki diğer düşünceye gelince: Dünyanın üstünde bütün yıldızların süslediği maddî âlemin hepsi bir semadır. Yedi semanın birincisidir. (…) Ve İslâm’da tefsir âlimlerinin en büyüklerinin kanââtleri budur. Sonra mi’rac hadiselerinde de semaların böyle ruhanî mânâlarına işaret vardır. Cenab-ı Hak her an bunların çeşitli durumlarını tesviye etmektedir. Ve bu tesviye maddî şeylere bağlı değildir ve hiç şüphesiz yeri yaratması üzerine de bunlara bir özel tesviye vermiş ve arz üzerinde yaratacağı insanların yaratılması ve sonra onların faydalanmaları için meleklerine emirler vermiş, tesirler yaptırmış, alemin fezasında cereyan eden yeni bir sünnet açmıştır.” (…)
Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kuran Dili, Bakara/29
Görüldüğü gibi Elmalılı ”yedi gök” ifadesinin iki farklı yorumundan bahsetmektedir ve burada mucize yalancılarının ayetleri ilişkilendirmeye çalıştıkları ”Dünya’nın göğü/atmosfer” geçmemektedir! Birinci görüş, göklerin her birinin Güneş Sistemi’ndeki gezegenler arasındaki mesafe olduğu; -Elmalılı’ya göre daha muteber olan- ikinci görüş ise bu göklerden birincisinin -zaten- tüm evreni/kâinatı oluşturduğu, diğer altısının da ”manevi alem”e ait bulunduğu yorumunu savunlamaktadır.
Fakat biz yine de mucize yalancılarının yorumuna göre 7 gökten atmosferin kastedilmiş olması ihtimali üzerine duralım.
İlk dikkat çeken husus mucize iddiacılarının ayet yorumunda sergiledikleri pervasızlıktır. Kuran’da geçen ”gök” sözcüğünü işlerine geldiği zaman evren/kainat, işlerine geldiği zaman Dünya’nın göğü/atmosfer anlamında yorumluyor oldukları yukarıya alıntılanan metinde açıkça görülüyor. Üstelik bunu yaparken ne zaman ”evren”, ne zaman ”atmosfer” anlamı kastedilmiş olduğuna dair herhangi bir objektif-hermenötik kriter sunmaya da gerek duymuyorlar. Adeta ”Hangisi işimize gelirse onu kullanırız” demekteler…
Hadi bunu da kabul edelim! Yani diyelim ki, tefsir alimlerinin yazdıkları yanlış ve Kuran’da ”gök”ten bahseden ayetlerin -aynen mucize yalancılarının iddia ettikleri gibi- bazılarında ”evren/kainat” ve bazılarında da ”Dünya’nın göğü/atmosfer” kastedilmekte.
Bu durumda şunu da unutmamalıyız ki hangi anlam yüklenirse yüklensin ”7 gök” denince her halükarda Dünya’nın göğü (yani atmosfer) kastedilmiş oluyor. O halde mucize iddiacılarının savunuları olan Mülk/3 ayeti ile devamındaki ayetlere bir göz atalım:
Mülk/3
“O ki, birbiri ile ahenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahman olan Allah’ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak; bir bozukluk görebiliyor musun?”
Yukarda alıntıladığımız metinde görüldüğü üzere bu ayette geçen ”yedi gök” mucizeciler tarafından atmosfer olarak yorumlanmaktadır. Şimdi devamındaki ayetleri okuyalım:
Mülk/4
Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) aciz ve bitkin halde sana dönecektir.
Mülk/5
Andolsun ki biz (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Mucizecilerin genel yorumunu (bazan ”evren” bazan ”atmosfer” şeklini) kabul etsek bile bu bağlamda -yorumlar açısından bakıldığında- belli ki evrenden değil atmosferden bahsedilmekte. Ayetin devamında bahsi geçen tanıma birden bire ”en yakın gök” ifadesi giydiriliyor. Dolayısıyla mucize iddiacılarına göre en yakın gök olan atmosferin ilk tabakasının kandillerle (yani yıldızlarla) dolu olması gerekir. Yıldızlar bu kadar yakın yer almadığına göre bu iddia zaten bu ayetle kendiliğinden çürümüş olmaktadır. Yıldızlar en yakın gök olan troposferde bulunamayacağına göre, gök kelimesinden kastedilenin atmosferin katmanı olamayacağı son derece açıktır.
Bu, mucize iddiacılarının her zamanki çarpıtmaları için güzel bir örnektir. Onlar öncelikle Kuran ayetlerini istedikleri gibi eğip bükmekte, daha sonra da bazı bilimsel gerçeklerle diledikleri gibi uyumlayarak ortaya tezler koymaya çalışmaktadırlar.
3. Atmosferin Katmanları
Atmosferin 7 katmanı olduğu iddiası tamamen iradi bir tasniftir. Yani mesele, dünyada kaç kıta olduğu ya da Güneş Sistemi’nde kaç gezegen bulunduğu gibi objektif kriterlere dayalı olarak tespit edilemez. Konu, hangi kıstası/kriteri esas aldığımıza göre şekillenebileceği gibi ne kadar detaylı anlatmak istediğimize göre de değişecektir. Başka bir deyişle bu sınıflandırmalar tamamen insan ürünüdür.
Atmosfer katmanlarının belirlenmesinde havanın yoğunluğu, nem oranı, gazların çeşitliliği ve oranları, güneş ışınlarının kırılması-dağılması ve havanın sıcaklığı gibi kriterler birer ayrım unsuru olarak kabul edilir; bunlara göre bir sınıflandırma-ayrım yapma yoluna gidilir. Bu sınıflandırmalar da farklı her parametrik tespite göre farklılıklar gösterecektir.
Örnegin Ana Brittanica Ansiklopedisi, “atmosfer” maddesini el aldığı bölümde onu şu bölümlere ayırır:
1. Troposfer
2. Tropopoz
3. Stratosfer
4. Stratopoz
5. Mezosfer
6. Mezopoz
7. Termosfer
8. İyonosfer
9. Homosfer
10. Heterosfer
11. Egzosfer
Gene nefes almamız için gereken katmanları ayıracak olursak atmosfer şu bölümlerden meydana gelir :
1 – Troposfer
2 – Stratosfer
3 – Mesosfer
4 – Thermosfer
5 – Exospfer
6 – Tropopause
7 – Stratopause
8 – Mesopause
9 – Exobase
10 – Ionospfer
11 – Exosfer
12 – Magnetosfer
13 – Ozon tabakası
14 – Üst Atmosfer
15 – Van Allen radyasyon kemeri
Günümüz bilm dünyasında genellikle 5 katman modeli kabul edilir. Örneğin Amerikan NASA (Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi Kuruluşu) atmosferi 5 katmana ayırır.
bkz. http://www.nasa.gov/audience/forstud…ftoff_atm.html
ve
http://www.centennialofflight.gov/es…re/DI139G1.htm
Batı üniversiteleri de genellikle 5 katmanı kabul eder. Örn: Michigan Üniversitesi Atmosfer araştırma web sitesi (The University of Michigan UCAR, University Corporation for Atmospheric Research):
http://www.windows.ucar.edu/tour/lin…re/layers.html
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü‘nün sitesinde de 5 katmanlı model yer almaktadır:
http://www.meteor.gov.tr/2006/arasti…rinyapisi.aspx
Ayrıca bkz.
=> Berkeley Üniversitesi
=> ABD Ulusal Hava Servisi
=> İngilizce Wiki
=> Türkçe Wiki
=> Almanca Wiki
4 Ve 6 katmanlı modeller de oldukça yaygındır. Bunlar dışında da farklı kullanım amaçlarına yönelik çok sayıda sınıflama bulunur. Örneğin bir meteorolog 0.1 derecelik sıcaklık farkını ve gaz oranlarındaki %1′lik oynamayı -ve başka çok detaylı farklılıkları- birer ayırt edici unsur olarak kabul ederek atmosferi 120 katmana ayırmayı da başarabilir.
Dolayısıyla elbette ki bu kıstaslarda amaca yönelik olarak istikrarlı bir şekilde oynayınca 7 katmanlı bir atmosfer modeli de bir şekilde bilime uygun olarak oluşturulabilir. Fakat bu, ne tek mümkün olan sınıflandırmadır ne de bilim dünyasında veya meteoroloji gibi pragmatik disiplinlerde yayıngın olan sınıflandırmadır. Atmosferin mutlak anlamda 7 katmanlı olduğu sadece Müslüman çevrelerce -o da Kuran’da yazıyor diye- dile getirilmektedir.
4. Kuran Öncesi Atmosfer Modelleri
Tüm bu savunmalar Kuran’dan ve Muhammed’den çok önceki medeniyetler tarafından da araştırılmaya, irdelenmeye çalışılmıştır. Sümerlerde ve eski Mısır’da da bu konuda başarılı araştırmalar olmasına rağmen günümüz bilminin kabul ettiğine en yakın araştırmayı eski Hindistan’da yaşamış bilimci Vimana Shastra yapmıştır.
Hem de Kuran’dan yaklaşık 1100 yıl kadar önce.
bkz. http://www.bibliotecapleyades.net/vimanas/vimanas09.htm
Vimana Shastra çeşitli unsurları dikkate alarak farklı farklı sınıflandırmalar yapmıştır. Ancak bunlar arasında en göze çarpanı Avarthascha olarak adlandırdığı 5 katmanlı olandır. Kuran’dan yaklaşık 1100 yıl önce yapılan bu katmanlama sistemi hava yoğunluğunu esas belirleyici kabul etmesi bakımından günümüz havacılığında da aynen kabul edilen (her pilotun bilmesi gereken) sistemdir ve katmanları şöyledir:
1. Rekha patha – Shaktyavarta
2. Mandal – Vatavarta
3. Kaksha – Kiranavarta
4. Shaktipatha –Shaityavarta
5. Kendramandal – Gharshanavarta
5. ”Yedi Gök” Efsanesinin Kaynakları
Kuran’da ”yedi gök” ifadesinin yer almış olmasının o dönemin efsaneleri, bilgileri ve inançları bağlamında anlaşılabilir, makûl ve tarihi sebepleri vardır.
