Tanrı’nın seçilmiş ırkı ve Vaad Edilmiş Topraklar gerçeği
11. Tanrı’nın seçilmiş ırkı ve Vaad Edilmiş Topraklar Gerçeği Nisan 11th, 2008Yahudiler yeryüzünde Tanrı’nın seçilmiş kutsal ırkı mıdır? Bu iddia Tevrat’ta vardır ve özellikle Protestan Evanjelik Hıristiyanlara aittir. Dikkat edilirse İncil’e ve bütün Hıristiyanlara ait bir iddia demedik. İncil ve Katolik, Ortodoks Hıristiyanlar ise aksini iddia eder. Bütün Yahudiler için Tanrı tarafından seçilmiş ırk inancı, Armagedon Savaşı kehanetleri peşinde koşan Evanjelik’leri Hıristiyan Siyonizmi’ne dönüştüren asıl nedendir. Bildiğimiz gibi son Yahudi peygamberi Hz. İsa, Tevrat’taki bazı yanlış uygulamaları değiştirmek için gelmişti. Dinini ilk anlattığı yıllarda Yahudilere öncelik veririken, daha sonraları dini bütün uluslara açmıştır:
“18-İsa yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: “Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana
verildi.
19-Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin;” (Matta-28)
Bu konuda İncilde 13 mektubu bulunan Pavlus’ta konuya Romalılara yazdığı mektupta açıklık getirir:
“2-Her yönden çoktur. İlk olarak, Tanrı’nın sözleri Yahudiler’e emanet edilmiştir.”
3-Peki, kimi Yahudiler güvenilmez çıkmışsa ne olur? Onların güvenilmezliği Tanrı’nın güvenilirliğini ortadan kaldırır mı?
9-Şimdi ne diyelim? Biz Yahudiler öteki uluslardan üstün müyüz? Elbette değiliz. İster Yahudi ister Grek olsun, daha ö nce herkesi günahın denetiminde olmakla suçladık.
29- Yoksa Tanrı yalnız Yahudiler’in Tanrısı mı? Öteki ulusların da Tanrısı değil mi? Elbet öteki ulusların da Tanrısı’dır.(İncil-Romalılar-2)
Bu konu İncil’de bu kadar açıkken Evanjeliklerin saplantıları bakın ne boyutta. ABD başkanı Clinton’un rahibi R. Vaught başkanlığı sırasında, Clinton’a başkanlığı süresince yaptığı hataların Tanrı tarafından affedileceğini, “ama eğer İsrail’e sırt çevirirsen, Tanrı seni asla affetmeyecektir” diye telkininde bulunmaktadır. Öyle ki Evanjeliklere göre İsrail’i eleştirmek, Tanrı’yı eleştirmekle eş tutulmaktadır. Bunun sebebi kendi dinlerini bir kenara atıp,Tevrat’ın İsrailoğulları hakkında yazdıklarıdır. Tevrat’ta İsrailoğulları Hz. Musa’nın önderliğinde, Mısır’daki kölelikten kurtulduktan sonra, Hz. Musa aracılığıyla Tanrı onlara seçilmiş bir ırk olduklarını bildirir. Bu konu Mısırdan Çıkış-19, Levililer-20:26 ve Yasanın Tekrarı-7:6’da açıkça belirtilmektedir:
“5- Şimdi sözümü dikkatle dinler, antlaşmama uyarsanız, bütün uluslar içinde öz halkım olursunuz. Çünkü yeryüzünün tümü benimdir.
6- Siz benim için kâhinler krallığı, kutsal ulus olacaksınız. İsrailliler’e böyle söyleyeceksin.” (Mısırdan Çıkış-19)
Yalnız bu seçilmişlik gerçekten bütün İsrailoğullarını kapsamakta mıdır? Burası iyi dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrıntıdır. Yukarıda verilen “Mısırdan çıkış-19:5-6 ” ifadesine dikkatli bakıldığında bütün bir ırkı kapsamadığı açıktır. Bu seçilmişlik “Tanrı’nın sözünü dinleyip, antlaşmasına uyanları” kapsadığını anlarız. İman eden ve antlaşmasına uyan Yahudilere yapılan vaad Kuran’da da doğrulanmaktadır:
20. Hani Mûsâ, kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar kılmıştı ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti.”
