Mesih planı ya da Armagedon’un kaynağı
09. Mesih planı ya da Armagedon’un kaynağı Nisan 11th, 20081985 Ağustosunda İsviçre’nin Basel şehrinde Hıristiyanlar tarafından düzenlenen bir kongrede yapıldı.1897 yılında ayni yerde, Yahudiler tarafından düzenlenen ilk siyonist kongrenin yapıldığı salonda, bu kez ikinci bir Siyonist kongre düzenlenmekteydi. Çok büyük katılımla gerçekleştirilen bu kongreye, 27 ayrı ülkeden 589 delege katıldı. Ancak bu kongrenin, Theodor Herzl’in düzenlediği ilk Siyonist Kongre’den önemli bir farkı vardı. İlk Siyonist Kongreye katılanların tümü Yahudi’ydi; oysa ikincisinde katılanların çoğu Hıristiyan’dı. Çok az Yahudi vardı. Çünkü bu kongre I. Hıristiyan Siyonist Kongresiydi, Kudüs Uluslararası Hıristiyan Elçiliği tarafından düzenlenmişti ve katılımcıların da büyük bölümü Hıristiyan’dı. Üç gün süren kongrenin sonucunda önemli bir çok karar alındı. Bunlar arasında, tüm dünya Yahudilerinin İsrail’e göç etmeye yardım ve teşvik etmek. İsrail’in 1967′de işgal etmiş olduğu Batı Şeria’yi resmen ilhak etmesi talebi yer alıyordu. Kısacası, Hıristiyan Siyonistler, Filistin’de kurulan Yahudi Devleti’nin “Vaat edilmiş Topraklara” bir an önce sahip olmasını hızlandırmak istiyorlardı. Bir ara dinleyici sıralarında oturan ilimli bir İsrailli, ayağa kalkarak son cümledeki ifadenin biraz yumuşatılmasın da yarar olabileceğini, çünkü İsrail halkının da yaklaşık üçte ikisinin Batı Şeria’nin ilhakına karşı olduğunu söyledi. Bunun üzerine öfkelenen Uluslararası Hıristiyan Elçiliği temsilcisi Van der Hoeven, söyle bağırdı:
“İsraillilerin ne düşündüğü umurumuzda değil; biz Tanrı’nın ne söylediğine bakarız. Ve Tanrı, o toprakların Yahudilerin malı olduğunu söylüyor.”
İnsanı hayrete düşürecek bu anlayışın temeli neydi? 1600′lü yıllara kadar Yahudilerin Vaat Edilmiş Toprakları olduğunu hiç düşünmeyen, yalnızca Mesih’in ikinci kez yeryüzüne döneceğini bekleyen ve Yahudilerden nefret eden bu insanlara ne olmuştu? Evanjelikler bu derece Yahudiperest olmuşlardı ama. Acaba Yahudiler kendi ütopik dünyalarını kurduklarında Hıristiyanlar için ne düşünmektedirler. Bu konu için, son derece önemli bir kaynaktan, Yahudi Prof. Michael Higger’in “Yahudi Ütopyası” isimli eserinden okuyalım:
“İsrail Tanrı’nın kesin birliğinin canlı bir şahidi olacak. Son olarak ideal çağda Tanrı’nın iki veya daha fazla olacağına ya da onun bir insan olacağına inanan hiç kimse kalmayacak. İdeal dünyada sadece Tanrı’ya inanan insanlar kalacak”Eh Hıristiyanlar da, “azap Yahudiler üzerine inecek (sadece 144 bin hariç) kalanlar Mesih’in Tanrılığına inanıp kurtulacak” diyor. Görelim Mevlam neyler. “Sonuncu Dünya Düzeni” yazarı Robert H. Williams bunu eserinin 64. sayfasında “Bu Hıristiyanlar tarafından geleneksel olarak kabul gören ‘ÜÇLEME’ kavramına atılmış bir tokat” değerlendirmesini yapmaktadır.