Nitekim eski İbrani geleneğindeki efsanelere göre göğün 7 kat olduğu, altıncı katta meleklerin, yedinci katta ise Tanrı’nın bulunduğu bilinmektedir.
bkz: GÖK KATLARI
6. Sonuç
Müslümanlar arasında çok yaygın olan bu mucize iddiasının savunulabilir hiçbir yanı yoktur.
Evvela ayetlerde geçen ”Yedi Gök” tanımını atmosfer olarak yorumlamak tefsir ilmine aykırıdır ve benzer ifadeleri kullanan diğer ayetlerle uyuşmamaktadır.
Hepsinden önemlisi atmosfer zaten 7 katmanlı değildir. Tamamen keyfi iradeyle oluşturulmuş bu sınıflama günümüzün teorik bilimlerinde, havacılık-meteoroloji gibi pragmatik disiplinlerinde, üniversitelerde, ders kitaplarında, ansiklopedilerde yer alan bir tasnif değildir.
Ayrıca Kuran ve Muhammed’den çok önceki medeniyetlerin atmosfer hakkındaki araştırmaları ve modellemeleri günümüzün bilimine Kuran’daki ifadelere nazaran çok daha uygun ve gerçekçidir.
Bu konudaki çok önemli ayrıntı da Kuran’daki ”7 Gök” ifadesi ibrani gelenekten devralınmış bir efsanenin kutsal kitapta devam ettirilmesinden ibarettir.
Haziran 26th, 2010 at 17:10
lütfen şu kitaba bilimsellik kılıfını giydirerek dahada inandırıcı olmaya çalışmayın daha da komik duruma düşüyosunuz din bilim meselesi değil iman meselesidir okuyan işiten inandım der veya inanmadım der genelde anası babası neye inanıyosa insanlarda o ortamda büyüyo o dine inanıyo.kalkıpta dogmatik bu kitaplara bilimsel şifreler şunlar bunlar demen çok komik heleki bu yazdıkların hep harun yahya versyonu mucizeler o adam bilimin nesinden anlar dünyada alay konusu olmuş birisi neyse bundan sonrada seninle tartışarak vaktimi harcayacak değilim sana başarılar cenneteki hurilerle iyi yiyişmeler
Haziran 26th, 2010 at 17:13
bu arada nedense hep kuran ve bilim diyip duranlara lafım müslümanların dünyada sayısı bir milyardan fazla fakat 20 milyonluk yahudi nüfusu 200 e yakın nobel bilim ödülü kazanmışken bi buçuk milyarlık müslümanlardan kzanan 2 kişidir.kutsal kitabı bukadar bilimsel olan bi ümmetin haline bak açlık sefaletle boğuşuyo tutturmuşlar muhammedi putlaştırmış kutsallaştırmış kafası dogmatik görüşlerle dolmuş.bilimden uzak insanların bilimden bahsetmesi çok komik gülünç duruma düşüyosunuz
Haziran 27th, 2010 at 11:24
”Dünya semasını(En yakın-aşağı göğü) yıldızlarla donatanın-süsleyenin hakkı için”37-6 ”sağlam, kıvrımlı (spiralimsi), iç içe dairesel (sarmal), yörüngesel, kıvrılarak ilerleyen,içinde yıldızların dolaştığı yollara-yörüngelere sahip olan semanın hakkı için”siz birbirini tutmayan,tartışmalarla-çelişkilerle-tezatlarla-ihtilaflarla dolu sözler söylemektesiniz”51-8
katlar-katmanlar(tabakalar)-eş boyutlar.nitelik ve benzerlik olarak hangisi hangisinin yerine konulabilir ki.yedi kat-katman-gök ?ya sakınılan,muhafaza edilen,dönen-dönderen-dönüşümlü olan gök ? ya inilen-çıkılan-delinen-yarılan gök?Ya koruyan-tutan-yükseltilen genişletilen-içinde feleklerin, yörüngelerin, güneşin, ay2ın, yıldızların yüzdüğü gök(ler)?
yanılan benim
yanılan ömer çelakıl,harun yahya
yanılan biziz
bu bizi yalancı çıkarır,bizi yalanlar,aziz kuranı değil bu bir..
dedik ki evet kastedilen atmosferin katmanları-tabakaları değil,o halde bile yedi,bir tesadüf eseri -sonucu o ayet(ler)de yer almadığını(biz iman ederiz)sizde insaf edip öyle olabileceğini varsayacak olsanız bile o ayet(ler)de yedi rakamının ne işi var diye azıcıkta olsa düşünmek-sormak-sorgulamak gerekmezmiydi(6 yada 8 değil niçin 7 demiştik bunun imtihan özelliğine teşbihle işaret olduğunu ifade ettiğimizide görmemişsin olsun
her şeye rağmen yedi ayet(ler)de hala ilginçliğini- müphemliğini-esrarını muhafaza etmiş olmuyor mu ?
bizim için yedi,onyedi,sekiz,onsekiz ancak allahın ilminin genişliğine-büyüklüğüne işaret eden ,amenu(allaha-gerçeğe ulaşmaya çalışanlar) için belki bin yıl,belkide binlerce yıl sonra gerçekliğine erişebileceğimiz,manasına nüfuz edebileceğimiz, sırlarına vakıf olabileceğimiz ”imani”, sizin gibi inkarcı-kafirler içinse ”imtihani” konular olduğu için, artık ayette işaret edilen yedi tabiri,yedi gökmüdür, yedi atmosfermidir,yedi gezegenmidir yoksa hz. muhammed(allahın selamı onun üzerine olsun) bunları uydurmuş,yoksa tanrı sallamışmıdır ,o kadarını düşünmeyi sizin pek güvendiğiniz yüksek zekanıza bırakıyorum. zira düşünmek eylem ve nitelik olarak ancak ”anlamaya çalışmak” üzere sürdürüldüğü zaman ”insani bir erdem” halini alır aksinde ise kesinlikle bu yüzyıla ait olmayan,anlamaya kapalı,inkara dayalı bu geri-gerici kafa yapısı ile düşün düşün…daha çok düşünürsüz…
Tanrısız bir toplumu medenileşmenin ”modernitenin”pek tabi bir sonucu olarak kabul eden sizin gibi nihilistler,hiçselleştirdikleri-nötrleştirdikleri-değersizleştirdikleri değerlerle birlikte, bu değerler-değersizlikler etrafında biraraya gelen insanları halkaları-kümeleri anlayamamaktan,anlayamadığı içinde kabul edememekten doğan rahatsızlıklarından dolayı inananları inançsızlar olarak ötekileştirme,onlara tahammül edememe eğilimininde-temayülününde adeta bayraktarlık vazifesindeler..ama görmüyorsunuz,ama anlamıyorsunuz,ama kabul etmiyorsunuz.herşeye rağmen yinede inkar ediyor-reddediyorsunuz.işte gerçek gericilik budur.
bir buçuk milyar inananı olan bir değere hakaret etmeye,nefes alıp veren -yaşayan bir dini reddetmeye ,olsa olsa ancak büyük bir akılsızlık ve tutarsızlık denilir.
neyse yinede eskinin kafirleri siz postmodern kafirlerden çok daha insaflı kafirlermiş,haklarınıda vermek lazım, zira onlar;
”Muhakkak ki Allah bir sivrisineği, hatta onun üstünde-altında-ötesinde olanı da misal vermekten çekinmez. Fakat âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler), onun Rab’lerinden bir hak olduğunu bilirler. Kâfirler (Allah’a ulaşmayı dilemeyenler) ise: “Allah, bu misalle ne demek istedi?” derler. (Allah) onunla birçoğunu dalâlette bırakır, birçoğunu da onunla hidayete erdirir. Ve onunla fâsıklardan başkasını dalâlette bırakmaz. ”
ayetinde de belirtildiği üzere “Allah, bu misalle ne demek istedi?” diye en azından az-biraz düşünürlermiş.ama sizde o kadarıda yok.
hülasa sevgili kafir ;ben senin kalbine zorla iman akıtacak ,seni zorla hidayete ulaştıracak değilim.zaten öyle bir amacım,misyonum,fonksiyonumda bulunmuyor.Allah böyle bir gücü-kudreti hz.muhammed’e(zira özbeöz amcası iman etmemiş) hz.ibrahime (babası iman etmemiş),hz.nuh’a (oğlu kenan iman etmemiş)(allahın selamı hepsinin üzerine olsun)ihsan etmemiş iken benim yada başkalarının bunu iddia etmeleri gülünç bir durum olacaktır.
sizlerin bizi anlamaması bizim inancımızı, düşüncelerinizi küçültmez bilakis yüceltir.
zira zihni kabiliyetleri belirli seviyeye ulaşmamış,zihinsel kapasiteleri yetkin bir fikri, en geniş anlamıyla anlamaktan ve kucaklamaktan yoksun kimselerin ,olgun düşüncelerden çok fazla faydalanabileceklerini-nasiplenebileceklerini düşünmüyorum.
çünkü düşüncenin büyüklüğü kadar ,o düşüncenin muhatabı olan beyinlerinde büyük olması gerekir.aksi taktirde düşünce ne kadar büyük olursa olsun o düşünceyi anlayamadığınız sürece ,düşüncenin uygulama alanı,tesiri,etkisi şekildede görüldüğü üzere ne yazık ki çok dar alanda kendisini gösterecektir hatta hiç gösteremeyecektir..bu noktada düşünceden faydalanmak düşünceyi anlamakla(yada anlamaya çabalamakla) ve anladığını pragmatik anlamda hayatına tatbik edebilmek- uygulamakla mümkündür.
bu noktada empati kurmak-karşısındakileri anlamaya çalışmak yerine ,kendilerini inkara şartlandırdıkları için derhal karşı taraftakileri inkara kalkışan kafirlere, sizin gibi olmayan- sizden olmayan amenu insanlara karşı agresif davranmak yerine biraz daha mutedil-ılımlı hatta refleksif yaklaşmalarını söylemek gerekiyor zannındayım..
şüpheyi ve inkarı varlığa-öze yaklaşımda method-yöntem haline getiren kafirlere, kayıtsız şartsız teslimiyeti”imanı” tarif etmek,ateşin icad edilmediği yerde kebabı anlatmak gibiymiş..