21.Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz.” (Maide-5)
Buradan seçilmiş ve kendilerine vaadler verilenlerin yanlızca “İMAN EDİP ALLAH’IN DİNİNE UYANLAR” olduğu çok açıktır. Bu konu Tevrat’ta bir çok yerde çok açık belirtilmektedir. Tanrı’nın sözüne (dinine) uymayanların devamlı cezalandırılacağı tehdidi de vardır:
“14- “Ama beni dinlemez, bütün bu buyrukları yerine getirmezseniz, cezalandırılacaksınız.
15-Kurallarımı çiğner, ilkelerimden nefret eder, buyruklarıma karşı çıkar, antlaşmamı bozarsanız
30-Tapınma yerlerinizi yıkacak, buhur sunaklarınızı yok edeceğim. Cesetlerinizi devrilen putların üzerine serecek, sizden nefret edeceğim.
31-Kentlerinizi viraneye çevirecek, tapınaklarınızı yıkacağım. Beni hoşnut etmek için sunduğunuz kokuları duymayacağım.
32-Ülkenizi viran edeceğim, oraya yerleşen düşmanlarınız bile şaşkına dönecek.
33-Sizi öteki ulusların arasına dağıtacak, kılıcımla peşinize düşeceğim. Ülkeniz viran olacak, kentleriniz harabeye dönecek.
37-Kovalayan yokken savaştan kaçarcasına birbirlerinin üzerine yıkılacaklar. Düşmanlarınızın karşısında ayakta duramayacaksınız.
38-Öteki ulusların arasında yok olacaksınız. Düşman ülkeler sizi yutacak.
39-Artakalanlarınız gerek kendi, gerekse atalarının suçlarından ötürü düşman ülkelerde eriyip gidecekler.” (Levililer-26)
Demek ki seçkin olmak için Yahudi olmak yetmiyor. Antlaşmayı bozan, kurallarını çiğneyen, buyruklarını yerine getirmeyen bırakın seçkin olmayı, korkunç cezayı hak etmektedir. Zaten Tevrat’ta yazdığı gibi, antlaşma kurallarına uymayıp putperestliğe sapınca, birçok defa yurtlarından olmuşlardır. Son olarak ta, Hz. İsa’yı reddettiklerinden, Hz. İsa’nın İncil’de yaptığı ikaz gereğince, son olarak ta aynen yukarıda ki cezaya çarptırılıp sürgün edilmişlerdir. Bu konuda Yahudiler Kur’an’da da açıkça uyarılır;
“25- Allah’a verdikleri sözü kuvvetle pekiştirdikten sonra bozanlar, Allah’ın riayet emredilmesini emrettiği şeyleri terk edenler ve yeryüzünde fesat çıkaranlar; işte lanet onlar içindir. Ve kötü yurt (cehennem) onlarındır. (Rad-13)
“4-Biz, Kitap’ta İsrailoğullarına: Sizler, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız, diye bildirdik
5-Bu ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketlerinizde her köşeyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir.”
6-Sonra onlara karşı size tekrar (galibiyet ve zafer) verdik; servet ve oğullarla gücünüzü arttırdık; sayınızı daha da çoğalttık.