Evanjelikler Yahudiler için yeni bir vatan arasınlar dursunlar bakalım. Resmi İncillerde bu inancın aslı nedir? Mesih’in gelişinden önce Yahudilerin Vaat Edilmiş Topraklara dönüşü yok muydu? Ya da vardı da 1600 yıllarına kadar Hıristiyan alemi bu gerçekleri görememişler miydi? Netliği karmaşıkta olsa, Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne gelişiyle ilgili İncil’lerde bulunan ifadeleri incelemiştik. Her ne kadar Hz. İsa’nın İncillerde ne zaman döneceği ile ilgili verilen tarihler birbirini tutmasa da, Hz. İsa’nın tekrar geri döneceği İncillerde bulunmaktadır. Bu gelişin detaylı olarak anlatımı Sinoptik İnciller olarak isimlendirilen ilk üç İncil’de bulunur:
“3 İsa, Zeytin Dağı’nda otururken öğrencileri yalnız olarak yanına geldiler. “Söyle bize” dediler, “Bu dediklerin ne zaman olacak, senin gelişini ve çağın bitimini gösteren belirti ne olacak?”
7 Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak; yer yer kıtlıklar, depremler olacak
15-16 “Peygamber Daniel’in sözünü ettiği yıkıcı iğrenç şeyi kutsal yerde dikildiğini gördüğünüz zaman -okuyan anlasın- Yahudiye’de bulunanlar dağlara kaçsın
21 Çünkü o günlerde öyle korkunç bir sıkıntı olacak ki, dünyanın başlangıcından bu yana böylesi olmamış, bundan sonra da olmayacaktır.
24 Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar büyük belirtiler ve harikalar yapacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse, seçilmiş olanları bile saptıracaklar.
29 “O günlerin sıkıntısından hemen sonra, ‘Güneş kararacak, Ay ışık vermez olacak, Yıldızlar gökten düşecek, Göksel güçler sarsılacak.’
30 “O zaman İnsanoğlu’nun belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek, İnsanoğlu’nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.”
36 “O günü ve saati, ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir; Baba’dan başka kimse bilmez.” (Matta-24)
Matta İncilinde bu açıklamaların devamında, bu geri dönüşün ardından “Bütün ulusları yargılayacağı” yazılıdır. Bu açıklamalara ilaveten Luka İncilinde Kudüs ve tapınağın yıkılıp, Yahudilerin sürgün edileceği de yazılıdır:
“20 “Yeruşalim’in ordular tarafından kuşatıldığını görünce bilin ki, kentin yıkılacağı zaman yaklaşmıştır.
24 Kılıçtan geçirilecek, tutsak olarak bütün uluslar arasına sürülecekler. Yeruşalim, öteki ulusların dönemleri tamamlanıncaya dek onların ayakları altında çiğnenecektir.
32 Size doğrusunu söyleyeyim, bütün bunlar olmadan, bu kuşak ortadan kalkmayacak.“ (Luka-21)
Tabi İncil’de ilk yazılan metinler olan Pavlus’un Mektupları’nda da önemli bir ayrıntıyı tekrar hatırlayalım:
“16 Rab’bin kendisi, bir emir çağrısıyla, başmeleğin seslenmesiyle, Tanrı’nın borazanıyla gökten inecek. Önce Mesih’e ait ölüler dirilecek.
17 Sonra biz yaşamakta olanlar, hayatta olanlar, onlarla birlikte Rab’bi havada karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götürüleceğiz. Böylece sonsuza dek Rab’le birlikte olacağız.” ( 1.Selanikliler-4)
Mesih için, verilen geliş tarihleri tutmasa da, bu tekrar geri geliş vaadi, Mesih beklentisi ve Armagedon Savaşı’nın temelini teşkil etmektedir. Armagedon da savaş söylentileri ise İncil’in en son bölümü olan Yuhanna’nın Vahyi ya da Esinlemesi bölümünde geçer:
“14 Bunlar doğaüstü belirtiler gerçekleştiren cinlerin ruhlarıdır. Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’nın büyük gününde olacak savaş için bütün dünyanın krallarını toplamaya gidiyorlar.
15 “İşte hırsız gibi geliyorum! Çıplak dolaşmamak ve utanç içinde kalmamak için uyanık durup giysilerini üstünde bulundurana ne mutlu!”