çünkü biz ne anlatırsak anlatalım siz ancak düşündüğünüz kadarsınız
en başta yazdığım ayetin devamı ile sözlerimi tamamlamak istiyorum
”Yalancılığı-inkarı adet-alışkanlık haline getirenler,zan ve tahminle yalan söyleyenler kendi cahillikleri içinde kahrolsunlar” kim olursa olsun !!!
sorunuzun cevabı biz müslümanlar asla dünyaya bir yahudi kadar bağlı-bağımlı olmadık.yahudilerin yahudası ile müslümanların allah’ı bir değil.bizim iman ettiğimiz yaratıcı bizlere bu dünyanın bir müslüman için ancak geçici bir konak mesabesinde olduğunu söylemiştir,yahudilerin inandığı üzere ebedi istiratgah değil.biz müslümanlarda bu anlayışın etrafında daima ”makul olanı”arıyoruz.
bilim konusunda yani birde bilim adamıyım demişsiniz size kalkıpta ilkokuldaki yeğenime performans konusu olarak verilen ”dünya bilimine katkıları yadsınamaz müslüman bilim adamlarından,ibn-i sinayı anlatmak ,İbn-i Sina’nın Kanûn adlı eserinin XII. yüzyılda Latince’ye çevrilerek , Batı tıp aleminde bir patlama tesiri yaptığını, Fransa’nın en meşhur tıp fakülteleri olan Montpellier ve Lauvain Üniversiteleri’nin temel kitabı olduğunu, XVII. yüzyılın ortalarına kadar böyle devam ettiğini, İbn-i Sina’nın, 700 yıl Avrupa’nın tıp hocası olduğunu, Altı yüzyıl önce Paris Tıp Fakültesi’nin kütüphanesinde bulunan 9 ana kitabın en başında İbn-i Sina’nın Kanûn’unun yer aldığını
Bugün hala Paris Üniversitesi’nin tıp fakültesi öğrencileri St. Germain Bulvarı yanındaki büyük konferans salonunda iki kişinin ,İbn-i Sina ve er-Razi’nin duvara asılı büyük boy portresi bulunduğunumu söyleyim
güldürmeyin beni
nobel hususundada
eğer biz bir düşüncenin değerini,doğruluğunu yada yanlışlığını, nobelle tayin edeceksek o zaman bende size, obama nobeli hakedecek ne yapmışta onada nobel vermeyi uygun görmüşler diye sorarım.
nobel günümüzde bilimsel olanın değil sizin gibi düşünenlerin ödüllendirildiği tamamen siyasallaşmış bir olay,(orhan pamuk hadisesindede bunu şahit olduk) hatta nobel almayı bir utanç vesilesi olarak kabul eden bilim insanlarının-düşünce adamlarının sayısıda yadsınamayacak kadar çok.burda tek tek isim sayarak sözü uzatmayacağım.bu yüzden benimde saygı duyduğum birden çok değerli düşünür nobel verildiği halde kabul etmeye yanaşmamışlardır. Bu vesileyle hatırlatmak istiyorum ki
1. Dünya Savaşı sırasında İngiliz ordusu tarafından Irak’ın işgali sırasında kitle ölümlerine yol açan zehirli gaz kullanıldığı ortaya çıktığında söylediği, “Uygarlaşmamış kabilelere karşı kimyasal silah kullanılmasını hararetle destekliyorum” diye söyleyen Churchill’e 1953′te ”Yüksek insani değerleri savunan konuşmaları” dolayısıyla nobel verilmişti.
bu sizinle son yazışmamızdı. bundan sonrası için beni cevaplandırmazsanız , bende size yazmak durumunda kalarak,değerli vaktimi size, sizin bu koyu inkarla asla anlayamayacağınız yetileri, kuvveleri,melekeleri,insan olmamızdan doğan düstur ve prensipleri,iman ve teslimiyetle noktalanan anlatarak boşuna harcamak zorunda kalmam.
çünkü önümüzde ”hiçbir mefhumun dar çerçevesine sığmayan genişlikte ve derinlikte bir inanç ”var
herşeye rağmen, sizinle sohbet etmek zevkti,selametle..
Haziran 27th, 2010 at 16:06
okadar saçmalamışsınız ki anlatamam.gerçekten sıkıldım ama şunu bilin ki asıl bir müslüman bir ateist gördüğünde kabullenemiyo küfürler hatta şiddet ölüm yağdırıyor etrafına.bilim hakkında da bildiğin bi ibni sina var kaç yüz yıl önce yaşamış özellikle 19. yüzyılda dünyayı değiştiren bilim adamları var yakın tarihi bilmeni isterim bunları yazsam saymakla bitmez.bi başka konuysa saçmalığın alasını yapmışsın yahudilerin yahudası bizim alahhımızla bir değil demişsin iyide yahudiler yahuda demiyor ki yaratıcıya?çok bilmiş gibi yahudilerin yahudası demişsin bide:)neyse sanada selametle
Haziran 27th, 2010 at 21:49
sizin gibilerin halini an lıyorum siz sahte mehtilerden şehlerden kurana ekyazılmış risalelerden bıktınız yeryüzün de nerisale kalacak nede kurana yapıştırılan başkabir kitab da mehtide mesihte kalmayacak ben göreve başladım sana ve senin gibilere aşikare mucize göterecem ozaman KURANIN HAKKİTAB OLDUHUNU anlıyacksınız sana bir mucize ben hic hatatımda kabeye gidmedim oma kabenin içinden senin gibilere bir kitab çıkaracam okitabda benim ismim nerden geldihim çocuklarımın ismi benim vucudumdaki ben lerekadar kitabda yazacak buna iman edecek misin etmessen senin gibilere hic gid medihim ülkeden musa nın sandıhını çıkartacam yinede iman etmesseniz ozaman kaçış yeriniz yoktur bizsize kesin dellillerle geldik ozaman azabı dünyada tatmaya başlıyacak sınız artık son günlerinizi yoşıyorsunuz ben size kesin dellillerle geldim dönüşümüz kesinlikle ALLAHADIR SELAM BENİ BEKLEYİM
Temmuz 4th, 2010 at 17:59
İsmimi kullanıp küfürler yazan. bu tutumunu sürdürürsen yasal yollar devreye girecektir.
Temmuz 4th, 2010 at 20:24
bana inmadıhınızı biliyorum size isterseniz gaybtan haberler yazayım isterseniz.
Temmuz 13th, 2010 at 22:46
BENCE ARKADAŞLAR BUNLARLA UĞRAŞMAYIN BİZ ÖNCE ALLAH IN FARZ KILDIĞI İBADETLERİ YERİNE GETİRELİM ONDAN SONRA BÖYLE AYRINTILI İŞLERLE UĞRAŞALIM AMA BEN GERÇEKTEN BİLİYOM (HER ARAYAN BULAMAZ) BİZ İSLAMİ EN İYİ ŞEKİLDE YAYMAYA ÇALIŞALIM ALLAH RIZASI İÇİN EN İYİ YOL BUDUR MESİHLE MEHDİYİ BİLMEK PEK İŞİMİZE YARAMAZ SELAMETLE KALIN
Temmuz 22nd, 2010 at 15:53
ateist olan kişi, nedense “allah’ım,selametle,selam” gibi islam dini terimler kullanmış:
acaba kendisi gerçekten ate mi? ayrıca bir yahudinin lakırdısını “nick” olarak kullanması da garip!
Ağustos 3rd, 2010 at 15:10
selam dini terim değil diğerlerini kullandıysam farkında değilimdir sonuncusu karl marx yahudi ırkından gelir fakat yahudi değildir ateisttir.yahudilerin lakırdı diye bahsettiğin sözlerin veya başarılarının yanından bile geçemezsin sen
Ağustos 3rd, 2010 at 15:45
Kendilerine: “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin” denildiğinde: “Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler. Bilin ki, gerçekten asıl düşük-akıllılar kendileridir; ama bilmezler. (Bakara Suresi, 13)
Ateistlerin yaptıkları en büyük hizmet ise, Kuran’da inkarcılar için verilen “akıl erdirmeyen bir topluluk” hükmünü en güzel biçimde kendi üzerlerinde tecelli ettirmeleridir. Bu halleriyle, iman eden akıl sahibi insanlar için, Allah’ın dilediğine akıl verdiğini ve dileğini akıldan mahrum bıraktığını gösteren birer ibret vesilesi olmaktadırlar.
Sen nasıl tarihe yön veren müslüman bilim adamlarından sadece İbni Sİna’yı bilicek kadar cahil ve kendini herkesten üstün görecek kadar küstah olabiliyorsun.Kaldıki bu yüzyılda da ve geçen asırlarda birçok Allah’a inanan insan var.Örnek bazı makalelerinden bölüm aktarmak istiyorum.
Astrofizikçi W. Press ise Nature dergisindeki bir makalesinde, “evrende, akıllı yaşamın gelişmesini destekleyen büyük bir tasarım bulunmaktadır” demektedir. Ünlü İngiliz astronom Fred Hoyle da, yıldızların merkezinde gerçekleşen nükleer reaksiyonların inanılmaz dengelerini keşfettiğinde şu yorumu yapmıştır:
Kanıtları inceleyen herhangi bir bilim adamının kendisini şu sonucu çıkarmaktan alıkoyabileceğini sanmıyorum: Fizik kanunları, yıldızların içinde gerçekleştirdikleri sonuçlara bakılırsa, bilinçli olarak düzenlenmişlerdir.
Ateizm mataryalist sistemin zamanla darbeler alarak çökmesinden sonra bir dogma haline gelmiştir.Mataryelizme en büyük darbeyide Bing Bang teorisi vurmuştur.Çünkü evrenin bir başlangıcı olduğunu ve maddenin yoktan yaratıldığı ortaya çıkmıştır.
ünlü materyalist felsefeci Anthony Flew, Big Bang ile birlikte ortaya çıkan “yoktan yaratılış” gerçeği hakkında şöyle söylemektedir:
“İtiraflarda bulunmanın insan ruhuna iyi geldiğini söylerler. Ben de bir itirafta bulunacağım: Big Bang modeli, bir ateist açısından oldukça sıkıntı vericidir. Çünkü bilim, dini kaynaklar tarafından savunulan bir iddiayı ispat etmiştir: Evrenin bir başlangıcı olduğu iddiasını. Ben hala ateizme inanıyorum, ama bunu Big Bang karşısında savunmanın pek kolay ve rahat bir durum olmadığını itiraf etmeliyim.”