7-Eğer iyilik ederseniz kendinize etmiş, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz. Artık diğer cezalandırma zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine Mescid’e (Süleyman Mabedi’ne) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip etsinler (diye, başınıza yine düşmanlarınızı musallat kıldık)
8-Belki Rabbiniz size merhamet eder; fakat siz eğer yine (fesatçılığa) dönerseniz, biz de sizi yine cezalandırırız. Biz cehennemi kafirler için bir hapishane yaptık.” (İsra-17)
Argemedon kehanetlerinden olduğu iddia edilen Yahudilerle ilgili olan en önemli kehanetin arkasında ki asıl gerçek bu. Konuda son noktayı yine Kuran koymaktadır;
“124-Hani Rabbi, İbrahim’i birtakım kelimelerle denemişti. O da tam olarak yerine getirmişti. (O zaman Allah İbrahim’e): “Seni şüphesiz insanlara önder kılacağım” dedi. (İbrahim) “Ya soyumdan olanlar?” deyince (Allah:) “Zalimler benim vaadime erişemez” dedi. (Bakara Suresi-2)
Günümüze dönük kehanetlerin peşinde koşanların bu ayete dikkat etmelerini tavsiye ederiz. Niye mi? Çünkü Tevrat ve İncildeki Mesih ile ilgili kehanetlerin hem günümüzle bir ilgisi yok, hem de net anlaşılır tarafları yok. Yukarıdaki uyarı son derece önemli. Geçmişten örnek vererek, biz sizi iki defa cezalandırdık diyor. Eğer siz “fesatlığa devam ederseniz, Rabbiniz de sizi cezalandırmaya devam edecektir” diye uyarıyor. Konuyu toparlayacak olursak; Allah her zaman diliminde kendi antlaşmasına uyanlara bu dünyada da öbür dünyada da bir takım vaadleri olmuştur. Bu vaadler, inananlar ve antlaşmasına uyanlar içindir. Bir ırkı tümüyle kapsamadığı açıktır. Ayrıca geçmişte ki vaadler o günler içindir. Bunları bu günlere taşımanın da haklı ve doğru bir yanı yoktur. Bunun en açık ispatı Mesih konusudur. Geçmişte beklenen Mesih’i günümüze taşıyanlar, “Yahudilerin Mesih önderliğinde vaad edilen topraklara dönme kehanetini ” nasıl izah edecekler.. 2000 yıl sonra vaad edilen topraklara yahudiler döndü. Hani Tevrat’a göre bu dönüş beklenen Mesih önderliğinde olacaktı? Bu sebeple 1948′de Filistinde kurulan Yahudi Devleti için “Siyonistlerin Devleti” diyen İsrail’in en değişik koyu dindar Musevi tarikatlarından “Naturei Karta (Kudüs Muhafızı)”, bu devlete karşı çıkmaktadırlar. Hatta İran’daki Anti Siyonist toplantılara kayılmakta ve Filistindeki Hamas yetkililerine destek ziyareti yapmaktadırlar (17.07.2009.timeturk.com) ve Lübnan’daki Hizbullah örgütüyle görüşmektedirler.(13.03.2008.hürriyet.com) Yahudiler sürgünden Mesih önderliğinde Filistin’e döneceklerdi diye, günümüze Mesih’in geleceğini taşıyanlar hayal kırıklığına uğradılar. Çünkü Tevrat’ta Mesih gerçeği Babil istilasıyla ilgiliydi. Tekrar özetlersek; Seçilmiş ırk, vaad edilmiş topraklar ve kurtarıcı Mesih miti o zamanlara aitti. Bütün bunları günümüze taşıyanların yanıldıkları ortadadır. İsrail başbakanı Ehud Olmert ” Büyük İsrail bir hayaldir derken” (14 Eylül 2008 timetürk.com) bu gerçeği vurgulamaktadır. 6 milyon bir Yahudi nüfusu için Nil’den Fırat’a bir vatan çok büyüktür.Kutsal Kitaplarda ki vaadlere göre hareket edeceksek, vaad sadece Yahudiler için değil, başkalarına da vaad var:
“55-Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va’detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır.” (Nur Suresi-24)
Sanırım konu şimdi daha iyi anlaşılmıştır. Şimdi her millet tarih öncesi yaşadığı diyarları kendilerinin tapulu malı veya Tanrı’nın kendilerine vaadi olduğunu iddia edip söz konusu topraklara dönmeye kalkarsa dünyanın hali ne olur bir düşünün. Zaten geçmişte “Vaad edilen topraklarda” Hz. Davut ve Süleyman zamanında toplam 80 yıl gibi çok kısa bir zaman diliminde hâkimiyet kurabildiler. Devamlı işgal zulüm ve sürgünde yaşadılar. Gerçek bir Tanrı vaadi varsa bu durum Tanrı vaadiyle zaten uyuşmamaktadır. Bu durumda ya Tanrı yalan vaade bulundu, yani Tanrı vaadini tutmadı ya da böyle bir vaad gerçekte yoktu. Dileyen dilediğini kabul etmekte serbesttir. Herkes Tanrı vaad ettiği zaman kesin olarak gerçekleştireceğine inanır. Kutsal Kitaplarda sadece düşmanlık yoktur. Her türlü barışa hazır insanlar için, Tevrat’ta başka vaadlerde vardır:
“3-RAB halklar arasında yargıçlık edecek, Uzaklardaki güçlü ulusların anlaşmazlıklarını çözecek. İnsanlar kılıçlarını çekiçle dövüp saban demiri, Mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, Savaş eğitimi yapmayacaklar artık.