16 Üç kötü ruh, kralları İbranice Armagedon denilen yere topladılar.”(Vahiy-16)
Bundan sonra araya büyük bir deprem ve büyük fahişe Babil’in yıkılışı kehanetleri girer. Daha sonra Vahiy 19:11-21 bölümlerinde, gökten beyaz bir at üzerinde Kralların Kralı olan MESİH ve onunla beraber yine beyaz atlar üzerine binmiş gök orduları yeryüzüne inip; canavarla beraber olan kralların ordularını mağlup ediyorlar. Devamında da bir meleğin şeytanı bin yıl için bir yere hapsediyor.
Arkasından şeytana tapmamış İsa’ya tanıklık etmiş ve Tanrı sözüne uymuş imanlılar dirilip; Mesihle beraber bin yıl egemenlik süreceğinden bahseder:
“1 Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.
2 Melek ejderhayı -İblis ya da Şeytan denen o eski yılanı- yakalayıp bin yıl için bağladı.
3 Bin yıl tamamlanıncaya dek ulusları bir daha saptırmasın diye onu dipsiz derinliklere attı, oraya kapayıp girişi mühürledi. Bin yıl geçtikten sonra kısa bir süre için serbest bırakılması gerekiyor.
4 Bazı tahtlar ve bunlara oturanları gördüm. Onlara yargılama yetkisi verilmişti. İsa’ya tanıklık ve Tanrı’nın sözü uğruna başı kesilenlerin canlarını da gördüm. Bunlar, canavara ve heykeline tapmamış, alınlarına ve ellerine onun işaretini almamış olanlardı. Hepsi dirilip Mesih’le birlikte bin yıl egemenlik sürdüler.” (Vahiy-20)
İşte Armagedon Savaşı kehanetlerinin aslı bu ifadelerdir. Tabi “İsa’ya tanıklık ve Tanrı’nın sözü uğruna başı kesilenlerin”, yani Hıristiyanların dirilip bin yıl egemenlik sürmesi uğruna, her Hıristiyan’ın az çok bu kehanetlerin gerçekleşmesini beklemesini normal karşılayabiliriz. Aynı şekilde ilk dört İncilde bu gelişten bahseder. Ama İncillerin hiçbir yerinde, Mesih öncesi Filistin’de açıkça bir Yahudi Devleti’nin kurulacağından ve devamında da Süleyman Tapınağı’nın mutlaka kurulması gerek diye birşey yazmaz. Mesih’in gelişiyle, Yahudilerin tekrar sürgünden Filistine dönerek, bir devlet kuracaklarının temelleri sadece Tevrat’ta bulunmaktadır:“6 “Gün gelecek, düşkünü, sürgüne gönderip ezdiğim halkı Bir araya getireceğim” diyor RAB,
7 “Düşkünü yaşatacak, Uzaklara sürülenleri güçlü bir ulus yapacağım. Onları Siyon Dağı’nda bugünden sonsuza dek ben yöneteceğim.”