Ağustos 20th, 2010 at 15:36
Belkide mesih bu sefer bir kadın olarak dünyaya gelmiştir, belkide bu kez benimdir. İşin şakası bir yana çıkıp ben mesihim demek kadar Atatürk’e deccal demekte o kadar saygısızca ve aptalca. Madem bu konuyla bu kadar ilgileniyorsunuz açın okuyun ondan sonra konuşunn bari. Deccal bir gözü kör bir şahıs olacak. beyaz tenli olacak. Horasan2dan çıkacak. ailesinin 30 yıl çocuğunun olmamasının sebebi kısır olmaları çünkü bana göre Mesih Hz İsa’nın klonu Muhtemelen Rusya yada Ermenistan’da klonlanıyor yada çok daha büyük bir ihtimalle şu an hayatta ve büyüyor. ölüyü diriltecek kadar güçlü olcak yani büyücülüğün en üst seviyesinde. Üstelik deccal ve Mesih İsrail’in kuruluşundan sonra ortaya çıkacaktı. Afganistan2daki hazinelerde bulundu sıra Süleyman’nın tapınağının yapılmasıda son işaret o. Mehdi hiç kimsenin beklemediği bir yerden çıkacak. Bir günde islah edilip bir günde irşat verileceğine göre bizim imamlardan biri değil. Bana göre müslüman bile değil. Musa’nın Firavun için den çıktığı gibi Allah onuda onların arasından çıkarıp ironi yaratabilir.
Ağustos 20th, 2010 at 17:08
sayın bilge başından sonuna kadar yanlış düşüncelerini yazmışşın dohrusunu kurandan ve hadislerden öğren selam
Ağustos 20th, 2010 at 23:17
BİZİ KARALAMAK İÇİN KOREŞİ KURTARICI MESİH YAPTIN KURAN BİL MESİH, İSADIR DİYOR,BİZİ ELEŞTİRMEK İÇİN KENDİ KİTABINA BİLE MUHALEFET OLUYORSUN.
Ağustos 20th, 2010 at 23:50
BU AÇIKLAMANA KİTAPTAKİ “İSLAMDA MESİH İNANCI” BÖLÜMÜMDE CEVAP VAR .ANCAK BU BÖLÜM SİTEDE YOK.
AYRICA KOREŞİ BEN DEĞİL BİZZAT TANRI BEKLENEN MESİH İLAN EDİYOR.KONUYU İYİ OKU VE YANLIŞ BİR ŞEY VARSA DELİLLERİYLE DÜZELTMENİ BEKLİYORUM.
Ağustos 27th, 2010 at 10:12
SAYIN ONUÇ HEM KURAN HEM ÖTEKİ KUTSAL KİTAPLAR HEMDE BÜTÜN İSLAM TARİHİ VE HADİSLERİNİ OKUDUM, SADECE KENDİ DÜŞÜNCELERİMİ BELİRTTİĞİMİDE YAZMIŞTIM ZATEN. Bu her üç dini olduğu kadar tüm insanlığıda içine alan fazlasıyla geniş kapsamlı bir konu. Oyüzden hiç bir dinin olayları kendisine yontmasına gerek yok. Kurtuluşa erecek birileri varsa onlarda gerçek anlamda insan olmayı öğrenebilenlerdir. Hangi dinden olduklarının bi önemi yok.
Ağustos 27th, 2010 at 12:13
sayın bilge, gerçek insan nasıl olur? yada nasıl olmalıdır? hatta nasıl gerçek bir insan olmak için başlangıç olarak ne yapılmalıdır? bunları önce öğrenmeliyiz ki gerçek insan yani insanı kamil olalım değil mi ?????
önece neden insan olarak yaratıldın? Allah’ü Teala bizleri bitki hayvan vs.olarak da yaratabilirdi değil mi? (Hamd Alemlerin Rabbi Olan Allah’a mahsustur sonsuz HAMD’Ü SENALAR OLSUN ALLAH’Ü TELAYA) O yüzden insan olmanın başlangıcı Allahü’ü Tealaya İman’dır(Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak) doğmamış ve doğrulmamıştır.Allah hiç bir şeye muhtaç değildir,yaratılan herşey Allah’ü Tealaya muhtaçtır. Sonra Allah’ın peygamberlerine iman, kitaplarına iman, meleklerine iman, ahiret gününe iman öldükten sonra dirilmenin hak olduğuna iman etmektir. Bu insan olmanın başlangıcıdır. Kelime-i Şehadet getirmek (Eşhedüenlaileheillah ve eşhedüennemuhammeden abduhüverusuluhü)demek Namaz kılmak, Oruç Tutmak, Zekat Vermek, Hac’ca gitmektir. İnadıklarınla Amel etmek yani insan olduğunun farkına varmak ayrıca büyük günahları işlememek ve küçük günahlardan kaçınmaktır. İnsan Böyle olunur. Yoksa ye, iç, eğlen, hak hukuk deme, zina, içki, kumar, haram helal demeden yap işle sonra buna insan de, böyle insan olunur mu ? (İnnediyneindellahilislam)Allah indinde hak din İSLAM’dır…..
Allah C.C Tüm Müslümanlara merhamet etsin. AMİN………………….
Müslüman Müslüman’ın Kardeşidir……..
Diğer dine mesup olan kişilerin yada dinsiz kişilerin oyununa gelmeyin Şeytanı Aleyhillane ile işbirliği içindeler, tatlı sözlere, vaatlere, makam ve mevki sözlerine, maddi yardımlarına ve diğer safsatalarına sakın sakın ha kanmayın Allah korusun Ahiretinizi satmış olursunuz….. Şu mübarek Günde Oruçlu olarak Allah’a Yemin ediyorum Tek Kurtuluş İSLAM’dadır…..
esselamunaleyküm,
Ağustos 27th, 2010 at 19:47
MESIH NE ANLAMA GELIYOR.????????????
MESIH MESHEDILMIS,, TANRI TARAFINDAN ÖZEL OLARAK BIR IS ICIN GÖREVLENDIRILMIS KISI ANLAMINA GELIYOR.
YUKARDA SAYIN I.AKKURT ILE KLEMENT ARASINDA GECEN KONU I.AKKURT,U HAKLI CIKARIYOR.
NEDEN ????
CÜNKÜ BURADA HIRISTIYAN ALEMININ KUTSAL YAZILARA KARSI KÖRLÜGÜ VE BILGISIZLIGI BIR KEZ DAHA KANITLANMIS OLUYOR..
KLEMENTIN YANLISINI MÜSADE EDERSENIZ BEN DÜZELTEYIM.CÜNKÜ HIRISTIYAN ALEMI RUHEN KÖRDÜR NEREYE GITTIGINI BILMEZ.
KORES TEVRATIN YESAYA,YEREMYA,DANIEL BÖLÜMÜNDE MED-PERS IMPARATORLUGUNUN KRALIDIR.(tabiki bu bölümlerde Isa Mesih hakkinda ilerde verilmis peygamberliklerde vardir o konuya sonda gelecegim)
DAHA BU KRAL KORES DOGMADAN ,BU ISIMLI BIR KRALIN DOGACAGI 200 SENE ÖNCEDEN TEVRATIN YESEYA BÖLÜMÜNDE BILDIRILIYOR.
PEKI BU KISI DOGUNCA MED -PERS IMPARATORLUGUNUN KRALI OLUNCA NE YAPACAKTI????
YEHOVA TANRI ONA NASIL BIR GÖREV VERMISTI ????? VE ONA MESIH DEMISTI ????
BU KISI TANRININ ÖZEL KAMI OLAN Hz.IBRAHIMIN ZÜRRIYETI ISRAILOGULLARINI (Hz.Yakubun tevratta diger bir adida “”israildir”" bu yüzden onlara israilogullari dendi.)Hz.Yakubun soyunu yani yahudileri 70 yillik babil esaretinden kurtarmak olacakti.
ZATEN ONLARIN BABILE SÜRGÜN EDILMESINE MÜSADE EDENDE ONLARIN KENDI TANRISI YEHOVA IDI.
ONLARIN NEDEN BABILE SÜRGÜN EDILDIGINI BILIYORUZ.
DOLAYISIYLA 70 YILLIK BABIL ESARETININ SONUNDA YEHOVA TANRI KENDI KAVMINI KURTARMAYA KARAR VERDIGINDE KRAL KORESI MESHETTI GÖREVLENDIRDI.
BU YÜZDEN TANRI TARAFINDAN GÖREVLENDIRILMIS ANLAMINA GELEN MESIH KORESIN GÖREVI YUKARDA OKUDUGUMUZ GIBIDIR.
OYSA MESIH OLARAK MESHEDILEN “”"”"”ISA”"”"” MESIHIN TANRI TARAFINDAN ALDIGI GÖREVIN YUKARDAKI KONU ILE BIR BAGLANTISI YOKTUR. ISA MESIHIN TANRI TARAFINDAN ALDIGI GÖREVI VE BU GÖREVI SADAKATLA VE BASARI ILE DE TAMAMLADIGINI ARTIK MUTLAKA HEPIMIZ BILIYORUZ.
Böyle aciklayici bilgi dolu net bir cevabi ne yahudilerden nede hiristiyanlardan alamazsiniz.cünkü onlar söyledigim gibi ruhen kördür nereye gittigini bilmezler.
Klementin kendi bilgisizligi yüzünden sayin I.Akkut.u suclamasini ise burada acikca kiniyorum.
Ağustos 27th, 2010 at 20:03
Yukarda son cümlede I.AKKURT Demek istedim. Bir harf eksikligi oldu .özür dilerim.
Ağustos 27th, 2010 at 20:26
BOS YERE YEMIN KISININ BASINA DÖNER………………
Ağustos 27th, 2010 at 20:32
esselamunaleyküm demissin ,,,,
Fakat verahmetullah demeyi unutmussun…………..