4 Herkes kendi asmasının, incir ağacının altında oturacak. Kimse kimseyi korkutmayacak. Bunu söyleyen, Her Şeye Egemen RAB’dir.” (Mika -4)
Benzer konuda bir kur’an ayetiyle koyu bitirelim.
32.Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap’ta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır.”(Maide-5)
Toplam 851 kez, bugün ise 1 kez okunmuştur.
Ana sayfaya dön.
Haziran 10th, 2008 at 17:38
intifada
Mayıs 29th, 2009 at 16:13
HZ.MUHAMMED S.A.V. DE HZ İBRAHİMİN SOYUNDAN GELİYOR
Mayıs 31st, 2009 at 03:13
NASIL YA ÖYLE İSE TÜRKLERE JAPONLARA YAHUT BAŞKA Bİ MİLLETE NEDEN PEYGAMBER GÖNDERİL MEDİ:) BESBELLİ SEÇİLMİŞ İŞTE İSRAİLOĞULLARI, BARİ BUNU İÇİNİZE SİNDİRİN LÜTFEN.
Mayıs 31st, 2009 at 09:41
Sevgi Hanım Önemli peygamberlerin büyük kısmı ortadoğuda ve Hz. İbrahim soyundandır. Tabiki bunların önemli bir kısmı Yahudiler için gelmiştir. Hz. Muhammed te Hz. İbrahim’in İsmail soyundandır. Diğer Yahudiler için gelmiş olanlarda İshak soyundandır.Bu sebeble Kutsal kitaplarda Hz. İbrahim için milletlerin atası lakabı verilmiştir. Nasıl Hz. İshak için Allah “soyunu büyük yapacağım demişse, Hz. İsmail içinde soyunu büyük yapacağım demiştir.” Hatta tarihte ve şu anda bakarsanız İsmail soyunun yani ırk olarak bakacaksak Arapların, Yahudilerden çok daha büyük devletler kurduğunu görürüz. Ama malesef Yahudiler DİN TANRI VE KUTSAL KİTAP konusunu tekelleştirdikleri için ve bizde bunları tartışılmaz doğrular sandığımızdan büyük bir yanılgı içindeyiz. Bizer bu kitapların hangisinin ve hangi yerlerinin gerçekten Tanrı tarafından vahyedilmiş olduğunu tam ispat edemeyiz. AMA YAPACAĞIMIZ MANTIKİ KIYASLAMALARLA BUNLARIN NE KADAR VAHİY ÜRÜNÜ OLDUĞUNU ANLAYABİLİRİZ. Tevrat’a baktığımız da çok kutsal bilidiğimiz HZ. İBRAHİM, NUH, LUT, İSHAK,YAKUP,DAVUT VE SÜLEYMAN gibi peygamberlerin hayatlarında HER TÜRLÜ KÖTÜLÜK hemde en büyükleri olmak üzere görülmektedir. Bu kişiler bu davranışlarıyla nasıl bir din önderi olabilirler. AYni şekilde Tanrı’nın işleride kabul edilecek şeyler değil. Tevrat’tın TANRISI ile İncil’in TANRISI ayni tanrımıdır. Kaç tane böyle farklı Tanrı vardır.Bu durumda oturup bir durum değerlendirmesi yapmalıyız. YA BU PEYGAMBERLER VE TANRI SAHTE YA DA BUNLARIN HAKKINDA YAZILANLAR. Birileri yanılıyor ama kim? bBu açıdan TEVRAT , İNCİL VE KURAN detaylı bir şekilde incelenmelidir. ATALARIMIZDAN KALAN ÖĞRETİLERİN HANGİSİ GERÇEK DOĞRUDUR. Ayrıca Kuranda AD VE SEMUD, EYKE, MEDYEN gibi daha bir çok kavimlere gelmiş Salih, Şuayip gibi peygamberden bahseder.Sİzi şaşırtmasın ZERDUŞT,BUDA,BRAHMA VS. gibi aslı bozulmuş bir çok din önderide kendi kavimleri için gönderilmiş birer peygamberdir.Daha sonraları bunlar takipçileri tarafından tanrılaştırılmışlardır.Özellikle İranda yaşamış Zerdüşt kitaplarına baktığımızda bu tanıma çok uymaktadır. Tevrat İranlı persleri çok öğmektedir.Asıl beklenen MESİH bunların arasından çıkıp Yahudileri BABİL istilasından kurtarıp KUDÜS ve TAPINAĞI tekrar kurdurtmuştur. Bu konu için bu sitedeki “BOŞUNA BEKLEMEYİN MESİH ÇOKTAN GELDİ VE BAKIN KİM” bölümünü okuyabilirsiniz.Mesela günümüze bakalım hani MESİH gelip Yahudileri esaretten kurtaracaktı ve Filistinde başkenti Kudüs-Yeruşalem olan bir devlet kuracaktı. İsrail Devleti 1948 de kuruldu ve Kudus başkent oldu ve Yahudiler sürgünden döndü.Peki MESİH nerede kaldı.Tabi bir Hıristiyan için bunun verilecek cevabı hazır. Ama yüzyıllardır hep HZ. iSA’NIN GELİŞİ İÇİN BİRÇOK TARİHLER VERİLDİ VE SONUÇ HEP BOŞ ÇIKTI.Sitemde Hz. İsa’nın da gelişinin çoktan geçtiğini anlatan İNCİLDEN bir çok önemli deliller sunulmaktadır.Tabi aklını kullanmak isteyenler için.