8 Ve sen, sürünün gözcü kulesi olan ey Siyon Kenti’nin doruğu, Eski egemenliğine kavuşacaksın. Ey Yeruşalim, krallığını yeniden elde edeceksin.” (Mika-4)
Benzer ifadeler Hezekiel-11:16-17, Yeşeya-11:12′de,Yeremya-23:5-6, 27:12′de, Daniel-7:13-14′te, Zekeriya-8:7-9′da da geçmektedir. İncillerde gelmesi beklenen kurtarıcı tek bir Mesih vardır ve bunun da Hz. İsa olduğu kesindir. Onun gelişinin de tek bir görevi vardır. Bu görev de mesih karşıtlarını cezalandırıp, kendine inanları kurtarmaktır. Kurtaracağı bu inananlar arasında sadece 144.000 bin Yahudi vardır. Yani beklenen bu kurtarıcı, FİLİSTİNDE BİR YAHUDİ DEVLETİ KURMAK, SÜLEYMAN TAPINAĞINI KURMAK VE YAHUDİLERİ KURTARMAK için gelmiyor. Ama Tevrat’ta beklenen kurtarıcı Mesihler, hep sürgündeki Yahudileri Filistin’e, Vaad Edilen Topraklara toplayıp, Kudüs merkezli bir YAHUDİ DEVLETİ kuracaktır. Ayrıca Tevrat’taki beklenen Mesih, ölen bir önemli liderin ikinci defa dünyaya gelişi şeklinde bir bekleyiş değildir. Tevrat’ta ki beklenen Mesih yeni doğacak bir önderdir. Ayrıca Tevrat, tek bir zamanda gelecek, tek bir Mesih’ten de bahsetmez. Tevrat’ta bahsedilen Mesihler Yahudilerin Asur ve özellikle Babil istilalarıyla uğradıkları yıkım ve sürgün dönemlerindeki beklenen kurtarıcılardır (veya krallar). Aslında Tevrat’taki beklenen Mesih tanımlarına iyi baktığımızda, bu kehanetlerin aslının, büyük istilaların esaretinde kalan Yahudilerin yüreğinde kurtuluş umudu oluşturup, teselli etme amaçlı olduğu görülür. Asur ve Babil istilaları dönemlerinde hep bir kurtarıcı Mesih-kral beklentisiyle, Yahudilere mücadele ruhu aşılamaya çalışan peygamberler Yeşaya, Mika, Daniel, Hezekiyel, Zekerya hep bu dönemlerde yaşamıştır. İncil’lerdeki zamanın sonu (kıyamet), mesih’in gelişi ve Armagedon kehanetleriyle ilgili en önemli kehanetler aslında Tevrat’ta ki Daniel kitabında olanlardır:
13 “Gece görümlerimde insanoğluna benzer birinin göğün bulutlarıyla geldiğini gördüm. Eskiden beri var Olan’ın yanına doğru ilerledi, O’nun önüne getirildi.
14 Ona egemenlik, yücelik ve krallık verildi. Bütün halklar, uluslar ve her dilden insan ona tapındı. Egemenliği hiç bitmeyecek sonsuz bir egemenlik, krallığı hiç yıkılmayacak bir krallıktır.” (Daniel-7)
Daniel peygamberin kitabında, zamanın sonu ve Mesih’in gelmesiyle ilgili örtülü kehanetlerle olay iyice gizemli bir hal almıştır:
22 “Daniel, sana anlayış vermek için geldim” diye açıkladı,
23 “Sen Tanrı’ya yalvarmaya başlar başlamaz, duan yanıtlandı; bunu bildirmeye geldim. Çünkü sen çok sevilen birisin. Bu nedenle sözün anlamını kavra ve görümü anla:
24 “Başkaldırıyı ortadan kaldırmak, günaha son vermek, suçu bağışlatmak, sonsuza dek kalıcı doğruluğu sağlamak, görüm ve peygamberliği mühürlemek, En Kutsal’ı meshetmek için senin halkına ve kutsal kentine yetmiş hafta kadar zaman saptanmıştır.
25 “Şunu bil ve anla: Yeruşalim’i yeniden kurmak için buyruğun verilmesinden, MESHEDİLMİŞ OLAN ÖNDERİN gelişine dek yedi hafta geçecek. Altmış iki hafta içinde Yeruşalim yeniden sokaklarla, hendeklerle kurulacak. Ancak bu sıkıntılı zamanlarda olacak.
26 Bu altmış iki hafta sonunda meshedilmiş olan öldürülecek ve onu destekleyen olmayacak. Gelecek önderin halkı, kenti ve kutsal yeri yerle bir edecek. Sonu tufanla olacak: Savaş sona dek sürecek. Yıkımların da olacağı kararlaştırıldı.