Ağustos 27th, 2010 at 20:44
SÜPERSİN KAZIM
Ağustos 27th, 2010 at 21:28
Sizler emek verip böyle gercekci bir siteyi kurdugunuz icin bizlerden daha süpersiniz her türlü övgüyü hak ediyorsunuz.Bizler ise acizane görüslerimizi bildirerek sizlerin izinden gittik…
Ağustos 27th, 2010 at 22:11
Diyeceksinki KAZIM bukadarda alcakgönüllü olma…….
HER TÜRLÜ ÖVGÜ HAMD VE SENALAR GÖKLERIN VE YERIN TANRISI ,ALFA ,VE OMEGA ,BASLANGIC VE SON OLAN YEHOVA TANRIYA AITTIR.
O YAPAR , O ISLER ,ONA SEN NE YAPIYORSUN ??? DIYECEK,ONUN ELINI DURDURACAK KIMSE YOKTUR…….
Ağustos 27th, 2010 at 23:14
HELE ARMAGEDON SAVASI NE ANLAMA GELIYOR????
ARMAGEDON NEDIR??
ARMAGEDON SAVASI NEREDE OLACAK ..??????
ARMAGEDON SAVASINI KIM BASLATACAK?????
BU YAZIYI TAMAMLAYAYIM.VE BU SITEYE EKLEYEYIM..Cünkü konu agir ve derin bir konu dur.,
Bu sitede agir ve derin bir sitedir………….
Ağustos 27th, 2010 at 23:22
SAYIN I. AKKURT NEDEN KENDINI BOSUNA YORUYORSUN …….
BU ADAMI ,EGER BU ADAMIN FAZLA BILGISI YOKSA ,BU ADAMIN MISYONERLERINI NEDEN KARSIMA CIKARMIYORSUN?????????????ß
HODRI MEYDAN ……………………..
SUNU IYI BILKI ONLAR YEHOVANIN SAHITLERININ ADINI DUYDUGU ZAMAN FIRAR EDERLER……
Ağustos 27th, 2010 at 23:35
Hadi buyurun kardesim ………………
Onlarin bilgisini ölcelimde bizde Hiristiyanligi katolik protestanlik ve ortadokslugu secelim..
SAYIN I.AKKURT SIZ ONLARI BIZIM ISTANBUL FERIKÖY CEMAATINE GÖNDEGIN …..
ONLAR ISTANBUL FERI KÖYDEN COK KORKARLAR………..
Ağustos 28th, 2010 at 00:18
BIRDE INTERNETTEN “”"”"BRÜKSEL KILISESI”"”"” YAZINIZ. KARSINIZA TELEFON NUMARASI ILE BIRLIKTE SAYIN SARKIS PASAOGLU CIKACAK,,,O KISI YEHOVANIN SAHITLERI ALEYHINDE SITELER ACTI KITAPLAR YAZDI KENDISI ERMENI ASILLInBIR HIRISTIYANDIR.
SIZ BELCIKA BRÜKSELSDE BENIM ADIMI VERIN ………BIZ TÜRKIYEDEN ARIYORUZ SENIN KITABIN HAKKINDA KAZIMIN HAZIRLADIGI DOSYAYI OKUDUM DEYIN.(cünkü ben ona bir dosya gönderdim……….KITABINIZI ISTANBUL KUMKAPIDAN TEMIN ETTIK 20 ytl (o zaman yeni türklirasi idi) ödedik deyin Kitabin adi “”"”Yehova sahitleri iddalari ve yanilgilari”"” deyin TELEFONU YÜZÜNÜZE KAPATACAKTIR…
CÜNKÜ ISIN ICINDE KAZIM VAR…..
BU KADAR YALAN SEYTANA YAKISIR DEYIN…..YALAN DOLU BIR KITAP YAZMISSIN DEYIN…
Korkmayin onlarin köln kilisesini biz hasat ettik..belcika brüksel kilisesinide hasat etittik….
BEN SIZE TELEFON NUMARAMI ACIKADRESIMI VERDIM..BU ADAMLAR RUHEN KÖRDÜR….AVRUPADAN ASYAYA KADAR KORDÜR…HIRISTIYAN ALEMI VE YAHUDILER YEHOVANIN SAHITLERINE ASLA CEVAP VEREMEZ. BIZE CEVAP VEREMEZ…
Ağustos 28th, 2010 at 00:32
SEVGILI DOSTUM I.AKKURT ….
SEN ONLARIN MISYONERLERINI BENIM KERSIMA CIKARMANIN YOLLARINI ARA….
BUYURSUNLAR BU SITEDE BIZIM BILGILERIMIZLE BOY ÖLCÜSSÜNLER….
ONLAR YEHOVANIN SAHITLERININ ADINI DUYDUGU ZAMAN FIRAR EDERLER,…
G…………………………..IERI YEMEZ ,,,,,,,,VE BU SITEYEDE GELMEZLER………………………..
Ağustos 28th, 2010 at 00:35
BEN IDDA EDIYORUM I.AKKURT TÜM HIRISTIYANLARDAN DAHA DÜRÜSTTÜR….
HADI BUYURUN ONLAR BUNUN TERSINI KANITLASIN……………
Ağustos 28th, 2010 at 00:39
HODRI MEYDAN::::::::::::::::::::::::::::::………………..
BILGINIZE YÜKSEK STANDARTLI DINI INANCINIZA KURTARICI OLARAK INANDIGINIZ RAB ISAYA GÜVENIYORSANIZ BU SITEYE BUYURUNUZ::::::::::::::::::..
Ağustos 28th, 2010 at 00:42
SIZI IKIYÜZLÜ INSAN TACIRI ASAGILIK SATILMIS BÜYÜK BABILIN BIR KISMI YOZLASMIS HIRISTIYAN ALEMI BIZ BURADAYIZ,, I.AKKURT BURADA SIZ NEREDESINIZ.???????????
Ağustos 28th, 2010 at 02:12
SAYIN I.AKKURT ONLARIN PASTÖRLERI VAR..
ONLARI BU SITEYE DAVET EDIN “”"”BU KÖR AKILSIZ KARDESIMIZ LE BIRLIKTE”"”"”"”
BIZIM SU SORULARIMIZA TEVRATTTAN VE INCILDEN CEVAP VERSINLER:
1- ÜCLÜ BIRLIK NEDIR ??? BIZE ACIKLASINLAR.
2- ISA MESIIH TANRIMIDIR ??? ALLAHIN YEHOVA TANRININ TA KENDISIMIDIR???
3- BIZI ISA MESIHMI YARATMISTIR.???
4- ISA MESIH ARAMIZDA BIR INSAN OLARAK YASARKEN GÖKTE BIR TANRI VARMIYDI???
5- ISA Mesih GETSEMANI BAHCESINDE KIME DUA ETTI ????
6- EGER Isa MESIH TANRININ TA KENDISI ISE , ALLAH (HASA) BIR BASKASINA DUA ETME IHTIYACIMI DUYDU ???
7- ISA MESIH YERYÜZÜNDE INSAOGLU OLARAK YASARKEN BILE KENDISININ ALLAH OLDUGUNU BILIYORMUYDU ????
8- DANANIN KUYRUGU SIMDI KOPACAK…..
Bu adamlarin hikmetli ve bilge kisileri bizim bu sorularimiza cevap versin .
I.AKKURT,DA BENDE ARTIK SIZ NE ISENIZ BIZDE SIZIN DININIZI SECECEGIZ….
FAKAT SUNU IYI BILINKI KAZIM YEHOVANIN BIR SAHIDIDIR, PACALARI ONA GÖRE SUVAYIN……….
Ağustos 28th, 2010 at 02:34
SAYIN I. AKKURT ONLRIN KUYRUKLARI BACAKLARI ARASINA GIRDI DEGILMI……???????????????
MORELLERI BOZULDU……….
Ağustos 28th, 2010 at 02:36
YEMEDI……………HAYVAN TERLI GELDI………..
Ağustos 28th, 2010 at 02:53
BU AKILSIZ KARDESIMIZIN BILGISISI “”"”" KIT “”" ISE KENDISINDEN DAHA BILGILILERINI BU SITEYE GETIRSINDE YUKARDAKI SORULARIMIZI CEVAPLASIN…
SANKI GITTIGI YER TERKETTIGI YERDEN DAHA IYI BIR YERDIR………….
Ağustos 28th, 2010 at 16:08
KAZIM SUS GARİ BE ARTIK BIKTIRDIN HE
Ağustos 28th, 2010 at 18:02
TAMAM
Ağustos 28th, 2010 at 19:33
Selamlar Kazım. 12 nolu yazıyı biri benim adıma yazmış.aldırma ama biraz yazma bekle bakalım. başka biri bir şeyler yazacak mı?
Ağustos 29th, 2010 at 00:40
TAMAM ANLASILDI……………..
Ağustos 29th, 2010 at 01:04
ONLARIN MOREL IBRESI SIMDI SIFIRIN ALTINDA EKSIYI GÖSTERIYOR.SENIN BANA BÖYLE BIR TON DA
KABA YAZI YAZMAYACAGINI TAHMIN ETMISTIM ZATEN.
TAMAM BIZ YAZACAGIMIZI FAZLASIYLA YAZDIK SIMDI BUYURSUNLAR SITEMIZE BEKLIYORUZ,,,,,,,
VE PESINEN ONLARA SITEMIZE HOSGELDINIZ … DIYORUZ.!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Ağustos 29th, 2010 at 02:08
Birde benim bir seyehata cikma ihtimalim var kisa süreligine yazilarim kesilirse haberiniz olsun .Fakat su an buradayim
Ağustos 29th, 2010 at 02:25
HELAL OLSUN KAZIM..BU NE yürek bu ne Bilgi kardesim…
Vallahi eline diline SAGLIK………..
Ağustos 29th, 2010 at 13:57
Son bir hatirlatma yapayim yukarda size sordugumuz 7 soruya cevap vermek istiyorsaniz Lütfen internetten Kitap yazar gibi “”"”"”"SANAL KOPYALAMA”"”"” YAPMAYIN..
Kendi inancinizin bu konudaki ögretileri neyse anlasilir dilden onu yazin.Kendi düsüncelerinizi yazin.
Cünkü size sordugumuz sorular EVET!!!!,yada HAYIR!!!!cevabi ile tamamlanacak basit sorulardir.
Ağustos 30th, 2010 at 14:37
IZNIK KONSEYINEDE GELECEGIM….