ALLAH BİZE KENDİ GERÇEĞİNİ ANLAMAMIZA YARDIMCI OLSUN!!!!!
Mart 1st, 2010 at 16:57
peygamberlik krallık gibi aynı soydan.Peygamberleri YARADAN seçmedi.YARADAN ın ihtiyacı yok peygamberlere.Ne msj verecekse kendi verir.Tıpkı vucudumuzdaki ağrılar gibi ağrılar rahatsızlıklar aslında YARADAN ın mesajıdır kendini hatırlatmasıdır
Mart 12th, 2010 at 02:49
öncelikle ilginç bir site, insanlardaki kafa karışıklığını ve doğruları arayışta seçtikleri yolları göstermesi açısından da ilgiyi hak ediyor bence.ben ilahiyatçı değilim ve fakat okuduklarım karşısında yorum yazmak durumunda hissettim kendimi.
öncelikle din inanılan değerler sistemi olunca bunun doğru veya yanlış,akla uygun veya uygun olmadığının bir anlamı kalmıyor.kibrit çöpündeki aleve tanrı gözü ile bakan kişinin durumu ile diğer dinlere inanan kişiler açısından inanmak hususunda bir nitelik farkıda yok. şu halde israiloğulları kendilerini seçilmiş ilan edebilirler,inançlarına uygundur.müslüman isek bizim inanç sistemimiz sanırım bunu reddediyor.yorumlardaki hususa gelince, gerçekten bildiğimiz peygamberler tevrattakilerle örtüşüyor ve tevrat bunları krallar olarak isimlendiriyor.ancak bu durum peygamberlerin sadece yahudilere özgülenmiş veya ibrahim soyundan oldukları anlamına gelmez. zira kutsal kitapta okuduğum her kavme peygamber gönderildiğidir. tanrının gazabına uğrayan kavimlere ilişkin ayetleri okuduğunuzda bunların önceden uyarılmış olduklarını görebilirsiniz.ayrıca israiloğullarına gönderilen peygamberlerin kuranda geçmesi sanırım kendilerine gönderilen her peygambere, tur dağına çıktığında musaya bile sırt dönüp kendi bildiklerini okumalarıdır. ve kendilerine bu kadar uyarıcı gelmesine rağmen yoldan çıkmaktaki engin kaabiliyetleri bu bakımdan israiloğullarını diğer kavimler karşısında farklı kılmaktadır. kafa karışıklığının sebebi sanırım peygamberler tarihi adı altında kurandan ayetlerle süslenmiş yahudi öğretisinin bu halka farkında olmaksızın dayatılmasıdır. bunun bir sonucu da son dönemde diyalog adı altında ibrahimi dinler tanımlamasıdır. islam öğretisi içindeki israiliyattan kurana bağlı kalarak sıyrılındığı ve bir takım rivayet ve sözde hadislere dayanan çarpık zihniyetten kurtulunmadığı sürece de bu halkın çocukları doğruları başka yerde aramaya devam edecektir. bu bakımdan sitede yer alan yazıların müellifinden ricam incil ve tevrattaki çelişkiler değil kurana uymayan islam anlayışının yaşattığı çelişkiler ve acılar üzerine eğilmesidir.