27 Gelecek önder birçoklarıyla bir haftalık sağlam bir antlaşma yapacak. Haftanın yarısı geçince, kurbanı da sunuyu da kaldıracak. Kararlaştırılan yıkım başına gelinceye dek yok edici önder tapınağın üst bölümüne yıkıcı iğrenç şeyler yerleştirecek.”(Daniel-9)
İşte günümüzde Armagedon Kehanetleri, Daniel’in bu şifreli sözleri ile, İncilde ki son kitap olan Vahiy Kitabı’nda yazılanlar üzerine bina edilmiştir. Yahudi ve Hıristiyan Kutsal Kitapları’nda temellerini topluca gördüğümüz mesih beklentisi ifadelerini yorumlayan Evanjeliklere göre, Tanrı’nın biri Evanjelik Hıristiyanlar için, diğeri de Yahudiler için iki planı vardır. Tanrı’nın MESİH PLANI denilen bu plan, Evanjelikler için uhrevi, Yahudiler için dünyevidir. Diğer inançta olanlar Mesihe inanmadıklarından, Tanrı katında bir önemi yoktur. Tanrı’nın Yahudiler için dünyevi planında, Vaat Edilmiş Topraklara tekrar toplanıp, Büyük İsrail Devleti’ni kurup dünyaya hakim olmalarıdır. Evanjeliklere göre Tevrat’ta bu Yahudiler için Tanrı’nın vaadidir ve Mesih’in tekrar geri gelmesi için bir an önce gerçekleşmesi gereken bir kehanettir. Bunun sonunda da Tanrı, Evanjelik Hıristiyanlara Mesih’le beraber yaşayacakları uhrevi cenneti verecektir. Evanjelist Hıristiyanlar’ın Yahudilere ve İsrail’e duydukları muazzam sempatinin ve Evanjelizm-Siyonizm ittifakının kaynağı işte bu inanıştır. Mesih geldiğinde Yahudiler ve Evanjelikler bir yanda, bunların haricindeki diğerleri ise bir yanda olacak ve iki taraf arasında büyük bir savaş, yani “Armageddon Savaşı” yaşanacak ve Hz.İsa önderliğindeki Yahudiler ve Evanjelikler savaşı kazanarak dünya egemenliğine ulaşacaklardır. Evanjelist Hıristiyanlar’ın Yahudilere ve İsrail’e duydukları muazzam sempatinin ve Evanjelizm-Siyonizm ittifakının kaynağı işte bu inanıştır.
Toplam 863 kez, bugün ise 2 kez okunmuştur.
Ana sayfaya dön.
Ocak 29th, 2010 at 16:28
Yukarıda ki yazınızı okuduğumda gerçekten çok şaşırdım. Hem herşeyi bildiğinizi iddia edeceksiniz, hem de hristiyan teolojisi ile ilgili hiç araştırma yapmayacaksınız, kendi düşüncelerinizi yarım yamalak bilgilerinizle doğruymuş gibi sunacaksınız. Ben bir hristiyanım. Biz hristiyanlar tevrat ve incilin tamamlayıcı ve aynı içerikli olduğuna inanırız. Aslında bu inancında ötesinde gözler önünde olan bir gerçektir. Her okuyan bu gerçeği görür. Hezekiel, yeşeya, daniel, yeremya peygamberlerin yazdıkları ile Mesih’in dedikleri çelişki içinde değildir. Vaad adlı kitabı size öneririm, ayrıntılı bir biçimde tevrat ve incil sözlerini karşılaştırmalı olarak incelemiş , bilgiendirmiştir. Yahudiler vaad edilmiş topraklara geri gelecekler, evet, bir devlet tekrar olacaklar, tevratta denen bu ve bunu Mesih de inkar etmiyor. Ama bundan önce (babil ve pers işgalinden mesihin gelişine kadar yahudiler bütün bir devlet olamadılar. Geri döndüler topraklarına ama devlet olamadılar. En son Mesih’in gelişinde de romalıların işgali altındaydılar. Mesih yukarıda da söylediğiniz gibi dünyanın dört bir yanına dağılacaklarını, eziyet çekeceklerini söylemişti, ve dediği gibi büyük bir katliamdan da geçtiler. Ama Mesih’in ikinci gelişine yakın rab onları tekrar topladı, kuzeyden, güneyden, dünyanın dört bir yanından. Romalıların sürgününden önce evet bir kısım yahudi sürülmüştü ama babile ya da pers topraklarına, dünyanın dört bir