IZNIK KONSEYI NE ICIN TOPLANDI ???????
IZNIK KONSEYINDEN ÖNCE ISA MESIH HAKKINDAKI ÖGRETILERINIZ NE IDI ???
IZNIK KONSEYINDEN ÖNCEDE ISAYA (HASA) ALLAH DIYORMUYDUNUZ ????
IRTIDAT ETMIS INCILIN ÖZÜNDEN SAPMIS HIRISTIYAN ALEMININ BUGÜN DÜNYA CAPINDA 20.000 AYRI MEZHEBE NASIL BÖLÜNDÜGÜNÜDE BURADA YAZACAGIM…
HELE SIZ SU 7 SORUYA BIR CEVAP VERIN……..
Ağustos 30th, 2010 at 15:31
ISA,YI (HASA) TANRI DIYE YÜCELTEN ,ISAYA A (HASA) ALLAH DIYEN KUTSAL YAZILAR DEGIL IZNIK KONSEYIDIR. BUNUDA ACIKLAYACAGIM.
BU DURUMDA MÜSLÜMAN ,LAR INCIL DEGISTIRILDI DERSE HAKSIZMIDIR?????….ADAMLAR ISANIN (HASA) ALLAH OLDUGUNU KABULLENEMIYOR. SIMDI MÜSLÜMANLAR HAKSIZMIDIR ????”"”"”YIGIDI ÖLDÜR HAKKINI YEME”"”"”"
HELE SIZ SU 7 SORUYA BIR CEVAP VERIN…………….
Ağustos 30th, 2010 at 16:06
BRÜKSEL KILISESI PASTÖRÜ SAYIN SARKIS PASAOGLUNA,DA SELAMIMI SÖYLEYIN…
ISTIYORSANIZ ONUDA BU SITEYE DAVET EDEBILIRSINIZ…………..
Ağustos 30th, 2010 at 16:11
SELAMLAR KAZIM BEY, 120′DEKİ KONULAR ÖNEMLİ BU KONULARDA BİZİ BİLGİLENDİRMENİZİ BEKLİYORUZ.
Ağustos 30th, 2010 at 16:23
HELE SU 7 SORUMUZA CEVAP ALALIM…
ONDAN SONRA ONLARIN BASINA NELER GELECEK GÖRÜN………….
Ağustos 30th, 2010 at 16:52
SAYIN I.AKKURT ………..
Sitenizdeki incil ve tevrat hakkindaki tüm elestirilerinize CANI gönülden KATILIYORUM.
Cünkü irtidat etmis incilin özünden sapmis Hiristiyan aleminin ögretileri karsisinda sizin sitenizdeki bilgilerin HAKSIZ olmasi imkansiz gibidir.
Müslümanlarinda bu konudaki YARGILARI TAMAMEN ISABETLIDIR…
HELE SU 7 SORUMUZA BIR CEVAP ALALIM……………….VEREBILIRLERSE TABI:::::::………
Ağustos 30th, 2010 at 18:19
Cünkü sizin elestirileriniz Hiristiyan aleminin ögretilerini “”"”"”BAZ”"”" alarak yaPILMIS ELESTIRILERDIR….
BU ANLAMDA TAMAMEN YERINDE VE HAKLI ELESTIRILERDIR…………..
Ağustos 30th, 2010 at 18:25
belki size yabanci bir kelime kullandim “”"”"”BAZ”"”"”"ALARAK DEMEM “”"”"”"ÖLCÜ”"”" ALARAK ANLAMINA GELIYOR::::::::::::
Ağustos 30th, 2010 at 19:52
SAYIN I.AKKURT…………..
BIR KONUYU TAM OLARAK ISLEYIP,KONUYA TAM BIR CEVAP VERMEDEN IKINCI BIR KONUYA ATLAMAK PRENSIBIMIZ DEGILDIR…
BU VESILE ILE 120 NOLU ISTEGINIZI CEBIMIZDE HAZIR OLMASINA RAGMEN BEKLEMEYE ALDIK.
HELE SU 7 SORUMUZA BIR CEVAP ALALIM……………………ALABILIRSEK……………
Ağustos 30th, 2010 at 20:45
BEN 2 NULU SORUNA CEVAP VERETİM.HZ. İSA TANRISININ ADI YEHOVADIR. ÇÜNKÜ İSA YAHUDİYDİ TEVRAT GELENEĞİNE BAĞLI İBRANİCE KONUŞAN BİR PEYGAMBERDİ. İLK HAVARİLERDE BUNU DOĞRULAR KARDEŞİ YAKUPUN MEKTUBU VE İBRANİLERE MEKTUPTA BU AÇIKÇA BELİRTİLİR.ANCAK ROMA ASKERLERİ KUDÜS VE TAPINAĞI YIKIP YAHUDİLERİ SÜRGÜN EDİNCED, MEYDAN ROMA İLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDEKİ PAVLUSCU EKİBE KALDI. BU EKİP İSANIN DİNİNİ YAHUDİ VE TEVRAT KÖKLERİNDEN KOPARDI.İBRANİCE KUTSAL YAZILARI YOK ETTİ. ŞU AN İNCİLDE MEKTUPLARI OLAN YAKUP, PETRUS VE YUHANNA HEP İBRANİCE YAZMIŞTIR.
PAVLUS BİR ROMA VATANDAŞIYDI VE YUNANCA BİLİP YUNANCA YAZMIŞTI.BU YAZILARDA TANRININ İSMİ YUNANCA THEOS’TUR. ANCAK HZ. İSA ÖMRÜNDE TANRIYA HİÇ BİR ZAMAN THEOS DEMEMİŞTİ. YEHOVA DEMİŞTİ. BİR METİN BAŞKA BİR DİLE ÇEVRİLİRKEN İNSAN VE ŞEHİR İSİMLERİ GİBİ ÖZEL İSİMLER TERCÜME EDİLMEZ. HANS VEYA HAMBURG AYNİ KALIR.
ÖZETLERSEK HZ.İSA İÇİN YEHOVA TANRININ TA KENDİSİDİR. HZ.İSA TANRI DEĞİL İNSAN BİR PEYGAMBERDİR. BUNU PAVLUSTA İTİRAF EDER.
“5-6 Çünkü tek Tanrı ve Tanrı’yla insanlar arasında tek aracı vardır. O da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa’dır. Uygun zamanda verilen tanıklık budur.” (Timeteos-2)
ANCAK İNCİLİN TÜRKÇE TERCÜMELERİNDE BAŞKA BİR ŞECAAT VAR. YUNANCA İNCİLLERDE HZ. İSA YA DOĞRUDAN TANRI DENMEZ. SADECE BABA TANRIYA “THEOS-TANRI” DENİR. İSAYA İSE “KRİOS-EFENDİ” DENİR. ANCAK İNCİLLERİN TÜRKÇEYE TERCÜMESİNDE HZ. İSA İÇİN DOĞRUDAN “RAB” KELİMESİ KULLANILMAKTADIR. BU HİTAP TÜRKÇEDE DOĞRUDAN ALLAH’IN İSİMLERİNDENDİR. TABİ MS:325 YILINDA İZNİK KONSEYİNDE HZ. İSA DOĞRUDAN TANRIYA EŞ TANRI İLAN EDİLMİŞTİ. HALBUKİ İZNİK KONSEYİNE KADAR KULLANILAN HAVARİLERİN İMAN BİLDİRİSİNDE HZ. İSA İÇİN “EFEDİMİZ-KRİOS” KELİMESİ KULLANILIYORDU. BU DA BİZDEKİ VEYA ARAPÇADAKİ “HAZRETİ” KELİMESİNİN KARŞILIĞIYDI.
Ağustos 30th, 2010 at 21:16
PARASIT YAPMADAN BIRAKINDA BIZ 7 SORUMUZA CEVAP ALALIM…
YUKARDAKI YAZI YINE I.AKKURTA AIT DEGILSE KURTARICI OLARAK INANDIGINIZ RAB ISA SIZIN BU SAHTEKARLIGINIZA MÜSADE EDIYORMU???????
Ağustos 30th, 2010 at 21:23
ADAMLARI KABIZ ETTIK AKILLARININ YERINE………………………………..:BAGIRSAKLARI CALISIYOR:::::::
IZNIK KONSEYINDE OLDUGU GIBI ONLARIN HER TÜRLÜ SAHTEKARLIGI INANDIKLARI DININ RAB ISANIN ADI ILE NORMALDIR:
Ağustos 30th, 2010 at 21:54
HER TÜRLÜ PISLIGI, YALANI, HILEYI, KUMARI,SORHOSLUGU,AYASLIGI ZINAYI YAPACAKLAR,ISTANBUL EMINÖNÜ KARAKÖYDEN CIKMAYACAKLAR.
ONDAN SONRADA RAB ISANIN ADI ILE GÜNAHLARI BAGISLANACAK VE CENNETI GARANTILEYIP ,CENNETIN TAPUSUNU ELLERINE ALACAKLAR.
SAYIN I.AKKURT HER TÜRLÜ SAHTEKAR YAZIYI BU SITEDEN SILMEDE KÖRLERIN GÖZLERI ACILSIN!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Ağustos 31st, 2010 at 02:17
SAYIN I. AKKURT yukarda 129 nolu yazinin son yarisi 10 dakika önce bilgisayarima geldi .
bu yazi sana aitse ben yanlisimdan dolayi yukarda sucladigim kisilerden ve o kisilerin dini düsüncesinden özür diliyorum.
129 nolu yazi arap sacina döndü ve ben hicbirsey anlamadim.
Hangi konulari anlamadim:
1-bizim 7 sorumuza cevap vermek senin isinmi??????
2-hangi delil ve mantikla isanin Yehova Tanri oldugunu onayliyorsun ???
3-Pavlusun Roma tarafindan hapse atildigini,Pavlusun yazilarini yine incil yazari Lukanin kayida aldigini sonunda Pavlusun kellesinin Roma tarafindan kesildigini bilebile nasil olurda Pavlusu Romanin isbirlikcisi yaparsin??????
4-Nasil olurda Isa Yehova Tanrinin hem ta kendisi olur hemde insan peygamber olur???
Pavlus bunu nerede söyledi??? Incilde yaziyorduda Kazimmi kördü????
5-Biz iyi niyetliyiz diye kimse bizi “”"”"”FAKA”"”"” “”"”"YAS TAHTAYA”"”"”" Bastirmaya kalkismasin YEHOVYNIN SAHITLERI OLARAK BIZ ASLA INANCIMIZDAN TAVIZ VERMEYIZ.
BUNU DÜNYA Tarihinin “”"KANLI”"” Diktatörü “”"”"”HITLER”"”"” Basaramadiki götü boklular basarsin………….
6-Yukardaki 129 nolu yazinin Sayin I.Akkrta ait olmadigindan yola cikarak bu yaziyi kisaca berbat bir yazi olarak degerlendiriyorum….
Ağustos 31st, 2010 at 02:30
BIZ HIRISTIYANLARA MEYDAN OKUYORUZ MEYDANDA KIMLERI GÖRÜYORUZ????????????
BILIYORSASNIZ KONUSUN BIZDE SIZLERDEN ÖGRENELIM..BILMIYORSANIZ SUSACAKSINIZ…..
YARIM YAMALAK BILIYORSANIZ YINE SUSACAKSINIZ….
“”"”"YARIM HOCA DINDEN YARIM DOKTOR CANDAN EDER”"”"”"”"”
Ağustos 31st, 2010 at 02:58
129 nolu yaziyi kim yazdi ise pismis asa su dökmeyin.
Bugün i.akkurtun adini kullanan yarinda benim adimi kullanir.Site imkanlarinin elvermesi degil dürüstlügü elden birakmamak önemlidir….
Bizim bu 7 sorumuzu kimse yutamaz cünkü KILCIKLI gelir…
Ya gercekleri “”"”"”HAKIKATI”"”"” kabullenecek yada gerceklerin altinda Hiristiyan alemi olarak ezileceksiniz…
SIZIN PASTÖRLERINIZ NEREDE KIS UYKUSUNAMI YATTTI????????????????
Ağustos 31st, 2010 at 03:02
SONUC NE OLURSA OLSUN AGZIMIZDAN CIKAN SÖZ NAMUSTUR VE SENNETTIR….
Ağustos 31st, 2010 at 03:20
Pastör SAKIS PASAOGLUNU CAGIRAMAZSINIZ NIYE?????
CÜNKÜ O BABDIST MEZHEBINE AITTIR.MERHUM HIRANT DINK VE TÜRKIYE HIRISTIYANLARI BU MEZHEBE KARSIDIR..
Ağustos 31st, 2010 at 10:45
ABOOOOOOVV BUNLAR BENİ AŞAR…BU SİTEYİ DÜN GECE BULDUM DİKKATLE OKUDUM AMA BU KONUDA NE KADAR CAHİL OLDUĞUMU ANLADIM…TAKİP EDECEĞİM..BİLMEMEK DEĞİL ÖĞRENMEMEK HESABI…
Ağustos 31st, 2010 at 20:13
ONLAR SIMDI ATES ALEVINE DÖNDÜ…..
DERMANSIZ DERTLERINE CARE ARIYORLAR………….BULABILIRLERSE TABI………….
Ağustos 31st, 2010 at 21:02
DERMANSIZ DERTLERINE CARE ARAYANLARIN ARASINDA BIZIM AKILSIZLARDA VAR……KÖR KARDESLERIMIZDE VAR………………..
“”"”"ADAM ATI BEGENMEMIS”"”"” BU ADAM ATTAN INMIS.
TÜRKCE BIR ATASÖZÜ DERKI : “”"”ATTAN INDI ESSEGE BINDI”"”"”
Istiyorsaniz köln kilisesi pastörü sayin ESAT AVCIOGLU ILEDE BAGLANTIYA GECIN.
ISTIYORSANIZ KÖLN KILISESI ABD ÖZEL MISYONERI NILL NEWMANN ILEDE BAGLANTIYA GECIN..
YADA HIRISTIYAN TV SAT 7 DE BOY GÖSTEREN PASTÖR HALUK BILGINER , YADA PASTÖR DR. SAYIN ÜCALLA ,DA BAGLANTIYA GECIN……
ONLARIDA BU SITEYE DAVET EDIN……
Ağustos 31st, 2010 at 21:05
ADRESLERINIDE VERYIM “”"KÖLN KILISESI”"” YAZIN WEB SAYFASINA GIRIN…
Eylül 1st, 2010 at 20:35
Gözlerim doldu silenim yok
Eylül 1st, 2010 at 21:54
Sevgili kardesim bu gün 5 , 6 gün oldu kimseden ses yok….
Bu sartlar altinda kim ses cikarirsa rezil olacak. Herkes bunu biliyor…
Yüksek müsadenle acizane bu durum karsiinda diyorumki benim sana 2 tavsiyem olacak….
Ben eminim sen delikanli,yürekli,ruhi ihtiyaclarinin farkinda olan,cesur bir kisisin.
Cünkü böyle bir ortamda din degistirmeyi göze alan, hem her türlü ailesinden ,akrabalarindan, sevdiklerinden, arkadaslarindan,cevresinden ayiplanip dislanmayi göze alan birisi her halükarda benim gözümde cesur yürekli vede degerli birisidir.
Cünkü bu duygulari ben sahsen kendimde yasadim.
Tahmin ediyorum yasca sen benden daha kücüksün..
Dolayisi ile bir Abin olarak sana iki tavsiyemin özüne gelmek istiyorum..
1- Birinci tavsiyem senin bir önceki dinin olan “”"”ISLAMA”"”" geri dönmen elinden geldigi kadar dini vecibelerini yerine getirmen Aileni arkadaslarini cevreni üzmemendir…
Belki bu senin icin manen zor geliyordur.
Bu durumda ikinci tavsiyem ise sudur:
2- TANRIYA OLAN INANCINI KAYBETMEDEN ,,INANCIN ALLAH ILE SENIN ARANDA KALSIN.
MANEVI BIR BOSLUK HISSETTIGIN ZAMAN SU DUAYI ET .”"”ALLAHIM BEN SENIN VARLIGINA VE BIRLIGINE INANIYORUM. DOGRU YOLUN NE ISE BANA GÖSTER.”"”"”"
BU DUA SANA FAZLASI ILE BU DURUMDA YETECEKTIR.—
BU iki tavsiyemin en önde geleni birincisidir..fakat senin özgür iradene müdahele etme hakkimiz olmadigindan .DUA ALTINDA VERECEGIN KARALAR ÖZGÜRCE SANA BIRAKILIYOR…
SEVGili dostumun iki gözü ,TITANIK gibi zaten batmaya mahkum olmus hatta yarisida batmis bir gemiye yatirim yapmis olmayasin?????
“”"”"”"IYI DÜSÜN.”"”"”"
Eylül 1st, 2010 at 22:12
Bilen gelsin
DERMANIMI bilen gelsin tabib ve doktor istemem bize bu yaRAYI ,bizi derde salan gelsin
Eylül 1st, 2010 at 22:20
istanbulda oturuyorum bu ADAMIN SORULARINA CEVAP vermezseniz bende telefon umu adresimi verecem
Eylül 1st, 2010 at 23:42
MORMONLARIN Tükiye sorumlusu misyoneri olarak bende ilgi ile siteyi takip ediyorum.
Eylül 3rd, 2010 at 21:14
SAYIN KÖLN KILISESESI INANLILARI….
SAYIN SARKIS PASAOGLU…..
SAYIN Dr. ÜCAL ve HALUK BEY …..
VE SIZ HIRISTIYAN INANCINA TABI TÜM SEVDIKLERIMIZ…
Biz YEHOVANIN SAHITLERI OLARAK HIRISTIYANLARI KENDIMIZE DÜSMAN YADA RAKIP OLARAK GÖRMEDIK.
BIZIM SÖZLERIMIZ SIZE BIRAZ DOSTTAN INNELER GIBI OLDU.
Kutsal yazilarda süleyman peygamber diyorki:”"”" DÜSMANIN ÖPÜSLERI BOLDUR FAKAT DOSTUN SÖZÜ DERIN YARALAR.”"”"”Bizler müsadenizle sizleri biraz derinden yaraladik.
Biz Yehovanin sahitleri olarak bugün yarin ve yarindanda sonra Hiristiyan alemini hep derinden yaraladik.Istedikki onlar ruhen uyansin.
“”"YEHOVA SAHITLERI IDDALARI VE YANILGILARI”"”Diye kitap yazan siteler acan bizim yinede sevdigimiz kayyirdigimiz alem simdi nerede??????I.AKKURT,UN sitesine niye gelmiyor????
Bu site ücretli bir sitemidir??? sizin servetinizi mal varliginizi elinizden alacak bir sitemidir?????
SAYIN BRÜKSEL KILISESI PASTÖRÜ SARKIS PASAOOGLU HEM SITENDE HEMDE KITABINDA YAZDIGI “”"”"HITLERLE”"”"” ILGILI IDDALARINI NIYE KANITLAYAMADI?????
KENDISINE GÖNDERDIGIM DOSYADAN SONRA MEKTUBUMU NEDEN POSTA YOLU ILE GERI IADE ETTI???
BIZIM TARIH BOYU YEHOVANIN SAHITLERI OLARAK DÜSMANIMIZ COKTUR..
OYSA YEHOVANIN SAHITLERI OLARAK BIZ NE BIR DEVLETE ,NE BIR IRKA, NE DE BIR DINE ASLA DÜSMAN DEGILIZ…..OMADIK,TA……….
EGER KABUL GÖRÜRSE BIZLER FERDEN KUTSAL YAZILAR ISIGINDA HEPINIZIN IYILIGI ICIN EMEK VERIYORUZ….BUNU DÜNYA CAPINDA DÜNYANIN EN ÜCRA KÖSELERINDE,DÜNYANIN 237 ÜLKESINDE YAPIYORUZ..
Din , dil,IRK, Mezhep,inanc ayrimi yapmadan hepinizi seviyoruz,ve sizleri BAGRIMIZA BASMAYA HER ZAMAN HAZIRIZ………
Size bir soru sorsam . Sevgi NEDIR ????? Desem nasil bir cevap verirsiniz ?????
Eylül 4th, 2010 at 00:38
SEVGI NEDIR .???????????????