yanına değil. Ve sürgünler Mesihin gelişinden önce israile dönmüşlerdi ama tevratta sözedilen gibi dört bir yandan gelmediler. Ve tamamen bir bütün, bir yetki olamdılar. Romalıların hükmü altındaydılar. Ve 1947 de tam da tevratta denildiği gibi tekrar davutun, süleymanın döneminde olduğu gibi bir ülke oldular. Herkes karşı çıkacak, komşu halklar yok olmalarını isteyecek ama Rab izin vermeyecek. Daniel de bahsedilir , bu ve vahiyde ki armagedon savaşı birbiriyle aynıdır. İsrailin tekrar kurulmasını istemeyen ve sindiremeyen ve onlardan ölümüne nefret eden halklar fikir birliği içinde israile karşı savaş açacak ama Rab onları bozguna uğratacak. Ve Mesih gelecek. Ama Pavlusun önemli bir peygamberliğini söylemeden geçmemeliyim. Bu savaştan önce tüm yahudiler Mesih’in Rab olduğunu ve O’nun bir zamanşar gelen ama öldürdükleri İsa olduğuna iman edecekler ve savaş bundan sonra gerçekleşecek. Vahiyde geçen 144 bin kişi ise semboliktir. 12×12000 dir. Rab’bin sembolik ama anlamını bizim bilmediğimiz sürekli kullandığı sayılar vardır. 12 de bunlardan biridir, buna benzer 7, 70, 77, 40, 3, 1260 sayıları da vardır. Ama 12 sayısını şurdan biliriz, yahudilerin oymak sayısı 12 dir. zaman 12 ye bölünmüştür, havariler 12 kişidir12 seçilmişlerin ve kutsanmış kişi sayısı olarak karşmıza çıkar. Yani şu kesindir ki 144000 sayısı semboliktir. Gerçek anlamda değildir. Ve bu 144000 içinde sadece yahudiler yoktur, yahudi olmayan imanlılar da vardır. Ve Mesih’in yaşarken vaat ettiği Tanrı Krallığı yahudiler ve yahudi olmayanların krallığıdır. Bu insanların tek ortak noktası vardır, o da Mesih’i iman etmeleri, O’nu Mesihliğini, Tanrı olduğunu ve Günahlar için bizim fidyemizi ödeyen olduğunu kabul etmeleri ve iman etmeleridir. 1000 yılda dünya üzerinde mesih’in hakimiyeti gerçekleşecek, krallığı olacak. 1000 yıl imanlıların huzurla yaşayacağı zaman olacak.Bin yıl sonunda tekrar savaş olacak ve bu düzen tamamen yok edilecek.Ama o an imanlılar kıyametten muhaf tutulacak, görmeyecekler, bu yokoluşu imansızlar yaşayacak. Sonra yargılama olacak .Bundan sonra Yeni bir yer, ve yeni bir gök oluşacak ve insanlar (imanlı olanlar) orda Tanrıyla sonsuza kadar yaşayacaklar.
Ayrıca Hristiyanlar hiçbir zaman yahudilerden nefret etmez. Nefret edenler ise kendilerini hristiyan sanan kişilerdir. Çünkü hristiyan demek Mesih takipçisi demektir, ve Mesih’ e ait olan insanlara karşı kin ve nefret duyguları beslemezler. Mesih düşmanlarını sevin der, çarmıhta bile yahudiler için onların affedilmesini söylemiştir. Ve yeruşalime bakıp burda taş taş üstünde kalmayacak dediğinde de yine şefkat ve üzüntüyle yahudiler için konuşmuş ve yahudiler
Ey Yeruşalim! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşlayan Yeruşalim! Tavuğun civcivlerini kanatları altına topladığı gibi ben de kaç kez senin çocuklarını toplamak istedim, ama siz istemediniz.
demiştir. Ama yine sonunda ona döeneceğini, Rab’bin adıyle gelene övgüler olsun diyecekleri güne kadar bir daha kendisini göremeyeceklerini syölediği sözde de sonunda yahudilerin Mesih’i kabul edeceklerini bildirdiğini görürüz, pavlusun da yazdığı gibi.
Ocak 29th, 2010 at 21:04
SİTEMİZE GÖSTERDİĞİNİZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER.DİĞER BÖLÜMLERİ DE OKURSANIZ. BURADA GÖRDÜĞÜNÜZ EKSİKLERİN CEVAPLARINI BULACAKSINIZ.