BU SORUYU YANITLAMAK ISTEYENLERIN SAMIMI CEVAPLARINI MERAKLA VEDE SAMIMIYETLE BEKLIYORUZ……….
EVET.!!!!!!!!!!!!!!!!!! SIZCE SEVGI NEDIR ..???????????
Eylül 4th, 2010 at 01:17
Böyle bir soru size sorulsaydi , nasil cevap verirdiniz.???????
Eylül 4th, 2010 at 01:38
BU SORUYA CEVAP VERMEDEN ÖNCE IYI DÜSÜNÜNKI “”"”"”FALSOYA”"”"” UGRAMYIN .
BU SORUNUN EZICI; TAM VE DOGRU CEVABI YEHOVANIN SAHITLERININ ELNDEDIR.YINEDE BUYURUN BIZLERDE SIZLERDEN BIRSEYLER ÖGRENELIM DIYORUZ….
BIZLER “”"”"AKIL AKILDAN ÜSTÜNDÜR”"”"”" ATASÖZÜNE HER ZAMAN SAYGI DUYARIZ……….
Eylül 4th, 2010 at 03:05
Buyurun,Ya cenaze NAMAZINA, Ya Halil ibrahim SOFRASINA…
Vallahi helal….
Eylül 4th, 2010 at 03:23
Sevgili BURAK.
SENIN ilgin cesaretime cesaret katti.Tesekkürüm sonsuzdur.Yoluna koymam gereken islerimden dolayi msn ve posta adresi kullanmiyorum.Emin ol zamani gelince seninlede tanisacagiz.Eger arzu edersen tabii…
Bu sitede “”"ESMER”"” ve “”"”SAMUEL”"”" Nikleride bana aittir.
Zamanin olursa sitenin “”"FAHISE BABIL NERESI”"”Sayfasina,da bir göz atmani tavsiye ederim.
Senin oturdugun yer Paris bize 3 , yada 4 , saatlik yol. gün gelir belki bir cayinida iceriz.eger kabul edersen tabii….
Sevgiyle kal kendine iyi bak …
Eylül 4th, 2010 at 03:38
KAZIM Eger gelirsen bizim parisin hic bir dükkaninda CAY SATILMIYOR..
SANA CAY ikram edemem…
Bizde Aslan sütü var. NASIL KARSILARSAN KARSILA……..
Eylül 4th, 2010 at 03:51
Vallahi Kardesim ne diyeyim ??????
Misafir umdugunu degil buldugunu yer.
sen kafana göre TAKIL…….
Eylül 4th, 2010 at 04:50
EYVALLAH———-°!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Eylül 4th, 2010 at 20:35
KAZIM BEY ORDA DUR!!! ESMER, DEMİŞSİNİZ ESMERCİX BANA AİT…İKİNCİSİ İSE AFFINIZA SIĞINARAK SORUYORUM..BENDE DİYE BAŞLAYAN BİR CÜMLENİZ DE DİN DEĞİŞTİRDİM DEDİNİZ ANLADIĞIM KADARI İLE.. SİZ MÜSLÜMANDINIZDA DİNİNİZİMİ DEĞİŞTİRDİNİZ…NEDEN BUNA GEREK DUYDUNUZ?
Eylül 4th, 2010 at 21:16
SAYIN ESMERCIX …..
“”"”"ESMER”"”"” ile “”"”"ESMERCIX”"” i ayirt etmek herhalde zor olmasa gerek.
Ikinci sorunuza gelince bu konuyu Sitenin “”Fahise babil neresi?”"” sayfasina girerseniz bu konunun yeteri kadar mükemmel bir sekilde irdelenip islenmis oldugunu göreceksiniz..
Orada “”"”KAZIM”"” ve “”"ESMER”"”in yazilarini okumanizi tavsiye ederim. Yukardaki sorunuza cok detayli tam bir cevap alacaksiniz. tesekkürler.
Din degistirmek özgürce verilmis tercih meselesidir. Ayiplamamak lazim.
Eylül 5th, 2010 at 00:44
Size bir masal anlatayim …
Rüzgar ile günes iddaya girmis…Su gariban cobanin sirtindaki paltoyu cikarmayi kim basaracak diye.
Önce rüzgar ise baslamis. Sidetle esmis gürlemis,Firtina olmus cobanin üzerine dogru ,cobanin sirtindaki paltosunu havalandirdikca havalandirmis.
Peki coban ne yapmis ????
Rüzgar estikce paltosuna sarilmis,hemde “”"SIMSIKI”" sarilmis.Bütün gücü ile paltosuna sarilmis, ve paltosunu rüzgara kaptirmamis.
Sonun da rüzgar “”"”"PES”"”"”etmis.
SIRA Günese gelmis.Günes Rüzgarin aksine güzel bir hava vermis havayi isittikca isitmis. Coban terlemis paltosunu kendiliginden cikarmis.
Sonucta iddayi günes kazanmis.
Mantikende bu böyledir.Karsindaki kisi ile duygudas olmadan O kisiyi anlamaya calismadan,O kisinin yüregine erismeye calismadan, körü körüne istedigin kadar es gürle sonunda yine sen “”"”"”ACIZ”"”"Duruma düsersin.
Bir doktor basi agriyan bir hastasina mide ilaci yazarsa bu ilacin o hastaya nasil bir sifasi olabilir ?????
Tam tersi bu hasta dahada cok hasta olur.
Eylül 5th, 2010 at 00:48
SEN NE YAZARSAN YAZ KIMSENIN UMURUNDA OLMAZ…..
Eylül 5th, 2010 at 01:01
Meseleyi bu kadar büyütme,Gönlüne yüregine bu kadar ACI verme Allah göstermesin bir dert sahibi olursun bu günlerini de arar hale gelirsin..
Sagligimiz mutlaka hepimizin kaybetmek istemedigi bir servettir.
Yükünü “”ALLAHA”" BIRAK O SENI KAYIRACAK O SANA DESTEK OLACAKTIR.
Eylül 5th, 2010 at 01:40
ALLAH BELAMIZI VERMESIN,,,, BENIMDE SIZDEN BIR FARKIM YOk.
Cünkü biz babalar hep böyleyiz,…………..Kendini suclama…..
Eylül 5th, 2010 at 01:58
Kendini Suclama anlamida yüregine dert etme demek istedim…
Cünkü Zaman her seyin ilacidir……..
Eylül 5th, 2010 at 02:04
SEN MERAK ETME SENIN ARADIGIN “”"”"”TESELLI”"”" BEKLEDIGINDEN DAHA BÜYÜK OOLACAK…..
Eylül 5th, 2010 at 20:29
SAYIN I. AKKURT……
YUKARDA 164,165,166, nolu yazilarin kime ait oldugunu acikliga kavusturmaniz site sahibi olarak sizin sorumlulugunuz ve yükümlülügünüzdür.
Bu yazilar sitenin sag alt kösesindeki site kurallarina uymaktami ?????
Bu durumu acikliga kavusmazsa kendimizi bu siteden kovulmus sayariz.
Eylül 5th, 2010 at 20:32
Cünkü son 3 gündür deneme yanilma misali sitde anliyamadigim garip seyler oluyor…
Acaba kovuldukmu .???????? bunu bilelim……
Eylül 5th, 2010 at 23:57
KAZIM BEY BAZI ARKADAŞLAR BİZİM ADIMIZLA İÇLERİNDEKİLERİNİ BOŞALTIYORLAR.
Eylül 6th, 2010 at 00:22
SAYIN i.AKKURT ONLAR DERMANSIZ BIR VURGUN YEDILER.
Eylül 6th, 2010 at 00:41
HADI GITTIKLERI YOLUN “”"”"”" ADAM “”"”"” GIBI BIR YOL OLDUGUNU BIZE KANITLASINLARDA ,,,,
BIZDE ONLARIN PESINDEN GIDELIM DEDIK….DEMEDIKMI???? DEDIK….BRÜKSEL KILISESI PASTÖRÜ SAYIN SARKIS PASAOGLUNUN TELEFONUNUDA BILMIYORLARSA BEN ONLARA VEREYIM.
CEP:KOD (BELCIKA) 0484139050
ASLINDA ONLARIN EN YÜKSEK DINI MAKAMLARINDA YURTDISIDA DAHIL BASVURMADIKLARI YER KALMADI.SENIN HABERIN YOK.
YOKSA ONLAR BIR HAFTADAN FAZLADIR BU YAZININ ALTINDA “”EZIK EZIK”" DOLASMAZLARDI.
DEDIMYA BIZIMKIDE DAHIL DERMANSIZ BIR VURGUN YEDILER..,,,,
Eylül 6th, 2010 at 02:11
SAYIN I.AKKURT….
BU SITEDE ONLARIN SENIN ADINI KULLANIP ARGO KÜFÜR PARASIT YAPMALARININ EN BASTA GELEN NEDENI I.AKKURTU KISKANMIS OLMALARINDAN KAYNAKLANIYOR…..
NEDEN??????CÜNKÜ I.AKKURTUN MADDI MANEVI EMEKLERI BU ANLAMDA BOSA GITMEDI.
CÜNKÜ I. AKKURT BIR BABA OLARAK COK HAKLI BIR KONUMA YÜKSELIRKEN,BABA NASIHATINI HOR GÖRENLERIN NE BÜYÜK BIR REZALET ICINE DÜSTÜKLERINI,CIRPINTI,CARESIZLIK,icinde KIVRANDIKLARINI GÖRÜYORUZ…
DOLAYISIYLA ONLRIN ICI KAZIMA DEGIL I.AKKURTA DOLUDUR….
I.AKKURTUN SONUNDA AMACINA ULASMIS OLMASI ONLARIN EN BÜYÜK SORUNUDUR….
Eylül 6th, 2010 at 04:44
EYVALLAH…..ONLARIN “GÖZLERİ VAR GÖRMEZ KULAKLARI VAR İŞİTMEZ AKILLARI VAR DÜŞÜNMEZ” ALLAH HERKESE HİDAYET NASİP ETSİN
Eylül 6th, 2010 at 17:07
HERKESE TAVSIYE EDERIM I.AKKURTU ASLA VE ASLA HAFIFE ALMAYIN….
Eylül 6th, 2010 at 17:22
SIMDI I.AKKURT SIZIN HALINIZE GÜLÜYOR…………